tasarruf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tasarruf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Erdemir’de 260 milyonluk tasarruf

24 Nisan 2009 Cuma

Krize önlem olarak tüm personelin ücretlerinde yüzde 35 indirime giden Erdemir’in 260 milyon liraya kadar tasarruf edeceği hesaplanıyor. Geçen yıl 211 milyon kâr elde eden şirketin 2009’u büyük zararla kapatması bekleniyor

Türkiye’nin en büyük yassı çelik üreticisi Erdemir’in, ekonomik krize karşı önlem olarak genel müdür dahil tüm personel ücretlerinde yaptığı yüzde 35’lik indirimle, 218-260 milyon lira arasında tasarruf edebileceği tahmin ediliyor.

Erdemir ve iştiraki İsdemir’de örgütlü Türk Metal Sendikası ile işveren sendikası Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası’nın (MESS) salı günü İstanbul’da yaptıkları toplantıda, 7 bin 25’i Ereğli’de olmak üzere toplam 12 bin 587 çalışanın maaşlarının yüzde 35 düşürülmesi konusunda anlaşmaya varılmıştı.

Analistlerin, şirkete sağlayacağı tasarruf açısından olumlu bulduğu karara göre, aralarında üst düzey yöneticilerin de bulunduğu çalışanlar maaşlarını, 16 ay boyunca yüzde 35 indirimli alacak, böylece işten çıkarılma olasılığı bulunan bin 400 kişi de işini kaybetmeyecek.

Çalışan azaltılmadı

Ata Yatırım’ın şirkete ilişkin değerlendirme notunda ücretlerde gidilecek indirim olumlu olarak nitelendirilirken, bu sayede şirketin yaklaşık 260 milyon liralık tasarruf sağlayacağı belirtildi. İş Yatırım raporunda da Erdemir’in 2008 yılında maaş ödemeleri için 829 milyon lira harcadığı, yüzde 35’lik indirimin 2009 yılında yaklaşık 218 milyon lira civarında maliyet avantajı getirmesinin beklendiği ifade edildi.

‘Kalıcı iyileşmeye kadar’

Geçen yılın son çeyreğinde 1.1 milyar lira zarar eden Erdemir yılın tamamını 211 milyon liralık konsolide net kârla kapatmıştı. Analistlerin hesaplamalarına göre, Erdemir, işçi ücretlerinde yapılan indirimle 2008 yılı kârından daha yüksek tutarda bir tasarruf sağlamış olacak.
Erdemir Genel Müdürü Oğuz Özgen, çalışanlarına yönelik bir genelge yayımladı. Özgen şöyle dedi:

“Kriz dönemi başlarında tonu 1.200 dolar olan mamul fiyatlarımız 400 dolara gerilemiş olup gerilemeye de devam etmektedir.

Erdemir tasarruf tedbirleri uygulamaya koymuş ancak krizin başından bu yana 6.5 aydır eleman çıkarmayı gündeme getirmemiştir. Bu tedbirler yeterli olmamıştır. Başta ben ve yardımcılarım olmak üzere tüm yönetici arkadaşlarım, kriz sonuna kadar ücretlerimizden belli oranda fedakârlık yapmayı kararlaştırdık. Toplu iş sözleşmesinin bazı maddelerinin 16 aylık süre için tadil edilmesi konusunda anlaşma sağlanmıştır. Ücretler ve ücrete bağlı diğer hakların, nakdi ve gayri nakdi sosyal yardımlar hariç, 1 Mayıs tarihinden itibaren yüzde 35 oranında indirilmesi karara bağlanmıştır. Uygulama, kalıcı iyileşmelere bağlı olarak tekrar gözden geçirilebilecektir.”

Erdemir, 2008’in ilk üç çeyreğinde 1.4 milyar kâr etmiş, son çeyrekte ise 1.2 milyar gibi rekor bir zarar açıklamıştı. Şirketin siparişlerinde büyük düşüş var. Genel Müdür Özgen, krizi ‘ölüm sarmalı’ olarak tanımlamıştı

Ereğli’de büyük gerginlik konusuydu

Erdemir’de işveren ile işçi sendikası Türk Metal, Eylül 2008’de 22. dönem toplu iş sözleşmesi görüşmelerine başladı. Görüşmeler 5 aydan fazla sürdü. Tarafların karşılıklı grev ve lokavt kararları almalarına varan gerginlikler yaşandı. Görüşmeler sürerken Türk Metal’in 34 yıllık başkanı Mustafa Özbek, Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklandı, yerine Pevrul Kavlak seçildi. Toplu iş sözleşmesi de 26 Şubat’ta sonuçlandı.

Ancak anlaşmanın içeriği konusunda ayrıntılı açıklama yapılmadı.
Erdemir Genel Müdürü Oğuz Özgen, mart ortasında yaptığı açıklamada ellerinde bir aylık sipariş kaldığını, yeni sipariş alamazlarsa bir ay sonra üretimi durdurabileceklerini söyledi. Erdemir’den 1400 işçinin çıkarılacağına ilişkin söylentiler üzerine 20 Nisan’da 2 bin işçi Türk Metal’i protesto etti. 21 Nisan’da görüşmelerden ücretlerde yüzde 35 indirim kararı çıktı.

Anlaşmanın ayrıntıları konusunda aradığımız Türk Metal Karadeniz Ereğli Şube Başkanı Y. Ziya Odabaş, “Genel Merkez’in açıklama yapmayın talimatı var” dedi...

Read more...

Piyasada oyunun kuralları deşifre oldu

4 Aralık 2008 Perşembe

Önce yıllarca neden bu kurlar bu kadar düşük gitti ona bakalım..
Öyle gitmek zorundaydı da ondan...

Görünen o ki kredi krizi olarak başlayan ve herkesin “ sub-prime” mortgage krizi olarak adlandırdığı şey esasında bir likidite krizidir ve bu likidite krizi de gelişmiş ülkelerde bir stagflasyon-deflasyon sarmalına dönüşmektedir.

Reel ekonomiyi pompalamayan bir finansal araçlar bütünü olmadığında reel ekonomi daha da daralacak ve bu sonuçta yeni bir finansal krize dönüşecek ardı ardına gelen sarmallarla bu işi 2010 yılı ortalarına kadar sürecek.

İşin bu kısmına kimsenin itirazı yok herhalde.

Ancak bir çok kişi, böylesi bir krizde Amerikan dolarının gerek global paritelerde, gerekse bizim de dahil olduğumuz gelişmekte olan ülkeler bandındaki ülke paralarına karşı müthiş değerlenmiş durumda.

BÜYÜK KRİZİN NEDENLERİ

Son dönemde yaratılan oyun esasında oldukça açık ve net bir oyundu: Amerika üretmeyen, harcayan ama para yaratmak zorunda olan devasa bir ekonomi. Ancak 1 Trilyon dolardan fazla cari açık veren bir ekonomi. Bu sistem tasarruf edemiyor esasında, tasarruf eden ülkelerden para bulmak zorunda.

Tasarruf eden ülkelerin hikayesi de farklı farklı ya Rusya veya Katar gibi petrol-gaz fiyatlarının yükselmesi ile ya da Çin veya Japonya gibi üretimden kazançlara, yüksek dış ticaret kapasitesinden meydana gelen kazançlara, ya da Çin gibi Doğrudan Yabancı Yatırımlardan kaynaklanan tasarruf güçleri ile döviz üreten ülkelere muhtaçtı.

Bu birbirine kuyruğundan bağlı iki ekonomik çember yaratmış durumdaydı.

Şimdi birinde olan öbüründe yok öbüründe olan da diğerinde yok.
Bu global sistemin ucuz dolar ve pahalı varlık sarmalında olması da haliyle çok doğal bir durumdu.

Bu kadar yüksek cari açık yüzünden gerçekten çökme tehlikesi ile karşı karşıya kalan Amerikan ekonomisi kendini yeniden idame ettirmek için böylesi bir gaza ve pompaya ihtiyaç duyuyordu.

Böylece pahalı varlıkları olanlar ya da varlık yaratabilme kapasitesi taşıyanlar, paralarını ucuz dolara, çevirip gene Amerikan finansal sistemindeki, hazine bonolarından, emeklilik fonlarına oradan ilk kez karşılaştıkları tuhaf finansal ürünlere yöneliyorlardı. Bu yaratılan para, sürekli faiz indiren bir sistemle desteklenmek zorundaydı. Çünkü düşük faiz Amerika’daki tüketimi ve kredi kullanımını pompayalacak yegane şeydi ve global olarak çekilen para da ancak böyle karlı çıkacak ve yeniden bu sisteme gelmek isteyecekti.

UCUZ DOLAR-SIFIR FAİZ-PAHALI HAMMADDE OYUNU

Bu işin ustası, finans gurusu Greenspan tarafından icat edilmiş olan bu uyuşturucu ilaç selefi Bernanke tarafından da aynı iştahla sürdürüldü. Ben buna büyük likidite tuzağı adını vereceğim.

11 Eylül sonrası kendinden uzak bölgeleri işgal etmek için konumlanan Amerikan Savaş makinesi esasında böyle finanse ediliyordu.

Bu uyuşturucu etkisi koskoca Irak savaşı ve Irak işgali boyunca Amerikan vatandaşlarının tık demeden kabullenecekleri bir saadet zinciri yaratacaktı çünkü.

Amerikalı tüketici kendi vatandaşı Irak’ta esir düşerken, yaralanırken ikinci Cip’ini finanse edecek ucuz kredilerle uyuşmuş durumdaydı.

Düşük faiz ile beslenen Amerikan tüketicileri, promosyonlarla beslendi, Üst düzey gelir gurubu ikinci evini alırken, finansçılar orta düzey hatta eşik altı tabir edilen guruplara yönelik riskli ürünlere yöneldiler.

Daha çok dolar basılıyor, bu dolarlar Amerikan finansal sistemine geri dönüyor, döndükçe daha alt düzeyde Amerikalı tüketiciler yöneliyor sitemin aktörleri ise karlarına kar katıyorlardı, hem hizmet paketleri artmıştı hem de yatırım araçları çeşitlenmişti.

Sonradan bu birikmiş bu büyük kazanç bir likidite balonu ile yeniden gelişmekte olan ülkelere yöneliyor, Brezilya, Rusya, Türkiye gibi ülkelerin bonoları, borsalarına, doğrudan yatırımlar, ya da private equity yoluyla şirketlere, ya da bütün dünyada şişen emlak balonu ile gayrimenkule veya gayrimenkul yatırım fonlarına yöneliyordu.

Öte yandan tahvillerin riskleri için getirilen risk araçları olan CDS’ler yani kredi temerrüt takasları da artık ikinci elden alınıp satılıyor, burada yaratılan yeni likidite risk sever hedege fonlar tarafından yeniden gelişmekte olan ülkelere yöneliyorlardı.

Amerikan cari açığını finanse etmek üzerine kurulan dev mekanizma bir anda neredeyse bütün dünya piyasalarına para pompalayan ve sonunda ekonomik verileri düzelten ülke ekonomilerini büyüten bir sihire dönüşmüştü sanki.

Amerika tüketicilerine eşik altı dönüşen bu mekanizma en riskli yerinden tam da bu eşik altından kopuyordu. Eriyen ve kaybolan paranın da 2 trilyon dolarlık bir erimeden bahsediliyor.

Şimdi eriyen bu para korunmak ve kazanmak için en temel ürüne dönüyor yani dolara.

BOL PARADAN BATILDI-KIT PARA İLE BEDEL ÖDENİYOR

Böylece adı önce “kredi krizi” olan bu patlama daha sonra “Kredi Krizi”ne şimdi de “döviz krizine” dönüşecek.

Amerika artık bu sistemi devam ettiremiyor, dolar böylece kendi üstüne kapanıyor.

Gelişmekte olan ülkelerin paraları korkunç değer kaybediyor. Çünkü bol para cenneti sona erdi ve yatırımlar çıkıyor.

Bu klasik bir durum değil paranın değeri düştükçe ihracatımız artar türü saçma sapan şehir efsanelerinin ne kadar yersiz olduğu bu ay açıklanan ihracat rakamları ile teyit edildi neredeyse.

Şimdi aman efendim ithalatımız düşüyor diye sevinmeyelim ekonomi duruyor demektir, resesyon bize de geliyor demektir. Bum konuda Moody’s in uyarısı haklı. Dış Ticaretten Sorumlu Bakanımız ithalatın düşüşünü mutlu bir haber gibi verirken bu tehlikenin ne kadar farkında bilemiyorum doğrusu…

Dolar krizi ve resesyon…
Roubini’nin deyimiyle stag-deflasyon…
Korkarım bunların hepsini, teker teker yaşayacağız.
Ben kurdan korkuyorum.

Kurların yükselişi nasıl durdurulacak? Rezervi en yüksek olan Merkez Bankaları bile bu büyük spekülasyonu alt edemeyebilirler. Üstelik şu rezerv hikayesinin de ne kadar efsane olduğunu bir başka yazımda anlatacağım.

Öte yandan Avrupa bankaları gelişmekte olan ülkelerde büyük risk taşıyorlar.

Paranın genleştiği, geliştiği her yer kriz sinyalleri geliyor.
Dün İzlanda bugün Yunanistan...

GELELİM TÜRKİYE’YE

Türkiye krizin içinde. Bu kesin ama hasarın, çok büyük olmamasının tek nedeni global finansal sisteme yeterince eklenmemek.

Konut sektörü kredilerinde çok klasik babadan kalma usullerde dönmesi, şirket tahvili gibi bir piyasamızın olmaması, CDS’ler hiç tanımamızın.

Dilerseniz bunu başka bir yazının konusu yapalım. Hem dünya hem de Türkiye’ye ayrı ayrı bakmak lazım.

Sözün özü bu ama ben kurlardan korkuyorum.

Steve Hanke bu günkü sabah gazetesinde tekrar sabit kuru öneriyor, başka bir dolar uzmanı Duncan altın-dolar dengesine geri dönmeyi öneriyor.

Ama gene de söyleyelim bu kriz ucuz döviz-cari açık krizidir.
Bol dövizin krizi kıt döviz ile sürüyor.
Bakalım neyle sonuçlanacak?

İskender ÖZTURANLI

Read more...

Abone Olursanız Haberiniz de Olur!

Aşağıdaki kutucuğa e-mail adresinizi yazıp gelecek olan onay linkine tıklayınız. Bu sayede en son borsa haberleri, borsa yorumları ve borsa tüyoları, e-mail adresinize gelecek.

|

Borsa-Tuyolari.Blogspot.Com

Bu sitede; başta Borsa Haberleri olmak üzere, ekonomi ile ilgili en son gelişmeleri bulabilirsiniz. Borsa Yorumları ve Borsa Tüyoları ile yatırımlarınız öncesi fikir edinebilir; Canlı Borsa bandı ile Hisse Senetlerini yakından takip edebilirsiniz. Bu site, yatırım danışmanlığı hizmeti vermemektedir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, bankalar ile kullanıcılar arasında imzalanan resmi bir sözleşme ile verilmektedir. Bu sitede, kişisel yorumlar da bulunabilir.
Bu blog, altyapısı Google tarafından sağlanan Blogger hizmetinden faydalanmaktadır.

Back to TOP