Ekonomik kriz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ekonomik kriz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ekonomik Krizden Çıkmanın Yolu Bu mu?

5 Mart 2010 Cuma

Yunanistan, yaklaşık 1 aydır, büyük bir borç krizinin içerisinde. Avrupa Birliği ülkeleri sürekli toplanarak, bu krizin aşılması için öneriler sunuyor. Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu ise, bu toplantıların ve önerilerin samimi olmadığını sürekli söylüyordu. Yorgo Papandreu'nun bu söylemini haklı çıkaracak bir gelişme oldu.

Almanya'da iktidarda bulunan Hristiyan Demokrat Birlik, Yunanistan'a öyle bir teklifte bulundu ki; tüm ekonomi ve iş çevreleri şaştı kaldı. Hristiyan Demokrat Birliği'ne göre, Yunanistan bu borç krizinden çıkmak için, ellerinde bulunan adalarını satmalı. Özellikle, kimsenin yaşamadığı adaları satmanın, Yunanistan açısından faydalı olabileceğini söyleyen birlik üyeleri, ne kadar uç düşündüklerini de bir anlamda dünyaya ispatlamış oldular.

Avrupa Birliği ülkeleri, Yunanistan'a duydukları güveni yitirmiş durumdalar. Birçok ülke, Yunanistan'a yapılacak ekonomik yardımın, kendi ekonomilerine zarar vereceğini düşünüyor.

Yunanistan ise adaları satmak önerisi bir yana, Avrupa Birliği'nin kendisine yardım etmemesinden şikayetçi.

Read more...

Emekli Maaşları Bile Ödenemeyebilir

3 Mart 2010 Çarşamba

Yunanistan, yaşadığı ekonomik krizlerin bedelini ödemeye başladı. Bu bedellere en büyük örnek, emekli maaşları ile ilgili. Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu, ekonomik önlemlerden dem vurarak, alınması gereken önlemler alınmadığı takdirde, emekli maaşlarının ödenmesinde problemler olabileceğini ya da emekli maaşlarının ödenemeyeceğini söyledi.

Papandreu, kamu çalışanlarının kemerlerini sıkmak zorunda olduklarını, bu ekonomik krizinin; ancak bu şekilde üstesinden gelinebileceğini belirtti. Ayrıca, bu ekonomik darboğazdan çıkmak için, Yunan ekonomistlerin yardımıyla, bazı önlemler alınabileceğini, borsanın rahatlaması için bu önlemlerin şart olduğu belirtildi.

Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu, bu açıklamalarını PASOK toplantısı sonrasında yaptı.

Read more...

Yunanistan: Kobay Ülke Olduk

13 Şubat 2010 Cumartesi

Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu, yaptığı açıklamalarla dikkatleri üzerine çekti. Yaşanan ekonomik kriz ile ilgili açıklamalar yapan Papandreu, Avrupa Birliği'nin Yunanistan'a verdikleri sözü tutmadığını, Yunanistan'ın resmen kobay ülke haline getirilmek istendiğini söyledi.


Yunanistan, Avrupa Birliği'nden son ekonomik yardımı, tam 88 yıl önce istemişti. İstediği yardım sonrası, Avrupa liderlerinin düzenlediği toplantılardan Yunanistan'a destek sözü çıkmıştı. Ancak, bu sözlerin havada kaldığı konuşuluyor. Özellikle Yorgo Papandreu'nun bugün yaptığı açıklamalar, bu iddiaları doğrular nitelikte.

İngiltere'de yayımlanan bir makalede ise, Yunanistan'a desteği Merkel'in engellediği iddia edildi.

Bundan sonra Yunanistan'a siyasi destek yerine maddi destek verilmesi gerekiyor.

Read more...

Yunanistan'daki Ekonomik Krizin Nedeni

11 Şubat 2010 Perşembe

Bugün, çok garip bir haber düştü ajanslara. Haberin başlığını görenler, Yunanistan'daki ekonomik krizin "gerçek" sebeplerini okuyacaklarını umarken, Yunan milletvekilinin sözleri, birçok kişide şaşkınlık yarattı.

Georgios Koumoutsakosden, Yunanistan'ın batmasında, en büyük rolün Türkiye'ye ait olduğunu söyledi. Georgios Koumoutsakosden, bu iddiasını ise Türkiye'nin tehditkar bir ülke olmasına bağladı. Yani Yunan milletvekiline göre, Türkiye'nin tehditkar konumu yüzünden Yunanistan silah alımı yapmak zorunda kaldı. Bu alımlar da Yunanistan ekonomisinin belini büktü ve ekonomik kriz yaşandı.

Read more...

Dubai borsası, düşmeye devam ediyor

9 Aralık 2009 Çarşamba

Dubai borsası haftanın ikinci gününde de düşüşünü sürdürüyor. Dün günü yüzde 6 değer kaybıyla kapatan borsa, bugün de yüzde 6,1 geriledi.

Dubai borsası, Dubai World'ün iki hafta önce borçlarının ödemesini 6 ay ertelemek istemesinden bu yana yüzde 20'den fazla değer kaybetmiş oldu.

Dubai World'ün borçlarını erteleme isteğinden bu yana kredi derecelendirme kuruluşları belli başlı birçok Dubai şirketinin kredi notlarını düşürdü.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's de bugün devlet bağlantılı 6 Dubai şirketinin daha kredi notlarını düşürdü.

Kuruluş, notların düşürülmesine gerekçe olarak, hükümetin Dubai World'ün borçlarının arkasında durmamasını gösterdi.

Read more...

Finansal açıdan bize yarar

3 Aralık 2009 Perşembe

Dubai’de yaşanan krizi, iktisadi olmayan her yatırımın bu tür sorunlara yol açmasının doğal bir sonucu olarak değerlendiren Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin, Körfez bölgesindeki sermayeyi toplayan ve dünyaya aktaran finans merkezi olarak kabul edilen Dubai’nin böyle bir çöküş yaşamasının Uluslararası Finans Merkezi olmayı hedefleyen İstanbul’u öne çıkarabileceğini söyledi.

Bunun büyük oranda devletin hızlı bir şekilde yapacağı vergisel düzenlemelere bağlı olduğunu belirten BDDK Başkanı Bilgin, Türk bankacılık sisteminin bu uygulamalar sayesinde hedeflediği uluslararası konuma yükselebileceğini anlattı.

Türk bankalarının Dubai’de bir riskinin bulunmadığını da kaydeden Bilgin, Türkiye ekonomisinin Dubai krizinden bankacılık sektörü üzerinden değil, ancak bu ülkede inşaat projeleri bulunan Türk şirketleri üzerinden olumsuz etkilenebileceğini söyledi.

Yunanistan dikkat çekiyor

Bilgin, “Türk bankacılık sisteminin Dubai’de riskleri bulunmuyor” dedi. Son günlerde kriz beklentilerinin yoğunlaştığı Yunanistan ve Macaristan gibi ülkelere ilişkin değerlendirmeleri de yorumlayan BDDK Başkanı Bilgin, Yunanistan’ın ülke riskinin yükselmiş olmasının Dubai kriziyle bir bağlantısının bulunmadığını vurgulayarak, “Yunan bankalarının özellikle Doğu Avrupa’da bulunan yatırımları risk primlerini yükseltiyor. Yunanistan ve Macaristan’a bakarak Türkiye’nin riskleri yükseliyor demek doğru değil” dedi.

Dubai sukukun merkezi

2001 yılından beri dünyada cazip hale gelen sabit kıymetlere bağlı (arazi, bina, köprü gibi sabit varlıklardan elde edilen gelirler üzerinden çıkarılan kâğıtlar) sukuk kâğıtlarının büyük bölümü Dubai piyasasında bulunuyor.
Katılım Bankaları Birliği Genel Sekreteri Osman Akyüz eylül ayında Londra’da bu piyasaya ilişkin yapılan bir konferansta verilen bilgiler kapsamında, 2008’de tüm dünyada 20 milyar dolar değerindeki sukuk kâğıtlarının 18 milyar dolarının Dubai’de olduğunu söyledi.
Sukukta daha önce Malezya başı çekerken, 2008’de Dubai 20 kez sukuk kâğıdı çıkardı.

Nacar: Faizsiz bankaların riski yok

Faizsiz bankacılık alanında faaliyet gösteren Katılım Bankaları Birliği (Albaraka, Bank Asya, Kuveyt Türk, Türkiye Finans) Başkanı Yunus Nacar, gerek katılım bankalarının gerekse de diğer Türk bankalarının Dubai’de ciddi bir risklerinin olmadığını söyledi. Ağustos’da Dubai’ye gittiğinde şehrin bir hayalet şehir görüntüsünde olduğunu anlatan Nacar, bir alışveriş turizmi ve gayrimenkul yatırımları merkezi haline gelen Dubai’de fiyatların düşeceğini söyledi. Dubai krizinin rakamsal boyut olarak büyük olmadığını ancak yarattığı ürküntünün bunun çok üstünde olduğunu söyleyen Nacar, “Dünyada kriz bitti, toparlama oldu denirken şimdi yeniden ne oluyor korkusu sardı” dedi.

Demiray: Dubai borcunu yüksek getiriyle satıyor

50 - 60 milyar dolar borcunu ödeyemeyerek alacaklılardan borç yapılandırması isteyen Dubai Emirliği’nin, borç riskini spot piyasada yüzde 10 - 12 gibi çok yüksek getiriyle satışa çıkardığı söyleniyor. İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Aykut Demiray, bu tür krizlerde borçlunun spot piyasaya yüksek getiri üzerinden borç riskini uzun vadeli satma yoluna gitmesinin beklendiğini aktararak, Türk bankalarının bu kâğıtlara çok fazla bir talep göstermesini beklemediğini söyledi.
Yüksek getirinin aynı zamanda yüksek riski de ifade ettiğini belirten Demiray, Dubai World’ün borç riskini 2012 yılına kadar satmaya çalıştığını belirtti...

Read more...

Türkiye'yi kriz vurur mu?

2 Aralık 2009 Çarşamba

Ekonomi gündeminin şu sıralar en önemli konusu şüphesiz Dubai krizi…

Krizin ikinci bir Lehman Brothers vakası olacağı senaryosu bile herkesi korkutuyor.

Şu ana kadar yapılan yorumlar Dubai krizinin etkilerinin Lehman Brothers gibi olmayacağı yönünde. Ancak her şey göründüğü kadar iyi gitmiyor…

Bu konuda merak edilen sorular oldukça fazla… Kriz yayılır mı? Ve En önemlisi Türkiye bu krizi nasıl hissedecek?

İşte bu ve bu ve buna benzer konular hakkında bigpara.com sitesi Yayın Yönetmeni Mehmet Çoban, İskender Özturanlı ile bir söyleşi yaptı…

Özturanlı Türkiye’nin bu krizi hissetmemesinin olanaksız olduğunu söyledi… Peki şiddeti nasıl olacak?

Read more...

Kriz oldu, ticaret durdu!

1 Aralık 2009 Salı

Küresel kriz, Türkiye'nin komşu ülkelere yaptığı ihracatı da vurdu. Komşu ülkelere ihracat, Ocak-Eylül döneminde yüzde 7,7 azaldı.

Sınır komşusu 7 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 13,5'ini oluştururken, söz konusu dönemde komşulara 9,9 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirildi.

TÜİK verilerinden yapılan hesaplamalara göre, toplam 7 ülkeden oluşan komşu ülkelere ihracat, yüzde 7,7 gerileme göstererek, 9 milyar 900,6 milyon dolar oldu. Geçen yıl aynı dönemde söz konusu ülkelere ihracat 10 milyar 732,1 milyon dolarlık ihracat yapılmıştı.

Bu grup içerisinde ilk sıraları yüzde 5,1 payla Irak, yüzde 1,9 payla İran, yüzde 1,6 payla Yunanistan aldı.

Irak'a 3 milyar 759,2 milyon dolarlık, İran'a 1 milyar 416,8 milyon dolarlık, Yunanistan'a da 1 milyar 199,2 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Geçen yıl aynı dönemde, Irak'a 2 milyar 674,2 milyon dolarlık, İran'a 1 milyar 544 milyon dolarlık, Yunanistan'a ise 1 milyar 970,4 milyon dolarlık ihracat yapılmıştı.

Azerbaycan ve Bulgaristan'ın toplam ihracattaki payı yüzde 1,4, Suriye'nin payı yüzde 1,3, Gürcistan'ın payı da yüzde 0,8 oldu. Bulgaristan'a 995,2 milyon dolarlık, Azerbaycan'a 991,9 milyon dolarlık, Suriye'ye 984,2 milyon dolarlık, Gürcistan'a 554 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildi.

Irak ve Suriye'ye ihracat arttı

Yılın 9 ayında ihracatta artış kaydedilen komşu ülkeler ise Irak ve Suriye oldu. Irak'a ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 40,6, Suriye'ye ihracat da yüzde 23,7 arttı.

Read more...

IMF'den yeni açıklamalar

28 Kasım 2009 Cumartesi

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Dominique Strauss-Kahn, küresel ekonomideki reform ihtiyacına değindi.

Kahn, reformların biraz zaman alacağını söylerken, ‘dünya vatandaşlarının bir başka kurmarma operasyonuna daha ödeme yapmak istemeyeceği’ uyarısı yaptı. Dominique Strauss-Kahn, Paris’te yaptığı bir konuşmada zor ve karmaşık bir finansal reform gündemi bulunduğunu, bu alanda anlamlı ilerleme sağlamanın zaman alacağını bildirdi. Kahn, “Ekonomi toparlanır, finansal piyasalar normalleşirken, krizin yarattığı ivedi reform gereksinimiyle finans sektörünün gelişmesini beslemesi istenen ‘düzenleme’ reformu taahhütlerinin azalmasından kaygı duyuyorum” dedi.

Korumacılık endişesi

Kahn, ‘tarihi pencereyi’ kaçırmanın kayıp olacağını, daha fgüvenli ve istikrarlı bir finansal sistem için harekete geçilmesi gerektiğini vurgularken, şöyle konuştu: “Düzenleme reformlarına doğru hızla ve kararlılıkla hareket etmek ve böylece gelecekteki finansal krizlerin riski azaltmak bizim için kritik önemde. Bana göre dünya vatandaşları bir başka ‘kurtarma’ operasyonu için ödeme yapmayı reddedecek. Onun yerine belki de uluslararası işbirliğini azaltacak ‘korumacılığı’ isteyerek karşılık verecek. Bunun gerçekleşmesine izin veremeyiz. Küresel düzeyde birbiriyle bağlantılı hale gelmekten çok şey kazandık.”

‘Özel sektör her şeyi bilir’ eğilimi yanılttı

DOMINIQUE Strauss-Kahn, ‘düzenleme ve denetleme’ eksikliğinin, krizin anahtar önemdeki nedenlerinden biri olduğunu savunarak, şu yorumu yaptı: “Uygun ‘düzenleme’ varolsa bile, daha güçlü bir uygulama olabilirdi. ‘Denetleme’ sorunları da krizde rol oynadı. Bazı yönetim çevrelerinde, gözetimde ciddi yanılmalara yol açan, ‘özel sektör en iyisini bilir’ gibi bir eğilim bulunduğunu söylemek doğru olur.”

Read more...

Avrupa, resesyonu atlattı

17 Kasım 2009 Salı

Küresel ekonominin ana motoru ABD'den üçüncü çeyrekte gelen sürpriz büyümenin ardından Avrupa ekonomisi de aynı çeyrekte ilk kez resesyondan çıkma sinyalleri gösterdi.

Euro Bölgesi ve Avrupa Birliği'nden (AB) cuma günü gelen verilere göre Almanya yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 0,7, Fransa ise yüzde 0,3 büyüdü.

Euro Bölgesi'nin en büyük cari açığa sahip ülkelerinden biri olan İtalya'da da Gayrısafi Yurtiçi Hasıla'da (GSYİH) büyüme sinyalleri görülmesi Euro Bölgesi dahil olmak üzere Avrupa'nın genelinin resesyondan teknik olarak çıktığı yönünde algılandı.

İspanya ve İngiltere'de büyüme verileri yetersiz kalsa da, Euro Bölgesi üretiminin 3'te 2'sinden fazlasını sağlayan Almanya, Fransa ve İtalya üçlüsünün beklenenden iyi performansı üçüncü çeyreği Euro Bölgesi'nin tümü için dönüm noktası haline getirdi. Bu olumlu veriler, AB ülkelerinin krizi en az hasarla atlatması için yoğun çaba sarf eden Avrupa Merkez Bankası (AMB) Başkanı Jean Claude Trichet'nin bundan sonra atacağı adımlarda elini biraz rahatlatacakmış gibi değerlendiriliyor.

Almanya ve Fransa zaten ikinci çeyrekte resesyondan çıkmıştı. Fransa ise ekonomistlerin beklentisinin ancak yarısını karşılayabilecek bir büyüme sergiliyor. Beklenti yüzde 0,6'lık bir büyüme yönündeydi. Ancak talebin zayıflaması ve ihracattaki düşüşlerin etkisiyle Fransa sadece yüzde 0,3 büyüyebildi. Beş çeyrek dönemdir çakılan İtalyan ekonomisi ise üçüncü çeyrekte yüzde 0,6 büyüme kaydetti. AB'nin istatistik birimi Eurostat hem Euro Bölgesi hem de 27 üyeli AB ekonomisinde büyümenin pozitife döndüğünü, çeyrek dönemlik büyümelerin sırasıyla yüzde 0,4 ila yüzde 0,2 olduğunu bildirdi.

Tüketici ve İşletme Henüz Etkisini Hissetmedi

Almanya Federal İstatistik Bürosu (FSO) Almanya'nın ikinci çeyrekte yüzde 0,3 olarak açıklanan büyümesini de yüzde 0,4 olarak revize etti. FSO'un açıklamasında, İkinci çeyrekte ekonomide gözlenen hafif yukarı yönlü eğilimin devam ettiği görülüyor denildi.

Üçüncü çeyrekteki büyümenin en önemli unsurunun ihracat olduğu, ayrıca inşaat ve ekipman yatırımının büyümeyi etkilediği, ancak tüketici harcamalarının azaldığı belirtildi. Küresel ekonomik kriz nedeniyle ihracatı düştüğü için geçen yıl resesyona giren Almanya'da, son aylarda yabancı talebinin artmasıyla sanayi malları siparişleri arttı ve güven düzeldi. Alman hükümeti, bu yıl yüzde 5 daralması beklenen ekonominin gelecek yıl yüzde 1,2 büyüyeceğini tahmin ediyor. Fransa Ekonomi Bakanı Christine Lagarde ise Europe 1 Radyosu'na yaptığı açıklamada, Fransız ekonomisinin bu yıl daralacağını, ancak 2010 yılına canlanmayla gireceğini ifade etti.

Özellikle Euro Bölgesi ekonomisinin en büyük ayağı olan Almanya'nın iyi sinyalleri bölge ekonomisi için kilit önem taşıyor. Almanya büyüme rakamına ilişkin detaylı verilerini ay sonunda açıklayacak ancak uzmanlar yükselişte tıpkı Fransa'da olduğu gibi ihracatın artmasının büyük etkisi olduğunu düşünüyor. Ayrıca şirketlerin stoklama faaliyetlerini azaltma telaşı içinde de değil.

Tüm bunlar Alman ekonomisinde işlerin rayına oturmaya başladığının en önemli işaretleri. Uzmanlara göre Euro Bölgesi'nin İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana gördüğü en kötü resesyon süreci teknik olarak sona ermiş olsa da bunun tüketici ve işletmeler üzerindeki etkisi bir süre daha devam edecek.

Read more...

Kriz, yeni milyonerler yarattı

11 Kasım 2009 Çarşamba

Sanayi sektörüne tarihinin en ağır darbesini indiren kriz, bankaları kâr rekortmeni yaparken Türkiye'de 5 bin de milyoner yarattı. 1 milyon liranın üzerinde mevduatı olan mudî sayısı 2009'un eylül ayında 29 bine çıktı.

Teğet geçiyor tartışmaları içerisinde Türkiye'ye tarihinin en büyük ekonomik küçülmesini yaşatan kriz, bir yandan bankaların kâr rekorları kırmasını sağlarken diğer yandan da yeni nakit zenginleri yarattı. Bu yılın eylül itibari ile son bir yılda bankacılık sektörünün dokuz aylık kârı yüzde 41,1 artarak 11.1 milyar liradan 15.7 milyar liraya ulaşırken, bankalarda 1 milyon liranın üzerinde mevduatı bulunan mudîlerin sayısı da aynı dönemde 5 bin kişi arttı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun verilerine göre bankalarda 1 milyon liranın üzerinde mevduatı bulunanların sayısı 24 binden 29 bine çıktı. Bu gruptakilerin toplam mevduatı ise yüzde 22 oranında artarak 200 milyar 758 milyon liraya çıktı. 1 milyon liranın üzerindeki mevduatın toplam içerisindeki payı yüzde 41'den 42,3'e çıktı. Büyük tasarruf sahiplerinin mevduatındaki artışta dövizdeki yükselişle birlikte döviz tevdiat hesaplarının değerinin yükselmesi ve bazı yatırımcıların nakde dönmesi etkili oldu.

Büyük mevduatlar artıyor

Mevduat büyüklüğü 250 bin TL ile 1 milyon liranın arasında olan mudilerin sayısı da 36 bin kişilik artışla 152 bine ulaştı. Bu kişilere ait mevduat tutarı ise yüzde 20,7'lik artışla 70.9 milyar liraya ulaştı. Bu gruba ait mevduatın toplam içerisindeki payı ise yüzde 14,4'ten 14,9'a çıktı. Bankalarda 250 bin liranın üzerinde mevduatı bulunanların toplam sayısı ise 140 binden 181 bine ulaştı. Bu gruptaki mevduatın toplam içerisindeki payı yüzde 55,4'ten 57,2'ye çıktı. 250 bin liranın üzerindeki mevduatların toplam tutarı ise 226 milyar 220 milyon liradan 271 milyar 679 milyon liraya ulaştı. Bankalardaki mevduatı 50-250 bin lira arasında olan mudilerin sayısı da bir yıl içerisinde 124 bin kişilik artışla 922 bine ulaştı. Bu gruptakilerin mevduat tutarı ise yüzde 17,6 artarak 102.2 milyar liraya çıktı. 50 bin liranın üzerindeki mevduatın toplam içerisindeki payı ise yüzde 76,7'den 78,8'e çıktı.

Küçükler cepten yedi

Bankaladaki mevduatı 10 bin liranın altında olan mudilerin sayısı 1 milyar 497 bin kişilik artışla 68 milyon 274 bin kişiye çıktı. Bu kişelere ait mevduat tutarı ise 31.3 milyar liradan 30.8 milyar liraya indi. Bu grubun toplam mevduat içerisindeki payı ise yüzde 7,6'dan 6,5'e düştü. BDDK verileri göre eylül sonu itibari ile Türkiye'deki yerleşik kişilerin toplam mevduatı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 16,2 artarak 474.2 milyar liraya çıktı. Bankalardaki toplam yerli mudi sayısı ise 70 milyon 769 bin kişiden 72 milyon 179 bin kişiye ulaştı.

Faiz gideri tarihi dipte

Öte yandan küresel kriz süresinde kârlılığını sürdüren bankaların mevduata ödediği faiz de, Merkez Bankası'nın hızlı faiz indirimlerinin etkisiyle aylık bazda en düşük seviyeye indi. Bankaların mevduata ödediği faiz eylül ayında 2 milyar 536 milyon liraya düştü. Bankaların 2008 yılının aralık ayında 4.7 milyar lira olan aylık mevduat faizi ödemeleri, Merkez Bankası'nın faiz indirimlerinin etkisiyle ocak ayından bu yana hızla geriledi. Ocakta 4.4 milyar liraya inen aylık faiz ödemelri, haziranda 2.9 milyar liraya düşmüştü. Bu yılın dokuz aylık dönemi itibari ile mevduata ödenen faiz, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8 azalarak 28.2 milyar liraya düştü. Bu dönemde kredilerden sağlanan faiz geliri ise 36.8 milyar liradan 40.4 milyar liraya çıktı.

Read more...

Daha en büyük kriz gelmedi

3 Kasım 2009 Salı

Prof. Nouriel Roubini, kriz öngörüleriyle tanınan bir isim. Yine yepyeni tahminleri var krizle ilgili. Prof. Nouriel Roubini, yeni bir krizin yolda olabileceği uyarısında bulundu.

İşte öngörüler:

Prof. Roubini, “Köpük ne kadar büyükse, izleyecek varlık çöküşü o kadar büyük olacak. FED ve diğer politika yapıcıları, yarattıkları dev köpükten habersiz gibi görünüyor. Onların bu körlüğü ne kadar sürerse piyasalardaki düşüş o kadar büyük olacak” görüşünü dile getirdi.Nouriel Roubini, Financial Times gazetesince yayımlanan makalesinde Mart ayından bu yana petrol dahil olmak üzere her türlü riskli varlığın fiyatlarının önemli ölçüde yükseldiğine, daha büyük bir toparlamanın da yükselen piyasalardaki hisse, tahvil ve para birimleri değerlerinde görüldüğüne, doların ise önemli ölçüde zayıfladığına işaret etti.

Riskli assetlerdeki iyileşmenin kısmen daha iyi ekonomik temellerden kaynaklandığını belirtip canlandırma ve banka kurtarma paketleri gibi önlemlere işaret eden Roubini, “ABD ve küresel ekonomide “mütevazı” bir toparlanma meydana gelirken asset fiyatları Mart’tan bu yana büyük ve senkronize bir iyiye gidişle tavan yaptı” diye yazdı.

2008’de dolar değer kazanırken asset fiyatlarında büyük düşüşler görülmüştü. 2009 Mart ayındaysa dolar değer kaybederken asset fiyatları yükselişe geçti. Bunların yanı sıra Roubini, makroekonomik temeller göz önüne alındğında, riskli asset fiyatlarının normalden çok fazla, çok erken ve çok hızlı yükseldiğini söyledi.

Roubini’ye göre , asset fiyatlarının yükselmesinin önemli bir nedeni doların zayıflığı. Çünkü yatırımcılar riskli küresel assetlere yalnızca dolar bazında “sıfır” faizle değil, aynı zamanda yıllık yüzde 10 veya 20’ye varan oldukça negatif faizlerle borçlanarak yatırım yapmaktadırlar.

Roubini, bu tür işlemlerden sağlanan total kazançların Mart’tan bu yana yüzde 50-70 düzeyinde seyrettiğine işaret etti.Doların düşüşünden kaygı duyan Asya ve Latin Amerika’daki bazı ülkelerin merkez bankalarının “agresif” bir müdahaleyle ulusal para birimlerinin yükselişini durdurmaya çalıştıklarını, Brezilya’nınsa sermaye girişlerine kontroller getirdiğini belirten Roubini, merkez bankalarının faizleri düşürmeye mecbur kalabileceğini de kaydetti. Roubini, “Carry trade köpüğü kötüleşecek. Eğer döviz müdahalesi yoksa ve yabancı para birimleri değer kazanırsa, carry trade’in negatif borçlanma maliyeti daha negatif hâle gelecek” diye yazdı.

“Ancak bir gün bu köpük patlayacak ve şimdiye kadarki en büyük toplu asset krizine neden olacak” uyarısını yapan Roubini, çeşitli faktörlerden ötürü doların birdenbire yükselmesi halinde yatırımcıların panik içinde riskli assetlerden kaçmaya çalışacağını ve bir çöküş yaşanacağını savundu.

Peki carry trade’de durum neden böyle kötü olacak? Roubini sıralıyor: 1)Dolar sıfıra düşmeyeceğine göre bir noktada istikrarlı hâle gelecek. 2) ABD Merkez Bankası (FED) dalgalanmayı sonsuza dek bastıramayacak. 3) Piyasalar FED’in sıkılaştırmasının daha erken bir tarihte gerçekleşmesini beklemeye koyulabilir. 4) Çifte dipli durgunluk veya İran ile bir anlaşmazlık gibi jeopolitik risk korkuları ortaya çıkabilir.

Ve Roubini son olarak şu uyarıyı ekledi: “Köpük ne kadar büyükse, izleyecek ‘asset’ çöküşü o kadar büyük olacak. FED ve diğer politika yapıcıları, yaratmakta oldukları dev köpükten habersiz gibi görünüyor. Onların bu körlüğü ne kadar sürerse piyasalardaki düşüş o kadar büyük olacak.”

Read more...

50 milyar dolar gelir

29 Ekim 2009 Perşembe

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB), Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) ve Ulaştırma Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen özelleştirmelerin tutarı 50 milyar doları aştı.

Söz konusu özelleştirmelerin 38,2 milyar dolarlık bölümü ÖİB tarafından gerçekleştirilirken, bu yıl eylül ayı itibarıyla elde edilen özelleştirme geliri 1 milyar 832 milyon dolarda kaldı.

AA muhabirinin 2010 yılı bütçe gerekçesinden ve ÖİB verilerinden derlediği bilgilere göre, ihalesi tamamlanmış, onay ve sözleşmesi imza aşamasında olan özelleştirme uygulamalarından ise 2,4 milyar dolarlık gelir bekleniyor.

Yıllar itibarıyla gerçekleştirilen özelleştirme işlemlerinden elde edilen gelirlere bakıldığında, 1986-2002 döneminde ÖİB tarafından 8 milyar dolar tutarında özelleştirme yapıldı.

2002 yılında 536 milyon dolarlık özelleştirme geliri elde edilirken, 2003 yılında 187 milyon dolarlık, 2004 yılında 1 milyar 283 milyon dolarlık gelir elde edildi.

En fazla özelleştirme geliri 2005 yılında

2005 yılı, 8 milyar 222 milyon dolarla en fazla özelleştirme gelirinin elde edildiği yıl oldu. 2006 yılında 8 milyar 96 milyon dolarlık gelir elde edilirken, 2007 yılında 4 milyar 259 milyon dolarlık, 2008 yılında 6 milyar 297 milyon dolarlık özelleştirme geliri sağlandı.

2009 Eylül ayı itibarıyla, 1986 yılından itibaren gerçekleştirilen özelleştirme işlemlerinin yöntemlere göre dağılımına bakıldığında, özelleştirmelerin yüzde 53'ünün blok satış, yüzde 23'ünün işletme tesis ve varlık satışı, yüzde 19'u halka arz, yüzde 3'ü İMKB'de satış ve yüzde 2'si ise bedelli devirler oldu.

1986'dan bu yana gerçekleştirilen özelleştirmelerin 20 milyar 199,2 milyon doları blok satıştan, 8 milyar 906,9 milyon doları tesis, varlık satışından, 7 milyar 91,2 milyon doları halka arzlardan, 1 milyar 261,1 milyon doları İMKB'deki satışlardan, 4,4 milyon doları yarım kalmış tesis satışından, 708,4 milyon doları da bedelli devirlerden sağlandı.

1986-2007 döneminde elde edilen özelleştirme gelirlerinin 18 milyar 159,2 milyon doları blok satıştan, 4 milyar 821,2 milyon doları tesis, varlık satışından, 5 milyar 180,2 milyon doları halka arzdan, 1 milyar 261 milyon doları İMKB'de satıştan, 4,4 milyon doları yarım kalmış tesis satışından, 615,7 milyon doları bedelli devirlerden olmak üzere 30 milyar 41,7 milyon dolarlık gelir elde edildi.

2008 yılında elde edilen 6 milyar 297,1 milyon dolarlık gelirin, 2 milyar 40 milyon doları blok satıştan, 2 milyar 256,2 milyon doları tesis, varlık satışından, 1 milyar 911 milyon doları halka arzlardan, 89,9 milyon doları da bedelli devirlerden sağlandı.

Bu yıl özelleştirme geliri, 1,8 milyar dolar da kaldı

Yaşanan küresel krizin de etkisiyle eylül ayı itibarıyla bu yıl elde edilen özelleştirme geliri 1 milyar 832 milyon dolarda kaldı. Bu yıl tesis, varlık satışından 1 milyar 829,4 milyon dolarlık, bedelli devirlerden de 2,7 milyon dolar olmak üzere toplam 1 milyar 832,2 milyon dolarlık gelir elde edildi.

Read more...

En büyük ekonomik sorun: İşsizlik

26 Ekim 2009 Pazartesi

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, TÜİK'in rakamlarına göre 6 milyon 100 bin işsiz bulunduğunu ve her yıl 700 bin kişinin istihdam nüfusuna katıldığını belirterek, Ülkemiz açısından bugün, yarın ve gelecekte olsun en büyük tehdidi ve tehlikeyi işsizlikte görüyorum dedi.

Rifat Hisarcıklıoğlu, Balıkesir Sanayi Odası'nın, yüksek düzeyde gelir ve kurumlar vergisi ödeyen, yüksek düzeyde ihracat gerçekleştiren üyelerini ödüllendirdiği törende yaptığı konuşmada, Balıkesir'in, sahip olduğu yeraltı ve yerüstü zenginliklerine değinerek, bölgedeki potansiyelin keşfe açılması ve paylaşılması gerektiği konusunda Balıkesirli sanayici ve işadamlarına önerilerde bulundu.

Hisarcıklıoğlu, yaşanmakta olan küresel krizin geçiyormuş gibi göründüğünü belirterek, şunları kaydetti:

Geçmişteki krizleri biz şöyle okurduk. Yükselen döviz fiyatları, düşen borsa, artan faizler. Bunlarda dengeler bozulduğunda 'kriz var' derdik. Bütün dünya da böyle görürdü. Bu sefer ki, dünyadaki kriz var mı yok mu? göstergesi iki nokta. Birincisi hangi ülkedeyseniz o ülkenin gayrisafi milli hasılası, ikincisi ise işsizlik rakamları. Var mı, yok mu tespit edebileceğimiz yer burası.

Dünya ticaretini biz düzeltemeyeceğimize göre, dünyadaki ticaretin önünü açamayacağımıza göre, tek bakacağımız yer iç piyasa olması lazım. İç piyasa açık olacak ki, üreten tesisler çalışmaya devam edecek ki, işsizlik sorunumuz olmasın. Ülkemiz açısından bugün, yarın ve gelecekte en büyük tehditi ve tehlikeyi işsizlikte görüyorum.

TÜİK'in rakamlarına göre 6 milyon 100 bin kişinin işsiz olduğunu dile getiren Hisarcıklıoğlu, Her yıl 700 bin genç istihdam nüfusuna katılıyor. Bu, çok büyük bir rakam. Bunun çözümü de tek yer. İçeride yatırım ve üretimin devam ediyor olması lazım. Yatırım ve üretim devam etmezse gelecekte daha büyük sıkıntı olur. Çözümü de devlet eliyle kalkınma modeli bittiğine göre, Türk özel sektörünündür. Türk özel sektörü de geçmişteki başarı öyküsüyle zaten bunu yapmaya hazır diye konuştu.

Read more...

Ekonomik krizi çıkaran 2 inek

22 Ekim 2009 Perşembe

ABD’nin Texas eyaletinde yaşayan George adında bir çiftçi vardır. Küçük bir evi ve iki de ineği vardır George’un.

Bir gün John adında bir başka çiftçi George’a der ki “İki ineğinden birini bana ödünç verir misin? Onu 100 dolara satacağım. Sana 10 dolar da teminat vereyim. İneği satınca da geri kalanını öderim.”

George, bir ineğini John’a verir ve 10 doları alır. “Bu inek işi iyi gidiyor. Kendime bir inek daha alayım” diye düşünür George.

Yan komşusuna gider ve 100 dolara ineklerinden birini almak istediğini söyler. Komşusu kabul eder. George, John’dan aldığı 10 doları verir ve geri kalan 90 dolar için de bankadan kredi çeker.

Gurur duyar kendisiyle George. Şu anda iki ineği vardır, bir de John’a ödünç verdiği bir başka ineği. Yani 300 dolar varlığı 100 dolar da borcu bulunmaktadır George’un.

Ama bir anda ülkede yaşayanların üçte ikisi vejeteryan olmaya karar verir. İnek fiyatları 100 dolardan 70 dolara iner.

George için hâlâ durum çok vahim değildir. Çünkü elinde toplam değeri 140 dolar eden iki inek vardır. Bir de John’a ödünç verdiği diğer bir inek. George şöyle düşünür: “Elimdeki ineklerin değeri yaklaşık 200 dolar. Borcum ise hâlâ 100 dolar. Çok sıkışırsam inekleri satarım, borcumun tamamını rahatlıkla kapatırım.”

George inekleri satma konusunda pek istekli değildir. Çünkü hayvan piyasasında fiyatlar sürekli değişmektedir. Ayrıca elbet bir gün birileri yeniden et yemek isteyecektir.

Ama birilerinin et yemeye başlaması bir yana ülkenin geri kalanı da “biz de vejeteryan olacağız” der. George için işler hiç de iyi gitmemeye başlar. Kimse et yememektedir. Köpek maması yapmak isteyenler George’un ineklerine talip olurlar ve inek başına 2 dolar önerirler. Fiyatların gerilemesinin ardından John, 2 dolara bir inek alır. George’a gider ve der ki: “Senden aldığım ineği geri veriyorum. Sana verdiğim 10 doları geri verir misin?”

George, “Elimde 3 inek var ve toplam değeri sadece 6 dolar” diye hesap yaparken telefon çalar: “Bankadan arıyorum. 90 dolar olan borcunuzu kapatmanız gerekiyor.”

Bu noktadan sonra yapacak bir şeyi kalmayan George, Merkez Bankası’nı arar ve yardım ister.

Read more...

Ekonomik krizin son etkileri

20 Ekim 2009 Salı

Türkiye ekonomik krizin son etkilerini yaşıyor.

Read more...

Ekim'de bankacılara süpriz olabilir

12 Ekim 2009 Pazartesi

Bazı analistler, Ekim ayındaki karların, beklentilerin altında gerçekleşebileceği uyarısı yaptı. Özellikle krizin hala etkisinin sürmesi, böyle bir süprizin yaşanabileceği konusunda beklentileri artırıyor.

ABD'li analist Bove'un açıklamalarına göre, kredi artışlarında da beklenilen seviyelerin yakalanmasının zor olduğunu, beklentilerin karşılanmaması durumunda, yatırımcıların şaşkınlık yaşamaması gerektiğini söyledi.

Mortgage krizinin etkisinin azalmasına rağmen henüz bitmediği, bu nedenle borsadaki hissedarların çekimser davrandıkları, bu çekimserliğin de beklentileri aşağı çektiği bildiriliyor.

Read more...

İşsizlik biterse kriz de biter!

10 Ekim 2009 Cumartesi

Fransız Bakan Financial Times'a yorumladı, 'bigpara.com' da sizlere sunuyor! Kriz ancak işsizlik biterse sona erebilir! Küresel anlamda finans sektörünü köklü bir değişiklik bekliyor. Tüm dinamikleri altüst eden kriz hakkında Fransa Maliye Bakanı Christine Lagarde'ın FT’de yayınlanan açıklamaları aşağıdaki gibi...

‘Kriz sonrası finans sektörü üzerinde sayısız taslak yayınlandı. Özellikle bankacılık sektöründe yeni krizlere olanak vermeyecek bağlayıcı ve zorlayıcı düzenlemeler, Fransa ve İngiltere gibi büyük ülkeler tarafından kanunlaştırıldı. Sadece altı ay içerisinde, vergi istihbaratında 150’yi aşkın konuda karara varıldı ve bu reformlarla zor da olsa ülkeler vergi cenneti olmaktan çıkarıldı. Bilgi paylaşımını reddeden ülkeler 2010 Mart’ından itibaren karşılarında bir takım yaptırımları bulacaklar.

Geleceğe dönük olarak, genel standartlarda değişikliğe sebep olabilecek önemli adımlar da atıldı. Bankaların Sermaye stoku hakkındaki İkinci Basel Taslağı, herkesin ve ülke liderlerinin de kabul etmesiyle, 2011 sonrasında hayata geçecek.

Kolektif çalışmanın, krizle mücadelede en önemli adım olduğunu kabul etmemiz gerekmekte. Ekonomiyi stabilize eden teşvik paketlerinin ardı sıra kırmızı ışığın yeşile dönemeye başlaması tehlikeden kurtulduğumuz anlamına da kesinlikle gelmiyor. Kırılgan bir dönemde olduğumuz kesin ve daha yapacağımız sayısız çalışma önümüzde yer alıyor.

İlk olarak, doğru stratejiler üretmemiz, çıkış yollarını koordineli bir şekilde ve doğru zamanda gerçekleştirmemiz gerekmekte. Piyasalarda ki düzensizliğe ve işsizliğe karşı mücadelenin önemi olduğu kadar, artık sürdürülebilir büyümenin gerçekleştirilebileceği yeni alanlar belirlememiz ve bu alanlar hakkında somut çalışmalar yapmamız gerekiyor.

İkinci olarak, bankaları arası rekabeti düzenleyen, finansal stabilizasyonu ve verimi gözeten yeni kuralları dengeli bir şekilde hayata geçirmemiz gerekiyor. Maliye standartlarını düzenleyen yeni regülasyonların değişkenliği tetiklemek yerine reel amaçları karşılayacakları konusunda piyasaya güven vermeleri lazım.

Üçüncü olarak, bankaların, müşterilerine sağlayacağı sermaye konusunda zorluk çıkarmadan, daha fazla ve daha güvenilir kapital stoklaması gerekiyor. Bu özellikle Avrupa ekonomisinde büyük rol sahibi bankacılık için önemli bir sorun olarak karşımızda duruyor.

Ve son olarak, G20 ülkeleri yoksul ulusları savunucu ve kollayıcı bir tavra sahip olmalılar. Gelişmiş ülkeler olarak kendi sorunlarımızla meşgul olurken, daha kötü durumda ki ülkeleri unutmuş oluyoruz. Büyük Britanya ve Fransa, bu ülkelerde ki ekonomiyi destekleyen projelere yardım için IMF’ye gerekli sermaye yardımında bulunan ilk ülkeler.

Yolun yarısını geçmiş durumdayız. Geriye gidip geldiğimiz yere varabilir veya daha iyi ve güvenilir bir finans geleceğini birlikte inşa edebiliriz. Krizin ne zaman sona ereceği konusunda kesin bir cevap, şüphesiz yeni iş alanlarının yaratılması ve finans sektörünün disiplinli bir şekilde restore edilmesi olacaktır.

Read more...

Yeniden kriz sürecine girebiliriz

2 Ekim 2009 Cuma

IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn, zafer ilan etmek için çok erken olduğunu belirterek, Krizin artık arkamızda kaldığını söylemek için çok erken. Ancak işler daha iyiye gidiyor dedi.

Kahn, Bilgi Üniversitesi Dolapdere Yerleşkesi'nde öğrencilerle bir araya geldiği konferansta yaptığı konuşmada, kriz nedeniyle işyeri kapanan ve işsiz kalanlar için krizin atlatılmış olmadığının altını çizdi.

Kahn, Dolayısıyla zafer ilan etmek için çok erken. Krizin artık arkamızda kaldığını söylemek için çok erken. Ancak, işler daha iyiye gidiyor. Bunu söylemek mümkün. Bu arada hükümetler için çok zor bir soru... Hem mutlu olmak, hem iyileşmeden dolayı bir huzur içine girmek... Öte yandan (hayır kriz bitmedi daha çalışmamız gerekiyor, daha sorunlarımız olacak.) Gelecekte böyle söylemlerde bulunmak elbette zor. Bu, iletişim açısından da çok zor. Aslında memnunum, bu tarz mesajlar vermek zorunda olmadığım için... dedi.

İşsizliğin, krizin bittiğini söylemek için erken olmasının en önemli nedenlerinden biri olduğuna işaret eden Kahn, Türkiye gibi bir ülkede belki daha bir yıl gibi bir süre devam edecek. İyileşmenin sağlamlaştığının açık olması konusunda tamamıyla emin olamazsınız. Önümüzdeki 12 ay içinde, işsizlik evet, artık azalıyor diyebildiğimizde krizin bittiğini söyleyebiliriz dedi.

Yeniden kriz sürecine geri dönme riski hala mevcut

Konuşmasında küçülme risklerine de dikkati çeken Kahn, şöyle devam etti:

Bazıları düşüşten, dibe vuruştan bahsediyor. (Bugün kriz biraz daha iyileşiyor diye önümüzdeki aylarda kriz kötüleşmeyecek diye birşey yok) diyorlar. Bu IMF'nin senaryosu değil. Ancak bu elbette mümkün. Dolayısıyla da, yeniden kriz sürecine geri dönme riski de hala mevcut.

Bunun iki nedeni var; bunlardan ilki, daha önce söylediklerinin tam tersini yapmak, yani zafer ilan etmek... (Artık krizden çıkış politikaları tesis edebiliriz) demek. Kriz boyunca yapılanları, örneğin merkez bankaları için likidite ya da merkezi hükümetler açısından mali kuralların yerleştirilmesi gibi konularda bu politikaların terk edilmesi durumunda böyle bir risk olacak.

İkinci olarak, (krizden çıkış stratejisine, 6 ay ya da 12 ay sonra (artık para politikalarında değişikliğe gidebiliriz) demek... Bugün henüz o gün değil. Bugün çok erken ve eğer hükümetler krizden çıkıldığını düşünerek o kararlarını çok erken verirlerse, o zaman evet, bir dibe iniş, bir vuruş söz konusu olacaktır.

Finans sektörünün iyileştirilmesi tamamlanmadı

IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn, diğer bir konunun ise Türkiye, ABD gibi modern ekonomilerin güçlü bir finans sektörüne ihtiyaç duyması olduğunu belirterek, bu konuda pek çok yol kat edildiğini ve çok şey yapıldığını, ancak finans sektörünün iyileştirilmesinin henüz tamamlanmadığını söyledi.

Bu konuda bazı ülkelerin diğerlerinden daha fazla etkilendiğini, yeni bankaların ise krizden o kadar çok etkilenmediğini kaydeden Kahn, Diyelim ki bir Türk bankasının bir Türk şirketine verdiği kredilerden bahsediyoruz... Burada şirket tarafından gerekli performans gösterilmediği takdirde bu, Türkiye'deki banka için de birtakım sorunlar anlamına geliyor. Dolayısıyla yalnızca ABD'deki konut sektörü değil, burada performans gösteremeyen krediler söz konusu. Bunun ne kadar sürede iyileştiği, ülkeden ülkeye göre değişecektir. Pek çok yol kat edildi. Ama hala burada yapılacaklar bitmedi. Dolayısıyla hala bazen kredi bulmanın zor olduğu, ekonomideki likiditenin olması gerektiği kadar iyi seviyelerde olmadığı bir durumda olduğumuzu söylemek gerekiyor şeklinde konuştu.

Read more...

G20 toplantısı başlıyor

27 Eylül 2009 Pazar

G-20, krizle mücadele eden global ekonominin merkezinde bulunacak. Çin ve Hindistan dünya ekonomisinde daha etkin rol alacak. Finans sektörü sıkı denetimde

Gelişmiş ve gelişmekte olan 19 ülkeyle Avrupa Birliği temsilcisinin katıldığı iki günlük G-20 zirvesinin ardından yayımlanan sonuç bildirgesi metnine göre G-20 ülkeleri, küresel ekonominin düzenlemesinde daimi bir kuruluş olarak rol alacak. Böylece, gelişmiş ülkelerin yanı sıra gelişmekte olan ülkelerin de içinde bulunduğu G20, küresel ekonomide G-8 ülkelerinden daha fazla söz sahibi olacak.

Teşvikler sürecek

ABD’nin Pittsburgh kentinde düzenlenen G-20 zirvesi sonuç bildirgesi metnine göre, G-20 ülkeleri, küresel ekonomideki düzelme sağlamlaşıncaya kadar ekonomiye destek için teşvik paketlerinin sürdürülmesine karar verdi.

G-20 ülkeleri, 2007 yılında çıkan kredi krizini başlattığı düşünülen finans sektöründeki aşırılıkların dizginlenmesi ve bankaların kayıplarını karşılaması için ne kadar sermaye tutması gerektiği konusunda sıkı kurallar getirilmesi için birlikte çalışma konusunda anlaştı.
Metinde, G-20 liderleri, bankaların sermaye miktarı ve kalitesinin düzeltilmesi ve ödemeler ile primleri de kapsayan aşırılıkların önüne geçilmesi için 2012 yılının sonuna kadar bankacılık sektöründe yeni kurallar uygulanmasını amaçladığı belirtildi.

Ülkeler birbirlerinin kontrolünde

Buna göre G-20 üyelerinin büyük banka ve finans kurumlarındaki maaş ve prim uygulamalarında reform sağlayacak önlemlerin onaylanması da öngörülüyor.

Bankaların, gerekli olduğunda kredi vermeyi desteklemesi için karlarının büyük bölümünü tutması (sermayeye aktarma) gerektiği vurgulanan metinde, liderlerin, kötü performans halinde yapılan ödemelerin geri alınması, bazı primlerin hisse senedi olarak ödenmesi ve düşük sermayeli bankalarda primlerin gelirin yüzdesine göre sınırlandırılması gibi fikirleri desteklediği kaydedildi.

Sonuç bildirisine göre bir ülkenin faaliyetleri, bir diğeri tarafından izlenecek ve kontrol edilecek. Ancak bu önlemler, hedefi tutturamayan ülkenin ‘cezalandırılması’ gibi bir yol içermiyor.

Liderler, sonuç bildirgesinde, küresel ekonomik krize karşı mücadelenin ‘kazanıldığını’ ve Nisan ayında yapılan önceki toplantıda alınan tedbirlerin ‘işe yaradığı’nı ilan ettiler.

Ancak buna rağmen metinde, “Normalleşme duygusu, rehavete yol açmamalıdır” ifadelerine yer verilmesi de dikkat çekti...

Read more...

Abone Olursanız Haberiniz de Olur!

Aşağıdaki kutucuğa e-mail adresinizi yazıp gelecek olan onay linkine tıklayınız. Bu sayede en son borsa haberleri, borsa yorumları ve borsa tüyoları, e-mail adresinize gelecek.

|

Borsa-Tuyolari.Blogspot.Com

Bu sitede; başta Borsa Haberleri olmak üzere, ekonomi ile ilgili en son gelişmeleri bulabilirsiniz. Borsa Yorumları ve Borsa Tüyoları ile yatırımlarınız öncesi fikir edinebilir; Canlı Borsa bandı ile Hisse Senetlerini yakından takip edebilirsiniz. Bu site, yatırım danışmanlığı hizmeti vermemektedir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, bankalar ile kullanıcılar arasında imzalanan resmi bir sözleşme ile verilmektedir. Bu sitede, kişisel yorumlar da bulunabilir.
Bu blog, altyapısı Google tarafından sağlanan Blogger hizmetinden faydalanmaktadır.

Back to TOP