global kriz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
global kriz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Finansal açıdan bize yarar

3 Aralık 2009 Perşembe

Dubai’de yaşanan krizi, iktisadi olmayan her yatırımın bu tür sorunlara yol açmasının doğal bir sonucu olarak değerlendiren Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin, Körfez bölgesindeki sermayeyi toplayan ve dünyaya aktaran finans merkezi olarak kabul edilen Dubai’nin böyle bir çöküş yaşamasının Uluslararası Finans Merkezi olmayı hedefleyen İstanbul’u öne çıkarabileceğini söyledi.

Bunun büyük oranda devletin hızlı bir şekilde yapacağı vergisel düzenlemelere bağlı olduğunu belirten BDDK Başkanı Bilgin, Türk bankacılık sisteminin bu uygulamalar sayesinde hedeflediği uluslararası konuma yükselebileceğini anlattı.

Türk bankalarının Dubai’de bir riskinin bulunmadığını da kaydeden Bilgin, Türkiye ekonomisinin Dubai krizinden bankacılık sektörü üzerinden değil, ancak bu ülkede inşaat projeleri bulunan Türk şirketleri üzerinden olumsuz etkilenebileceğini söyledi.

Yunanistan dikkat çekiyor

Bilgin, “Türk bankacılık sisteminin Dubai’de riskleri bulunmuyor” dedi. Son günlerde kriz beklentilerinin yoğunlaştığı Yunanistan ve Macaristan gibi ülkelere ilişkin değerlendirmeleri de yorumlayan BDDK Başkanı Bilgin, Yunanistan’ın ülke riskinin yükselmiş olmasının Dubai kriziyle bir bağlantısının bulunmadığını vurgulayarak, “Yunan bankalarının özellikle Doğu Avrupa’da bulunan yatırımları risk primlerini yükseltiyor. Yunanistan ve Macaristan’a bakarak Türkiye’nin riskleri yükseliyor demek doğru değil” dedi.

Dubai sukukun merkezi

2001 yılından beri dünyada cazip hale gelen sabit kıymetlere bağlı (arazi, bina, köprü gibi sabit varlıklardan elde edilen gelirler üzerinden çıkarılan kâğıtlar) sukuk kâğıtlarının büyük bölümü Dubai piyasasında bulunuyor.
Katılım Bankaları Birliği Genel Sekreteri Osman Akyüz eylül ayında Londra’da bu piyasaya ilişkin yapılan bir konferansta verilen bilgiler kapsamında, 2008’de tüm dünyada 20 milyar dolar değerindeki sukuk kâğıtlarının 18 milyar dolarının Dubai’de olduğunu söyledi.
Sukukta daha önce Malezya başı çekerken, 2008’de Dubai 20 kez sukuk kâğıdı çıkardı.

Nacar: Faizsiz bankaların riski yok

Faizsiz bankacılık alanında faaliyet gösteren Katılım Bankaları Birliği (Albaraka, Bank Asya, Kuveyt Türk, Türkiye Finans) Başkanı Yunus Nacar, gerek katılım bankalarının gerekse de diğer Türk bankalarının Dubai’de ciddi bir risklerinin olmadığını söyledi. Ağustos’da Dubai’ye gittiğinde şehrin bir hayalet şehir görüntüsünde olduğunu anlatan Nacar, bir alışveriş turizmi ve gayrimenkul yatırımları merkezi haline gelen Dubai’de fiyatların düşeceğini söyledi. Dubai krizinin rakamsal boyut olarak büyük olmadığını ancak yarattığı ürküntünün bunun çok üstünde olduğunu söyleyen Nacar, “Dünyada kriz bitti, toparlama oldu denirken şimdi yeniden ne oluyor korkusu sardı” dedi.

Demiray: Dubai borcunu yüksek getiriyle satıyor

50 - 60 milyar dolar borcunu ödeyemeyerek alacaklılardan borç yapılandırması isteyen Dubai Emirliği’nin, borç riskini spot piyasada yüzde 10 - 12 gibi çok yüksek getiriyle satışa çıkardığı söyleniyor. İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Aykut Demiray, bu tür krizlerde borçlunun spot piyasaya yüksek getiri üzerinden borç riskini uzun vadeli satma yoluna gitmesinin beklendiğini aktararak, Türk bankalarının bu kâğıtlara çok fazla bir talep göstermesini beklemediğini söyledi.
Yüksek getirinin aynı zamanda yüksek riski de ifade ettiğini belirten Demiray, Dubai World’ün borç riskini 2012 yılına kadar satmaya çalıştığını belirtti...

Read more...

Türkiye'yi kriz vurur mu?

2 Aralık 2009 Çarşamba

Ekonomi gündeminin şu sıralar en önemli konusu şüphesiz Dubai krizi…

Krizin ikinci bir Lehman Brothers vakası olacağı senaryosu bile herkesi korkutuyor.

Şu ana kadar yapılan yorumlar Dubai krizinin etkilerinin Lehman Brothers gibi olmayacağı yönünde. Ancak her şey göründüğü kadar iyi gitmiyor…

Bu konuda merak edilen sorular oldukça fazla… Kriz yayılır mı? Ve En önemlisi Türkiye bu krizi nasıl hissedecek?

İşte bu ve bu ve buna benzer konular hakkında bigpara.com sitesi Yayın Yönetmeni Mehmet Çoban, İskender Özturanlı ile bir söyleşi yaptı…

Özturanlı Türkiye’nin bu krizi hissetmemesinin olanaksız olduğunu söyledi… Peki şiddeti nasıl olacak?

Read more...

Kriz oldu, ticaret durdu!

1 Aralık 2009 Salı

Küresel kriz, Türkiye'nin komşu ülkelere yaptığı ihracatı da vurdu. Komşu ülkelere ihracat, Ocak-Eylül döneminde yüzde 7,7 azaldı.

Sınır komşusu 7 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 13,5'ini oluştururken, söz konusu dönemde komşulara 9,9 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirildi.

TÜİK verilerinden yapılan hesaplamalara göre, toplam 7 ülkeden oluşan komşu ülkelere ihracat, yüzde 7,7 gerileme göstererek, 9 milyar 900,6 milyon dolar oldu. Geçen yıl aynı dönemde söz konusu ülkelere ihracat 10 milyar 732,1 milyon dolarlık ihracat yapılmıştı.

Bu grup içerisinde ilk sıraları yüzde 5,1 payla Irak, yüzde 1,9 payla İran, yüzde 1,6 payla Yunanistan aldı.

Irak'a 3 milyar 759,2 milyon dolarlık, İran'a 1 milyar 416,8 milyon dolarlık, Yunanistan'a da 1 milyar 199,2 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Geçen yıl aynı dönemde, Irak'a 2 milyar 674,2 milyon dolarlık, İran'a 1 milyar 544 milyon dolarlık, Yunanistan'a ise 1 milyar 970,4 milyon dolarlık ihracat yapılmıştı.

Azerbaycan ve Bulgaristan'ın toplam ihracattaki payı yüzde 1,4, Suriye'nin payı yüzde 1,3, Gürcistan'ın payı da yüzde 0,8 oldu. Bulgaristan'a 995,2 milyon dolarlık, Azerbaycan'a 991,9 milyon dolarlık, Suriye'ye 984,2 milyon dolarlık, Gürcistan'a 554 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildi.

Irak ve Suriye'ye ihracat arttı

Yılın 9 ayında ihracatta artış kaydedilen komşu ülkeler ise Irak ve Suriye oldu. Irak'a ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 40,6, Suriye'ye ihracat da yüzde 23,7 arttı.

Read more...

IMF'den yeni açıklamalar

28 Kasım 2009 Cumartesi

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Dominique Strauss-Kahn, küresel ekonomideki reform ihtiyacına değindi.

Kahn, reformların biraz zaman alacağını söylerken, ‘dünya vatandaşlarının bir başka kurmarma operasyonuna daha ödeme yapmak istemeyeceği’ uyarısı yaptı. Dominique Strauss-Kahn, Paris’te yaptığı bir konuşmada zor ve karmaşık bir finansal reform gündemi bulunduğunu, bu alanda anlamlı ilerleme sağlamanın zaman alacağını bildirdi. Kahn, “Ekonomi toparlanır, finansal piyasalar normalleşirken, krizin yarattığı ivedi reform gereksinimiyle finans sektörünün gelişmesini beslemesi istenen ‘düzenleme’ reformu taahhütlerinin azalmasından kaygı duyuyorum” dedi.

Korumacılık endişesi

Kahn, ‘tarihi pencereyi’ kaçırmanın kayıp olacağını, daha fgüvenli ve istikrarlı bir finansal sistem için harekete geçilmesi gerektiğini vurgularken, şöyle konuştu: “Düzenleme reformlarına doğru hızla ve kararlılıkla hareket etmek ve böylece gelecekteki finansal krizlerin riski azaltmak bizim için kritik önemde. Bana göre dünya vatandaşları bir başka ‘kurtarma’ operasyonu için ödeme yapmayı reddedecek. Onun yerine belki de uluslararası işbirliğini azaltacak ‘korumacılığı’ isteyerek karşılık verecek. Bunun gerçekleşmesine izin veremeyiz. Küresel düzeyde birbiriyle bağlantılı hale gelmekten çok şey kazandık.”

‘Özel sektör her şeyi bilir’ eğilimi yanılttı

DOMINIQUE Strauss-Kahn, ‘düzenleme ve denetleme’ eksikliğinin, krizin anahtar önemdeki nedenlerinden biri olduğunu savunarak, şu yorumu yaptı: “Uygun ‘düzenleme’ varolsa bile, daha güçlü bir uygulama olabilirdi. ‘Denetleme’ sorunları da krizde rol oynadı. Bazı yönetim çevrelerinde, gözetimde ciddi yanılmalara yol açan, ‘özel sektör en iyisini bilir’ gibi bir eğilim bulunduğunu söylemek doğru olur.”

Read more...

Kriz, yeni milyonerler yarattı

11 Kasım 2009 Çarşamba

Sanayi sektörüne tarihinin en ağır darbesini indiren kriz, bankaları kâr rekortmeni yaparken Türkiye'de 5 bin de milyoner yarattı. 1 milyon liranın üzerinde mevduatı olan mudî sayısı 2009'un eylül ayında 29 bine çıktı.

Teğet geçiyor tartışmaları içerisinde Türkiye'ye tarihinin en büyük ekonomik küçülmesini yaşatan kriz, bir yandan bankaların kâr rekorları kırmasını sağlarken diğer yandan da yeni nakit zenginleri yarattı. Bu yılın eylül itibari ile son bir yılda bankacılık sektörünün dokuz aylık kârı yüzde 41,1 artarak 11.1 milyar liradan 15.7 milyar liraya ulaşırken, bankalarda 1 milyon liranın üzerinde mevduatı bulunan mudîlerin sayısı da aynı dönemde 5 bin kişi arttı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun verilerine göre bankalarda 1 milyon liranın üzerinde mevduatı bulunanların sayısı 24 binden 29 bine çıktı. Bu gruptakilerin toplam mevduatı ise yüzde 22 oranında artarak 200 milyar 758 milyon liraya çıktı. 1 milyon liranın üzerindeki mevduatın toplam içerisindeki payı yüzde 41'den 42,3'e çıktı. Büyük tasarruf sahiplerinin mevduatındaki artışta dövizdeki yükselişle birlikte döviz tevdiat hesaplarının değerinin yükselmesi ve bazı yatırımcıların nakde dönmesi etkili oldu.

Büyük mevduatlar artıyor

Mevduat büyüklüğü 250 bin TL ile 1 milyon liranın arasında olan mudilerin sayısı da 36 bin kişilik artışla 152 bine ulaştı. Bu kişilere ait mevduat tutarı ise yüzde 20,7'lik artışla 70.9 milyar liraya ulaştı. Bu gruba ait mevduatın toplam içerisindeki payı ise yüzde 14,4'ten 14,9'a çıktı. Bankalarda 250 bin liranın üzerinde mevduatı bulunanların toplam sayısı ise 140 binden 181 bine ulaştı. Bu gruptaki mevduatın toplam içerisindeki payı yüzde 55,4'ten 57,2'ye çıktı. 250 bin liranın üzerindeki mevduatların toplam tutarı ise 226 milyar 220 milyon liradan 271 milyar 679 milyon liraya ulaştı. Bankalardaki mevduatı 50-250 bin lira arasında olan mudilerin sayısı da bir yıl içerisinde 124 bin kişilik artışla 922 bine ulaştı. Bu gruptakilerin mevduat tutarı ise yüzde 17,6 artarak 102.2 milyar liraya çıktı. 50 bin liranın üzerindeki mevduatın toplam içerisindeki payı ise yüzde 76,7'den 78,8'e çıktı.

Küçükler cepten yedi

Bankaladaki mevduatı 10 bin liranın altında olan mudilerin sayısı 1 milyar 497 bin kişilik artışla 68 milyon 274 bin kişiye çıktı. Bu kişelere ait mevduat tutarı ise 31.3 milyar liradan 30.8 milyar liraya indi. Bu grubun toplam mevduat içerisindeki payı ise yüzde 7,6'dan 6,5'e düştü. BDDK verileri göre eylül sonu itibari ile Türkiye'deki yerleşik kişilerin toplam mevduatı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 16,2 artarak 474.2 milyar liraya çıktı. Bankalardaki toplam yerli mudi sayısı ise 70 milyon 769 bin kişiden 72 milyon 179 bin kişiye ulaştı.

Faiz gideri tarihi dipte

Öte yandan küresel kriz süresinde kârlılığını sürdüren bankaların mevduata ödediği faiz de, Merkez Bankası'nın hızlı faiz indirimlerinin etkisiyle aylık bazda en düşük seviyeye indi. Bankaların mevduata ödediği faiz eylül ayında 2 milyar 536 milyon liraya düştü. Bankaların 2008 yılının aralık ayında 4.7 milyar lira olan aylık mevduat faizi ödemeleri, Merkez Bankası'nın faiz indirimlerinin etkisiyle ocak ayından bu yana hızla geriledi. Ocakta 4.4 milyar liraya inen aylık faiz ödemelri, haziranda 2.9 milyar liraya düşmüştü. Bu yılın dokuz aylık dönemi itibari ile mevduata ödenen faiz, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8 azalarak 28.2 milyar liraya düştü. Bu dönemde kredilerden sağlanan faiz geliri ise 36.8 milyar liradan 40.4 milyar liraya çıktı.

Read more...

50 milyar dolar gelir

29 Ekim 2009 Perşembe

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB), Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) ve Ulaştırma Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen özelleştirmelerin tutarı 50 milyar doları aştı.

Söz konusu özelleştirmelerin 38,2 milyar dolarlık bölümü ÖİB tarafından gerçekleştirilirken, bu yıl eylül ayı itibarıyla elde edilen özelleştirme geliri 1 milyar 832 milyon dolarda kaldı.

AA muhabirinin 2010 yılı bütçe gerekçesinden ve ÖİB verilerinden derlediği bilgilere göre, ihalesi tamamlanmış, onay ve sözleşmesi imza aşamasında olan özelleştirme uygulamalarından ise 2,4 milyar dolarlık gelir bekleniyor.

Yıllar itibarıyla gerçekleştirilen özelleştirme işlemlerinden elde edilen gelirlere bakıldığında, 1986-2002 döneminde ÖİB tarafından 8 milyar dolar tutarında özelleştirme yapıldı.

2002 yılında 536 milyon dolarlık özelleştirme geliri elde edilirken, 2003 yılında 187 milyon dolarlık, 2004 yılında 1 milyar 283 milyon dolarlık gelir elde edildi.

En fazla özelleştirme geliri 2005 yılında

2005 yılı, 8 milyar 222 milyon dolarla en fazla özelleştirme gelirinin elde edildiği yıl oldu. 2006 yılında 8 milyar 96 milyon dolarlık gelir elde edilirken, 2007 yılında 4 milyar 259 milyon dolarlık, 2008 yılında 6 milyar 297 milyon dolarlık özelleştirme geliri sağlandı.

2009 Eylül ayı itibarıyla, 1986 yılından itibaren gerçekleştirilen özelleştirme işlemlerinin yöntemlere göre dağılımına bakıldığında, özelleştirmelerin yüzde 53'ünün blok satış, yüzde 23'ünün işletme tesis ve varlık satışı, yüzde 19'u halka arz, yüzde 3'ü İMKB'de satış ve yüzde 2'si ise bedelli devirler oldu.

1986'dan bu yana gerçekleştirilen özelleştirmelerin 20 milyar 199,2 milyon doları blok satıştan, 8 milyar 906,9 milyon doları tesis, varlık satışından, 7 milyar 91,2 milyon doları halka arzlardan, 1 milyar 261,1 milyon doları İMKB'deki satışlardan, 4,4 milyon doları yarım kalmış tesis satışından, 708,4 milyon doları da bedelli devirlerden sağlandı.

1986-2007 döneminde elde edilen özelleştirme gelirlerinin 18 milyar 159,2 milyon doları blok satıştan, 4 milyar 821,2 milyon doları tesis, varlık satışından, 5 milyar 180,2 milyon doları halka arzdan, 1 milyar 261 milyon doları İMKB'de satıştan, 4,4 milyon doları yarım kalmış tesis satışından, 615,7 milyon doları bedelli devirlerden olmak üzere 30 milyar 41,7 milyon dolarlık gelir elde edildi.

2008 yılında elde edilen 6 milyar 297,1 milyon dolarlık gelirin, 2 milyar 40 milyon doları blok satıştan, 2 milyar 256,2 milyon doları tesis, varlık satışından, 1 milyar 911 milyon doları halka arzlardan, 89,9 milyon doları da bedelli devirlerden sağlandı.

Bu yıl özelleştirme geliri, 1,8 milyar dolar da kaldı

Yaşanan küresel krizin de etkisiyle eylül ayı itibarıyla bu yıl elde edilen özelleştirme geliri 1 milyar 832 milyon dolarda kaldı. Bu yıl tesis, varlık satışından 1 milyar 829,4 milyon dolarlık, bedelli devirlerden de 2,7 milyon dolar olmak üzere toplam 1 milyar 832,2 milyon dolarlık gelir elde edildi.

Read more...

Ekonomik krizi çıkaran 2 inek

22 Ekim 2009 Perşembe

ABD’nin Texas eyaletinde yaşayan George adında bir çiftçi vardır. Küçük bir evi ve iki de ineği vardır George’un.

Bir gün John adında bir başka çiftçi George’a der ki “İki ineğinden birini bana ödünç verir misin? Onu 100 dolara satacağım. Sana 10 dolar da teminat vereyim. İneği satınca da geri kalanını öderim.”

George, bir ineğini John’a verir ve 10 doları alır. “Bu inek işi iyi gidiyor. Kendime bir inek daha alayım” diye düşünür George.

Yan komşusuna gider ve 100 dolara ineklerinden birini almak istediğini söyler. Komşusu kabul eder. George, John’dan aldığı 10 doları verir ve geri kalan 90 dolar için de bankadan kredi çeker.

Gurur duyar kendisiyle George. Şu anda iki ineği vardır, bir de John’a ödünç verdiği bir başka ineği. Yani 300 dolar varlığı 100 dolar da borcu bulunmaktadır George’un.

Ama bir anda ülkede yaşayanların üçte ikisi vejeteryan olmaya karar verir. İnek fiyatları 100 dolardan 70 dolara iner.

George için hâlâ durum çok vahim değildir. Çünkü elinde toplam değeri 140 dolar eden iki inek vardır. Bir de John’a ödünç verdiği diğer bir inek. George şöyle düşünür: “Elimdeki ineklerin değeri yaklaşık 200 dolar. Borcum ise hâlâ 100 dolar. Çok sıkışırsam inekleri satarım, borcumun tamamını rahatlıkla kapatırım.”

George inekleri satma konusunda pek istekli değildir. Çünkü hayvan piyasasında fiyatlar sürekli değişmektedir. Ayrıca elbet bir gün birileri yeniden et yemek isteyecektir.

Ama birilerinin et yemeye başlaması bir yana ülkenin geri kalanı da “biz de vejeteryan olacağız” der. George için işler hiç de iyi gitmemeye başlar. Kimse et yememektedir. Köpek maması yapmak isteyenler George’un ineklerine talip olurlar ve inek başına 2 dolar önerirler. Fiyatların gerilemesinin ardından John, 2 dolara bir inek alır. George’a gider ve der ki: “Senden aldığım ineği geri veriyorum. Sana verdiğim 10 doları geri verir misin?”

George, “Elimde 3 inek var ve toplam değeri sadece 6 dolar” diye hesap yaparken telefon çalar: “Bankadan arıyorum. 90 dolar olan borcunuzu kapatmanız gerekiyor.”

Bu noktadan sonra yapacak bir şeyi kalmayan George, Merkez Bankası’nı arar ve yardım ister.

Read more...

Ekonomik krizin son etkileri

20 Ekim 2009 Salı

Türkiye ekonomik krizin son etkilerini yaşıyor.

Read more...

İşsizlik biterse kriz de biter!

10 Ekim 2009 Cumartesi

Fransız Bakan Financial Times'a yorumladı, 'bigpara.com' da sizlere sunuyor! Kriz ancak işsizlik biterse sona erebilir! Küresel anlamda finans sektörünü köklü bir değişiklik bekliyor. Tüm dinamikleri altüst eden kriz hakkında Fransa Maliye Bakanı Christine Lagarde'ın FT’de yayınlanan açıklamaları aşağıdaki gibi...

‘Kriz sonrası finans sektörü üzerinde sayısız taslak yayınlandı. Özellikle bankacılık sektöründe yeni krizlere olanak vermeyecek bağlayıcı ve zorlayıcı düzenlemeler, Fransa ve İngiltere gibi büyük ülkeler tarafından kanunlaştırıldı. Sadece altı ay içerisinde, vergi istihbaratında 150’yi aşkın konuda karara varıldı ve bu reformlarla zor da olsa ülkeler vergi cenneti olmaktan çıkarıldı. Bilgi paylaşımını reddeden ülkeler 2010 Mart’ından itibaren karşılarında bir takım yaptırımları bulacaklar.

Geleceğe dönük olarak, genel standartlarda değişikliğe sebep olabilecek önemli adımlar da atıldı. Bankaların Sermaye stoku hakkındaki İkinci Basel Taslağı, herkesin ve ülke liderlerinin de kabul etmesiyle, 2011 sonrasında hayata geçecek.

Kolektif çalışmanın, krizle mücadelede en önemli adım olduğunu kabul etmemiz gerekmekte. Ekonomiyi stabilize eden teşvik paketlerinin ardı sıra kırmızı ışığın yeşile dönemeye başlaması tehlikeden kurtulduğumuz anlamına da kesinlikle gelmiyor. Kırılgan bir dönemde olduğumuz kesin ve daha yapacağımız sayısız çalışma önümüzde yer alıyor.

İlk olarak, doğru stratejiler üretmemiz, çıkış yollarını koordineli bir şekilde ve doğru zamanda gerçekleştirmemiz gerekmekte. Piyasalarda ki düzensizliğe ve işsizliğe karşı mücadelenin önemi olduğu kadar, artık sürdürülebilir büyümenin gerçekleştirilebileceği yeni alanlar belirlememiz ve bu alanlar hakkında somut çalışmalar yapmamız gerekiyor.

İkinci olarak, bankaları arası rekabeti düzenleyen, finansal stabilizasyonu ve verimi gözeten yeni kuralları dengeli bir şekilde hayata geçirmemiz gerekiyor. Maliye standartlarını düzenleyen yeni regülasyonların değişkenliği tetiklemek yerine reel amaçları karşılayacakları konusunda piyasaya güven vermeleri lazım.

Üçüncü olarak, bankaların, müşterilerine sağlayacağı sermaye konusunda zorluk çıkarmadan, daha fazla ve daha güvenilir kapital stoklaması gerekiyor. Bu özellikle Avrupa ekonomisinde büyük rol sahibi bankacılık için önemli bir sorun olarak karşımızda duruyor.

Ve son olarak, G20 ülkeleri yoksul ulusları savunucu ve kollayıcı bir tavra sahip olmalılar. Gelişmiş ülkeler olarak kendi sorunlarımızla meşgul olurken, daha kötü durumda ki ülkeleri unutmuş oluyoruz. Büyük Britanya ve Fransa, bu ülkelerde ki ekonomiyi destekleyen projelere yardım için IMF’ye gerekli sermaye yardımında bulunan ilk ülkeler.

Yolun yarısını geçmiş durumdayız. Geriye gidip geldiğimiz yere varabilir veya daha iyi ve güvenilir bir finans geleceğini birlikte inşa edebiliriz. Krizin ne zaman sona ereceği konusunda kesin bir cevap, şüphesiz yeni iş alanlarının yaratılması ve finans sektörünün disiplinli bir şekilde restore edilmesi olacaktır.

Read more...

Kriz, delip geçti

22 Eylül 2009 Salı

Başbakan ısrarlı, kriz Türkiye'yi teğet geçiyor. Oysa orta vadeli program ile artık teğet söyleminin rafa kalkacağını sanıyorduk. Ekonominin yüzde 6 daraldığı ve işsizliğin yüzde 15'e yaklaştığı bir ekonomi için kriz teğet geçiyor denilebilir mi? Başbakanın perşembe günü genel yayın yönetmenleri için verdiği iftar yemeğine katıldım.

Orada söyledi, Ben yine teğet geçiyor diyorum dedi. İşsizlik oranı hatırlatıldığında ise Türkiye'yi bazı Avrupa ülkeleriyle karşılaştırdı ve İşsizlik noktasında Türkiye'nin mevcut yapısına göre onlardan daha iyi durumda olduğunu görecekseniz dedi. Erdoğan'ın verdiği örnekler İspanya ve İngiltere. İspanya'da işsizlik oranı bizim birkaç puan üzerimizde seyrediyor. İngiltere ise bizden daha düşük bir orana sahip ama bu haliyle bile rekor seviyede bir işsizlikle karşı karşıya.

Başbakan'a yanıt Merkez'den geldi

Başbakan haklı, İspanya'dan daha iyi durumdayız ama buradan çıkarılacak sonuç Kriz Türkiye'yi teğet geçiyor olmamalı. Doğrusu Kriz Türkiye'yi de, İspanya'yı da, İngiltere'yi de vurdu. Daha bir çok ülkeyi vurduğu gibi... Başbakanı doğrulamayan açıklama Merkez Bankası'ndan geldi. Para Politikası Kurulu faizi yarım puan daha indirdi ve bir de açıklama yaptı.

Dedi ki, Kriz Türkiye'yi teğet geçmedi, fena halde vurdu. Bunu doğrudan demedi ama yaptığı şu tespitler başka nasıl yorumlanır ki. Toparlanma yavaş ve kademeli olacak, Yurtiçi yatırım talebi zayıf seyrini sürdürüyor, İstihdam koşullarında belirgin bir iyileşme görülmemekte ve Tüketim talebi zayıf seyredecek. Aynı merkez bankası daha önce açıkca dememiş miydi, Kriz kredi ve ticaret gibi tüm kanallardan Türkiye'yi olumsuz etkiledi diye. Bir ekonominin krizden etkilenmiş olması için daha ne olmalı ki.

Not kuruluşları hareket geçti

Kısacası, mevcut resmin olumlu ya da pazarlanacak tarafı krizin teğet geçmiş olması olamaz. Ya ne olur? Moody's ve Standard and Poor's gibi önde gelen derecelendirme kuruluşlarının bu haftaki açıklamaları olabilir. Geçmişte kırk defa yanılan, kriz öncesinde yaptığı yanlış notlama ve değerlendirmeleri nedeniyle denetim alttına alınmaları karara bağlanılan bu kuruluşlar, hala Türkiye'yi Mısır'ın iki kademe altında notluyorlar ama olsun.

Bu hafta nihayet harekete geçtiler. Bu kuruluşların açıklamalarında krizin Türkiye'yi vurduğu ancak Türkiye ekonomisinin şoklara karşı dayanıklık gösterdiği ve yardım almadan krize direndiği belirtiliyor. S&P dış finansman risklerinin hafiflediğinden söz ediyor. Moody's özel sektörün yüksek borçluluğuna rağmen borçlarını ödeyebildiğini ve dışarından borçlanabildiğini söylüyor.

Kriz geçti havasına girilmesin

Türkiye piyasalarının dışarıdan sermaye girişindeki yavaşlama ve kredi koşullarının sıkılaşması ile iyi başedebildiğini söylüyor. Orta vadeli program Erdoğan'ın dediği gibi realist bir yaklaşımla hazırlanmış, popülist değil. İddialı hedefler konulmamış, 2009 yılına ait tahminler gerçekçi düzeylerde tutulmuş. 2011 seçimi öncesi hükümet kamu maliyesinde ortalığı çok fazla sıkmak istemiyor. Zaten bu iç ve dış talep durgunluğunda sıkmanın çok fazla imkanı da yok.

Finansman ihtiyacı ortaya çıkarsa orada bir yerlerde Uluslararası Para Fonu (IMF) var. Anlaşılıyor ki şimdilik Hazine rahat. Çok fazla baskı yok. Görünüm değişikliği ile dışarından rahat borçlanma imkanı olur mu? Olabilir ama hazine geçen yılın üzerindeki maliyetlerle de olsa zaten borçlanabiliyordu.

Bu manzaraya bakıp kriz geçti, normale döndük havasına girmeyelim. Çünkü Merkez Bankası öyle diyor. Hani Başbakan'ın iftar yemeğinde sitem ettiği Merkez Bankası. Normale dönülmediği için daha uzun bir süre para politkasının aşağı yönlü esnekliğini koruyacağını söylüyor. Krizin teğet geçtiği bir ülkede Merkez Bankası neden böylesine olağanüstü para politikası lzemek zorunda kalsın ki?

Read more...

Ekonomik krizin üzerinden 1 yıl geçti

14 Eylül 2009 Pazartesi

Global krizin dönüm noktalarından Lehman Brothers’ın iflasının üzerinden bir yıl geçti ama tartışma yeniden alevlendi. Bir yandan “kriz dibi buldu” umutları yeşerirken, diğer taraftan, “Lehman kurtulsaydı, kriz bu boyuta ulaşır mıydı” sorusuna yanıt aranmaya başlandı.

GLOBAL krizin en önemli kıvılcımı olarak gösterilen ABD’li yatırım bankası Lehman Brothers’ın iflasının üzerinden tam bir yıl geçti. Geçten yıl 7 Eylül’de mortgage devleri Fannie Mae ve Freddie Mac’in devlet kontrolüne geçmesiyle başlayan küresel ekonomik kriz, 15 Eylül’de Lehman Brothers’ın iflasıyla tüm dünyada hızla yayılmaya başladı. Dünya çapında ülkelerin iflasına, bankaların batmasına, işsizlik oranlarının rekor seviyelere ulaşmasına neden olan kriz, Lehman Brothers’ın iflasının 1’inci yılında, şimdilerde iyileşme sinyalleri veriyor. Gün yüzü görmeye başlayan dünya ekonomisi şimdilerde “Lehman Brothers kurtulsaydı, kriz bu boyuta ulaşır mıydı?”nın cevabını arıyor.

Tek Lehman kurtarılamadı

Lehman Brothers’ın iflas açıklaması yaptığı 15 Eylül’de, haber küresel piyasalara bomba gibi düştü, New York Wall Street Borsası o gün 500 puan birden kaybetti. Aynı gün bir diğer yatırım bankası Merrill Lynch de hisselerini 50 milyar dolara Bank of America’ya devrederek iflastan son anda kurtuldu. Lehman’ın çöküşünden iki gün sonra sigorta devi AIG, Amerikan Merkez Bankası’ndan (FED) aldığı 85 milyar dolarlık krediyle hayata tutundu. Yani FED, bir tek Lehman Brothers’ı kurtaramadı. Sigorta devi AIG, ABD hükümetinden aldığı 85 milyar dolarlık destekle ayakta kalmayı başarırken, Morgan Stanley’in sırada olduğu kulaktan kulağa dolaşıyordu. Avrupadaki bankaların dizlerinin titremeye başladığı, o dönemde Goldman Sachs’ın da bir ayağının çukurda olduğu söylentileri kulislerde konuşuluyordu.

Krizin sonu görünmezdi

Dünyanın pek çok farklı bölgesinde ekonominin içinde bulunan önemli isimler, aradan geçen bir yılın ardından “ABD’nin Lehman’ın düşmesine izin vereceğine hayatta imkan vermezdik” sözleriyle krizin ‘sürpriz bir şekilde geldiği’ yorumunda bulundu. Pek çok kişi FED’in Lehman’ı kurtarabilmek için bir yol bulabileceğine inandığını söylese de farklı yorumlar Lehman’ın kurtarılmasının krizi uzun yıllar içinden çıkılmaz bir hale getireceğine inanıyor. Ekonomi çevrelerinde Wall Street’in ayakta kalabilmesi için Lehman’ın ölmesi gerektiği savunulsa da, Lehman Brothers’ın çöküşü, ekonominin gündeminden düşmeyen kriz haberlerinin başlangıç noktasını oluşturup kitaplara ve sinema filmlerine dahi konu oldu.

Kurtulmamızı istemediler

Lehman’ın sallanmakta olan emlak piyasasına fazla güvenmekle ve şirket bilanço üzerinde fazla risk almakla hata ettiğini söyleyen Lehman Brothers’ın CEO’su Richard Fuld, “Pek çok firma bu hatayı yaptı. Bear Stearns da Citigroup da bu hataları yaptı ama kurtarıldı” yorumunda bulundu. Lehman’ın çöküşüyle ilgili değerlendirme yapan Fuld, “Lehman’ın ayakta kalması için bir B planı önerildi. Ancak o zamanın FED Başkanı, şimdiki Hazine Bakanı Timothy Geithner, yatırım bankasının bir holding haline gelmesini istemediğini söyleyince de kurtarma planı iptal edildi” dedi.

Herkes çok üzgün

“Bizim için B planı uygulaması engellenirken Morgan Stanley ve Goldman Sachs bu yolla ayakta kalmayı başardı” diyen Fuld, bu noktada politikacıların da büyük rolu olduğunu ifade etti. Kongre üyelerinin Lehman’ın batışından bir hafta önce kurtarma planı yaptıkları Fannie Mae and Freddie Mac’ten sonra bir operasyona daha başlayacak güçleri omladığı için kolay yolu seçtiklerini belirten Fuld, tüm eski Lehman yöneticilerinin gerçekten çok üzgün olduğunu dile getirdi.

Fuld: Sebeplerden biri olduğum için özür dilerim

LEHMAN Brothers’ın çöküşünden sonra zor günler yaşadığını belirten CEO Richard Fuld, herkesin ayakta kalıp 158 yıllık yatırım bankasının krizde batmış olmasına inanamadığını belirtiyor. Lehman’ın çöküşünde rol alan isimlerden biri olduğu için özür dileyen Fuld, “Şirket kötü durumdayken ben ofis dışında müşterilerle ilgileniyordum ve diğer kişilerin riski yönetebileceğini düşünüyordum” dedi.

Sanat koleksiyonu satışa çıkıyor

LEHMAN Brothers, şirket içindeki ofilerinde dahi kullandığı sanat koleksiyonuna ait parçaları kasım ayında satışa çıkarıyor. Ancak bu satıştan çok fazla gelir elde edilmesi beklenmiyor çünkü Lehman’ın geçen yıl iflas açıkladığı gün bu piyasayı da vurduğu ortaya çıktı. Yetkililer, bazı parçalarda yüzde 70’lere varan düşüşlerin olduğunu da ifade ettiler.

Read more...

Kriz borsa şirketlerini fena vurdu

20 Nisan 2009 Pazartesi

Türkiye ekonomisinin yüzde 6,2 oranında küçüldüğü geçen yılın son çeyreğinde hisse senetleri İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda işlem gören 282 şirketten 200'ü zarar etti. Erdemir, 1.1 milyar lira ile 200 şirket arasında zarar rekoru kırdı.

Oktay Özdabakoğlu / REFERANS

Hamdolsun etkilenmedik, Teğet geçti yorumlarıyla görmezden gelinen, fakat sanayi üretiminin ve kapasite kullanımının dip, işsizliğin zirveye çıkmasıyla birlikte 2009'daki yüzde 4'lük büyüme hedefinin yüzde 3,6'lık küçülme ile revize edilmesine noktasına gelen kriz süreci borsadaki şirketleri adeta yerle bir etti. Türkiye ekonomisinin yüzde 6,2 oranında küçüldüğü geçen yılın son çeyreğinde hisse senetleri İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda (İMKB) işlem gören 282 şirketten 200'ü zarar etti.

Banka ve finansal kiralama şirketleri hariç söz konusu 282 şirket yılın ikinci çeyreğinde 7.9 milyar TL, üçüncü çeyrekte 5.6 milyar TL kâr açıklarken, son çeyrekte toplamda 4.1 milyar TL zarar edildi. 282 şirket 2007'nin dördüncü çeyreğinde ise 4.5 milyar TL kâr açıklamıştı. Bu 282 şirketin 2007 yılında 20 milyar 296 milyon lira olan toplam net kârı, 2008'de yüzde 41 oranında azalarak 11 milyar 953 milyon liraya indi.

Kur ve talep etkisi

Büyüklüğü trilyon dolarları aşan kurtarma paketlerine rağmen, küresel ekonomide büyük bir durgunluğa neden olan kriz, Türk şirketlerini de adeta vurdu. Yurtiçi ve yurtdışı talebin bıçak gibi kesilmesiyle birlikte satış gelirlerinde düşüş yaşayan şirketler en ağır darbeyi ise kurdan aldı. 2004-2007 yılları arasında yaşanan likidite bolluğu nedeniyle yurtdışından ve yurtiçinden yüksek miktarda döviz kredisi ile borçlanan şirketler, yabancı çıkışının hızlanmasıyla birlikte yılın son üç ayında dolardaki yüzde 25'lik, eurodaki yüzde 19'luk yükselişten olumsuz etkilendi.

Şirketlerin kur farkı zararı döviz açık pozisyonu nedeniyle katlanırken, bazı şirketler ise açık pozisyon taşımamalarına rağmen, yurtdışındaki operasyonları nedeniyle kur farkı zararından kurtulamadı. Şirketlerin yurtdışı iştiraklerinin bulunduğu ülkelerin yerel para birimlerinde yaşanan hareket sonucunda oluşan kâr-zararın konsolidasyon sonucunda mali tablolara yansıması da Türk şirketlerine olumsuz yansıdı. Talep düşüşü nedeniyle stokları artan şirketler, fiyatlardaki düşüş sonucu söz konusu stokları da düşük fiyatlardan değerlemek zorunda kaldı. Bu durum da şirketlerde stok değer düşüş karşılığı oluşmasına neden oldu.

Zarar rekoru Erdemir'de

Erdemir'in 2007'de 679.4 milyon lira olan net kârı, geçen yıl yüzde 69 oranında azalarak 211.4 milyon liraya indi. 2008'in ilk dokuz ayını 1 milyar 400 milyon lira net kârla tamamlayan Erdemir, yılın son çeyreğinde 1 milyar 188 milyon liralık rekor zararla karşılaştı. Erdemir'in finansal giderleri 118 milyon liradan 1 milyar liraya sıçrarken, kur farkı giderlerleri ise 5.7 milyon liradan 809.6 milyon liraya çıktı. Erdemir'in finansal giderleri yılın son üç ayında yüzde 300 oranında yükseldi. Erdemir 2008 sonu itibari ile 2.7 milyar lira tutarında döviz açık pozisyonu taşıyor. Erdemir'in faaliyet kârı da geçen yıl yüzde 28,7 oranında azalarak 516 milyon liraya düştü.
Tüpraş'ın 2007 yılında 1 milyar 298 milyon lira olan net kârı, geçen yıl yüzde 66 oranında azalarak 432 milyon liraya indi. Geçen yılın dokuz aylık dönemini 1 milyar 142 milyon lira net kârla tamamlayan şirket, yılın son üç ayında 710 milyon lira zarar etti. Tüpraş'ın finansal giderleri 197 milyon liradan 1 milyar 121 milyon liraya fırlarken, kur farkı zararı 871.5 milyon lira olarak gerçekleşti. Yüksek kur farkı zararına rağmen, Tüpraş'ın faaliyet kârı 1 milyar 283 milyon lira ile 2007 yılı seviyesinde gerçekleşti. Tüpraş yıl sonu itibari ile 1 milyar 231 milyon lira tutarında döviz açık pozisyonu taşıyor.

Vestel'de zararın nedeni kur

2008 yılında kur farkından dolayı en büyük zararla Vestel karşılaştı. 2007 yılında 18 milyon lira kâr eden Vestel, 2008'i 408 milyon lira zararla tamamladı. Şirketin kur farkı gideri 504.9 milyon liradan 1 milyar 463 milyon liraya fırladı. Vestel geçen yılın dokuz aylık döneminde 132 milyon lira zarar açıklamıştı. Şirket, yılın son üç ayında 276 milyon liraya yakın zarar etti. Vestel'in dokuz aylık dönemde 975 milyon lira olan finansal giderleri, yıl sonunda 1 milyar 651 milyon liraya çıktı. Vestel yıl sonu itibari ile 1.5 milyar liraya yakın döviz açık pozisyonu taşıyor. Vestel 4.7 milyar lira tutarında satış geliri elde ettiği 2008'de brüt kârını yüzde 68,8 artırarak 900.1 milyon liraya çıkardı. Şirket 2007 yılında 82.8 milyon lira faaliyet zararı ederken, geçen yıl 241.6 milyon lira tutarında faaliyet kârı elde etti...

Read more...

Erdoğan: Hiç kimse zor durumda değil

12 Mart 2009 Perşembe

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Büyük işverenlerin,bankaların zor durumda” olduğunun söylendiğini ifade ederek, “Hiç kimse zor durumda değil kardeşlerim. Gerçekler başka, bakmayın. Bunlar alışmışlar, hükümetleri köşeye sıkıştırarak, oralardan nemalanmaya. Tabii şimdi diyorlar ki IMF ile anlaşsınlar da bu para gelsin, bankalara servis yapılsın” dedi

Erdoğan, AKP’nin Ordu mitinginde DSP-MHP-ANAP iktidarının IMF’ye 30 milyar dolar borçlandığını, bunun bir kısmının ödendiğini belirterek şöyle devam etti:‘

Kimin izniyle işçi alacaksın?’

“23.5 milyar dolarla bize devrettiler. Şimdi IMF’nin aleyhinde konuşup duruyor bu MHP’liler, DSP’liler. Peki şimdi ne kadar borç var? 8 milyar dolar. Şimdi çıkıyor bazıları, bana soruyorlar, ’IMF’yle anlaşmayı niye geciktiriyorsun?’ Sana mı soracağım? Türkiye’nin menfaatine olursa imzalarız. Ülkemin, milletin menfaatine olmayacaksa kusura bakmayın imzalamayız. ’Efendim, işte büyük işverenler, bankalar zor durumda’... Hiç kimse zor durumda değil kardeşlerim.

Gerçekler başka, bakmayın”

Diğer partilerin belediye başkan adaylarının “Belediyeyi alayım 100 bin işçi alacağım’ dediğini kaydeden Erdoğan “Bir belediye İçişleri Bakanlığı’nın izni olmadan işçi alamaz. Bütçenin yüzde 30’undan fazlasını emeğe, işçiye, memura yani personel giderlerine harcayamazsın. Sayıştay incelemesini gerektirir” dedi.

Dün Trabzon mitinginde de konuşan Başbakan Erdoğan, krizin Türkiye’ye de etkilerinin olacağını ancak ABD’de, Avrupa’da finans kuruluşları batarken, Türkiye’de bir tane bile bankanın batmadığını söyledi. Erdoğan, “Türkiye’nin bir farkı daha var. Çok köklü reformlar yaptık, kriz başlamadan o işi yaptık. Türkiye her türlü şoka hamdolsun dayanabilir bir noktaya geldi” dedi...

Read more...

ABD borsaları çöktü

6 Mart 2009 Cuma

Uluslararası piyasalarda sular bir türlü durulmuyor. Dünyanınen büyük otomotiv şirketi olan GM'in iflasın eşiğine gelmesi ve bankacılık hisselerinde yoğunlaşan satışlar, ABD borsalarında çok sert hareketlere neden oldu.

Dow Jones yüzde 4.1 kayıpla 6 bin 594 puana gerilerken, 15 Nisan 1997'den sonraki en düşük seviyesine oturdu. Benzer şekilde S&P 500 yüzde 4.3 düşüşle 18 Eylül 1996, Nasdaq Bileşik Endeksi de yüzde 4 kayıpla 12 Mart 2003'ten bu yanaki en düşük seviyelere geriledi.

Uzmanlar, açılıştan itibaren yoğun satışların yaşandığı borsalarda, GM'le başlayan kötü haber akışının ve banka hisseleri üzerindeki baskıların etkili olduğunu belirtti. Ayrıca endekslerin teknik destek seviyelerinin de altına sarkması piyasadaki satış hareketinin zincirleme olarak yayılmasına neden oldu.

ABD'de Ekim 2007'de başlayan ayı piyasası gelinen noktalar itibariyle borsaların yarısnı götürdü. Ekim 2007 ile dünkü kapanışlar baz alınarak yapılan değerlendirmeye göre, Dow Jones yüzde 51.5, S&P 500 de yüzde 54.5 değer yitirdi. Dow Jones'ta sadece 2009 başından itibaren yaşanan düşüş ise yüzde 20'yi aştı.

DEVLER TEPETAKLAK OLDU

ABD borsalarında dün yaşanan düşüş dev şirketlerin hisselerini de yere serdi. ABD'nin en büyük bankacılık grubu olan Citigroup'un hisseleri tarihinde ilk kez 1 doların altına sarktı ve 97 senti gördü. Zor durumdaki sigorta devi AIG'in hisseleri yüzde 16, GM hisseleri de yüzde 17 değer yitirdi...

Read more...

Sütaş`ın hedefi son çeyrekte şaştı

28 Ocak 2009 Çarşamba

Sütaş A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, “2008 hedeflerimizde sapma oldu, özellikle son çeyrekte geriye düştük. Hedeflerimizin yüzde 10 altındayız” dedi.

Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, global kriz ve talepteki daralmanın her sektör gibi, gıda sektörünü de olumsuz yönde etkilediğini söyledi.

Tarıma dayalı sanayi olarak, bu olumsuzluğu yoğun şekilde yaşadıklarını ifade eden Yılmaz, “Meydana gelen talep daralması, hayvancılığa çok kötü etki edecek. Bir şekilde ham madde talebimizin daralmasına ve süt fiyatlarının düşmesine sebep oldu. Bu durum, Türkiye'de üreticileri ve aynı zamanda sanayiyi de çok zor durumda bırakan bir gelişme” diye konuştu.

Yılmaz, bu tablo nedeniyle gıda sektörünün diğer sektörlere göre, krizden daha az etkilendiğini düşünmenin yanılgı olacağını dile getirerek, şöyle devam etti:

“Üreticinin süt fiyatı düştü, bizim elimizdeki stokların değeri düştü. Tüketim azaldığı için arz fazlası sıkıntı yaratıyor. Stoklamanın gerektirdiği finansal imkanlar zor. Bütün bu sıkıntıları hep beraber yaşıyoruz. Yani gıda sektörünün de mutlu olması mümkün değil. İnsanlar işini kaybediyor, tüketici harcamalarını kısıyor, böyle bir süreçten geçiyoruz. Doğal olarak düzenli geliriniz yoksa, işinizi kaybettiyseniz, her taraftan biraz kısmak zorundasınız. Neticede gıda da bundan muaf değil.”

“SON ÇEYREKTE GERİYE DÜŞTÜK”

Global krizin etkilerinin somut olarak görülmeye başladığı 2008 yılının son çeyreğinde, Sütaş AŞ'nin hedeflerinin de saptığına dikkati çeken Yılmaz, “2008 hedeflerimizde sapma oldu, özellikle son çeyrekte geriye düştük. Hedeflerimizin yüzde 10 altındayız” dedi.

Yılmaz, buna rağmen istihdamda herhangi bir gerilemelerinin olmadığını, aksine artış yaşandığını belirterek, Aksaray'da süt ve yem fabrikalarının devreye girdiğini anımsattı. Yılmaz, şunları kaydetti:

“Aksaray'daki fabrikaların devreye girmesi ve onların destek hizmetleri dolayısıyla istihdamda artışımız var ama planladığımız seviyede değil tabi. Aksaray fabrikası şu anda yüzde 20 kapasiteyle çalışıyor. Biz onun bu dönemde yüzde 40-50'lere geleceğini var sayıyorduk. Tabii istihdam da daha fazla olacaktı. İstihdam hedefimizin gerisindeyiz ama bir işten çıkarma yok, olmasını da beklemiyoruz.”

“BÜYÜME TAHMİNİ YAPAMIYORUM”

Sütaş A.Ş. olarak hiçbir projelerini ertelemediklerini ya da durdurmadıklarını vurgulayan Yılmaz, “Erteleyebilme kabiliyetinde değiliz, durmak mümkün değil. Başladık çünkü, başladığımız işleri bitirmek zorundayız. Durmamız gerçekten mümkün değil” dedi.

Yılmaz, yeni yılın belirsizliklerle dolu olduğuna da değinerek, “Ben, 2009 için büyüme tahmini yapamıyorum, küçülmeme umudu taşıyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Read more...

Abone Olursanız Haberiniz de Olur!

Aşağıdaki kutucuğa e-mail adresinizi yazıp gelecek olan onay linkine tıklayınız. Bu sayede en son borsa haberleri, borsa yorumları ve borsa tüyoları, e-mail adresinize gelecek.

|

Borsa-Tuyolari.Blogspot.Com

Bu sitede; başta Borsa Haberleri olmak üzere, ekonomi ile ilgili en son gelişmeleri bulabilirsiniz. Borsa Yorumları ve Borsa Tüyoları ile yatırımlarınız öncesi fikir edinebilir; Canlı Borsa bandı ile Hisse Senetlerini yakından takip edebilirsiniz. Bu site, yatırım danışmanlığı hizmeti vermemektedir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, bankalar ile kullanıcılar arasında imzalanan resmi bir sözleşme ile verilmektedir. Bu sitede, kişisel yorumlar da bulunabilir.
Bu blog, altyapısı Google tarafından sağlanan Blogger hizmetinden faydalanmaktadır.

Back to TOP