faiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
faiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Faizler daha düşecek mi yoksa çıkacak mı?

28 Ağustos 2009 Cuma

Bazıları bas bas bağırıyor, Aman ha! Dikkat edin. Daha krizin bitip bitmediğini tam olarak bilmiyoruz. Evet dünya ekonomilerinde bir rahatlama var. Ama bu rahatlama sadece yaz rehaveti de olabilir. Yani ekonomik kriz daha bitmemiş olabilir. Önlemi elden bırakmayın; tedbirli olun...

Ertuğ YAŞAR / REFERANS GAZETESİ

Halbuki son günlerde konuştuğum bankacı ve sanayici arkadaşların havası hiç de öyle değil. Bir kere bankacılar hemen her proje için artık sizi dinlemeye başladılar. Bundan üç ay öncesine kadar kredi istiy... dediğiniz anda Yok, yok. Şimdi konuşmanın zamanı değil diye sizi nazikçe tersleyen bankacılar değiştiler.

Hani krediler tam gaz açıldı; her isteyene istediği kadar kurumsal kredi veriliyor noktasında falan da değiliz. Ama ellerinde yeterince kaynak olan (likiditesi olan) bankacılar bu kaynakları satmak (plase etmek) için sağlam ve güvenli projeler arıyorlar. Eğer proje iyiyse ve bir de teminat varsa, bankaların bu dönemde kredi vermemesi için bir neden kalmamıştır.

Şimdi iş adamı dostlarımız hemen soracaklar: Ya faizi?

Tamam mal (kredi) var da fiyatı (faizi) ne?

İşte bakın konut kredilerinde faiz aylık yüzde 1,00'in altına indi (en az 60 aylık krediyi düşünerek yazdık). Masrafları ve bir de bileşik faizi de hesaplarsanız, yıllık yüzde 13 ya da yüzde 14'ü bulur. Kurumsal kredilerde, eğer kredibiliteniz yüksek ve teminatınız da sağlam ise, bu faiz oranlarının altını bulmak da olasıdır.

Ama hep anlatmaya çalıştığımız gibi, nominal faiz (enflasyondan arındırılmamış faiz) pek anlamlı değildir. Beklenen enflasyon oranını kredi faizinden düşersek daha anlamlı olan reel faiz oranını buluruz.

Enflasyon beklentisi yıllık yüzde 6 olsa, hâlâ en az yüzde 6 reel faiz var demektir. Eğer enflasyon yüzde 5'e doğru inerse, reel faiz daha da yüksek çıkacaktır; ki yüzde 6 reel faiz bile iş yapacak girişimciler için oldukça yüksektir (hangi işten her şey çıktıktan sonra %10 kazanç elde edersiniz ki yüzde 6 ya da yüzde 7 reel faiz ödeyesiniz!)

Bu faiz indiriminden en çok son iki yılda konut kredisi almış kişiler yararlanacak gibi gözüküyor. Bankacı arkadaşlarla yaptığım sohbetlerden anlıyorum ki, gazeteler bir haftadır konut kredi faizleri çok düştü gazını verdikçe son iki yılda konut ve tüketici kredisi alan hemen herkes bankalara koşmuş! Herkesin derdi kredinin faizini düşürmek; yani krediyi düşük faiz ile yeniden yapılandırmak...

Üzüldüm bankacı arkadaşlara. Buna Frenkler zero sum game (sonucu sıfır olan oyun) diyorlar. Yani A bankası kredi müşterisi kazanıyor; ama bu müşteri yeni bir müşteri değil, B bankasından gelen müşteri! Faiz düşünce müşteri B bankasındaki kredisini kapatmak için A bankasından kredi alıyor.

Günün sonunda toplam kredi stoku değişmiyor; ama bankaların kazandığı para (aldığı faiz) düşüyor (durum gerçekten böyle olursa buna minus sum game sonucu eksi olan oyun bile denebilir...)

Yine de kimseler yanlış yapmasın! Ekonomik kriz bitmedi, bitmedi, bitmedi. Evet, işlerde iyileşme var; olumlu gelişmeler var; toparlanma var; ama kriz hala bitmedi! Şu anda yaşanan iyimserlik, bizce Batı piyasalarında yaz tatilinin getirdiği rehavetinin sonucudur. Hele bakalım bir eylül ayı gelsin; ekim ayı görülsün. Piyasalar ne tarafa hareket edecek o zaman çok daha rahat göreceğiz.

(Bizce az bir olasılık olsa bile), unutmayın ki bazı ekonomistler hala çift dipli durgunluk senaryolarından sıkça söz ediyorlar. İnşallah olmaz demekle de ne yazık ki bazı şeyler engellenemiyor. O nedenle piyasaların ve faizlerin Eylül ayı sonunda iki yöne de sert hareket edebileceğini düşünerek kararları almakta yarar olur diye düşünüyoruz.

Read more...

Bono faizleri neyi fiyatlıyor?

9 Haziran 2009 Salı

Hazine, Mayıs ayında 1.2 milyar, Ocak-Mayıs döneminde ise 20.3 milyar TL açık vermiş. Her ne kadar faiz dışı rakamı beklentilerin üzerinde gelse de 48 milyar TL’ye revize edilen ancak 60 milyarı bile aşabileceği endişeleri düşünülen bütçe açıkları bono piyasalarını “geriyor”. Bu gerginlikte genel olarak TL cinsi bono faizlerinin artmasına neden oluyor.

Ali AĞAOĞLU/VATAN GAZETESİ

Geçtiğimiz Cuma günü önemli bir trend kırıldı. Hem da kapanış bazında... Cuma günü gösterge bono bileşik faizleri yüzde 13 bileşiklere kadar çıktıktan sonra 12.91’deki kapanmıştı. Cuma günü teknik açıdan önemli olan ve 12.67 seviyelesindeki 50 günlük Hareketli Ortalama ve de kısa vadeli düşüş trendi yukarı yönlü aynı anda kırıldı. Üstelik de oldukça da kararlı bir şekilde!

Cuma günkü sert yükselişin ardında, Perşembe günü açıklanan paketin payı vardı! Paketin “kaynak” tarafında sadece işsizlik fonu var görünüyor. “Sonlu” bir kaynak bu fon. Yeni paketin eninde sonunda bütçeye ciddi yansımaları olacağı, bunun da hızla büyüyen açığı daha da arttıracağı endişelerinin faizlerdeki yükselişte payı olduğu aşikâr.

Buna bir de ABD’deki 10 ve 30 yıllık tahvil getirilerinin artışının sürmesi ve de piyasalardaki “bozulma” eklenince, bono bileşiklerindeki yükseliş dünde devam etti. Bileşikler 13.17’den kapandı.

Bundan sonrası için ilk önemli “istasyon” yüzde 13.30 bileşik seviyeleri olacaktır. Bu seviyenin kırılması durumunda “ikinci ana istasyon” olarak 14.35 bileşik seviyeleri konuşuluyor olacaktır. arada inişli çıkışlı bir seyir ve de “tali duraklar” mutlaka olacaktır.

Devletlere borç verenler tüm olup bitenleri yakından izliyorlar. Tüm merkez bankalarının ve de merkezi hükümetlerin harcamaları arttırmak için daha fazla kaynağa ihtiyaç duymaları, ister istemez onların daha “nazlı” davranmasına neden oluyor. Onlar korkup, nazlandıkça faizler de artıyıyor. Teşvik ya da destek isteyenler, eninde sonunda bunun faturasının kendilerine de çıkacağını unutmamalılar.

Ekonomide kolay çözüm yoktur! Sadece ekonomide mi? Hayatın bir çok alanındaki “kolay” görünen çözümlerin faturaları hep misli olarak ödenmiyor mu?

Read more...

Merkez`in indirimi doları yükseltti

20 Şubat 2009 Cuma

Merkez Bankası'nın dün yaptığı beklentilerin ötesindeki 1.5puanlık indirim dolar tarafında hareket yarattı.

Uzmanlar, Merkez Bankası açıklamasındaki indirimlerin devam edeceği yönündeki sinyalin de kurların yükselmesinde önemli olduğunu belirtiyor.

Faizde tarihi dip

Dün serbest piyasa kapanışında 1.6770 TL olan dolar kuru bugün bankalararası piyasadaki ilk işlemlerin ardından 1.7020 TL'ye çıktı. Dolar böylece son 3 ayın zirvesindeki seviyesini bir kez daha test etmiş oldu.

Henüz iki gün önce 1.7045'e kadar yükselen dolar 20 Kasım 2008'de de serbest piyasa verilerine göre 1.7150 TL'ye kadar çıkmıştı.

1.72'Yİ GÖREBİLİRİZ

Alternatifbank ekonomisti Serdar Şenol, dolarda yukarı eğilimin bir miktar daha devam edebileceğini belirterek, 1.72'yi görebiliriz dedi.

Goldman Sachs'dan yapılan değerlendirmede, faizin yıl ortasına kadar yüzde 10 seviyesine çekilmesi beklendiği ifade edildi. Faiz indiriminin ardından TL'nin üzerinde güçlü bir baskı oluşacağını öngören Goldman Sahcs, önümüzdeki 3, 6, 12 ay için Dolar/TL kuru tahminlerini 1.75, 1.80 ve 1.85 TL olarak vurguladı.

MERKEZ DÜN NE YAPTI?

Merkez Bankası piyasada 0.50 puan olan beklentilerin aksine 1.5 puanlık bir faiz indirimi yaparak faizleri yüzde 11.5'e çekti. Faizler böylece tarihin en düşük seviyesine geriledi.

MB'den yapılan açıklamada, bu indirime gerekçe olarak, iktisadi faaliyetteki toparlanmanın zaman alacak olması ve enflasyon üzerindeki aşağı yönlü baskıların sürmesinin beklenmesi gösterildi

Read more...

Kredi kartı kullananlara iyi haber

14 Aralık 2008 Pazar

Kredi kartı işlemlerinde uygulanacak azami faiz oranlarında değişiklik yapılmadı.

Merkez Bankasından yapılan açıklamaya göre, 1 Temmuz 2008 tarihinden itibaren geçerli olan aylık azami akdi ve gecikme faiz oranları değiştirilmedi. Söz konusu oranlar, 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren üç aylık süre için de geçerli olacak.

1 Ocak 2009 ve 31 Mart 2009 tarihleri arasında kredi kartı işlemlerinde uygulanacak aylık azami akdi faiz oranı, Türk Lirası için yüzde 4,39, ABD doları için yüzde 2,54 ve Avro için yüzde 2,30, aylık azami gecikme faizi oranı ise Türk Lirası için yüzde 5,14, ABD doları için yüzde 3,11 ve Avro için ise yüzde 2,82 olarak devam edecek.

Söz konusu oranlar azami oranlar olduğu için, bankalarca kredi kartı işlemlerinde 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren bu oranların üzerinde bir faiz oranı uygulanması mümkün olmayacak. Bankalar bu oranları geçmemek üzere faiz oranlarını serbestçe belirleyebilecek.

1 Nisan 2009 tarihinden itibaren gelecek üç aylık dönem için geçerli olacak azami faiz oranları ise bu tarihten önce yine Merkez Bankası tarafından kamuoyuna duyurulacak.

Açıklamada ayrıca, bankaların diğer ülkelerde olduğu gibi, kredi kartı faiz oranlarını bireysel kredi faizlerine göre daha yüksek belirlediğine işaret edildi ve “Bu nedenle, kısa vadeli kredi gereksinimi olan kredi kartı sahiplerinin bu gereksinimlerini kredi kartları yerine tüketici kredileri yoluyla karşılamaları menfaatlerine olacaktır” denildi.

Read more...

Merkez bankalarından faiz indirimine devam

12 Aralık 2008 Cuma

Merkez Bankaları krizin ekonomileri durgunluğa sokma tehlikesine karşı faiz indirimine gidiyor. Dün İsviçre Merkez Bankası, gösterge faiz oranını 50 baz puan indirdi.

Merkez Bankası, böylece ekim ayında yüzde 2.5 olan faizini son iki ayda dördüncü kez indirerek, yüzde 1’den yüzde 0.5’e çekti.

Merkez Bankası Başkanı Jean-Pierre Roth, İsviçre ekonomisinin kötüleşeceği beklentisi göz önüne alındığında, daha fazla faiz indiriminin uygun gözüktüğünü söyledi.

Güney Kore Merkez Bankası da, gösterge faizini yüzde 3’e indirdi. Banka yaptığı açıklamada, ‘kredi sıkışıklığı dahil finansal piyasalardaki bozulmanın yanı sıra dünyadaki ekonomik yavaşlamanın sonucu, büyümenin büyük olasılıkla hızla düşeceğini’ belirterek, yüzde 4 olan faizini 100 baz puan indirerek yüzde 3’e çekti.

Bu arada Güney Afrika Merkez Bankası da son üç yılda ilk kez faiz indirimi yaptığı ve gösterge faizini 50 baz puan indirerek yüzde 11,5’e çekti.

Read more...

Merkez üç koldan para pompalayacak

2 Aralık 2008 Salı

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, piyasalarda başgösteren nakit sıkışıklığının sürmesi halinde başvuracağı üç ana önlemi, Faiz her an inebilir. Tahvil alıp para verilebilir. Zorunlu karşılık düşebilir şeklinde sıraladı.

Yılmaz, Bakanlar Kurulu’na yaptığı 2.5 saatlik sunumunu, Merkez Bankası’nın internet sitesinde kamuoyu ile paylaştı.

ÜÇ AYRI LİKİDİTE ÖNLEMİ

Faiz her an inebilir.

Tahvil alıp para verebilir.

Zorunlu karşılık düşebilir.

MERKEZ Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, piyasalarda başgösteren nakit sıkışıklığının sürmesi halinde başvuracağı önlemleri önce Bakanlar Kurulu’na, ardından da kamuoyuna açıkladı. Bakanlar Kurulu’na 2.5 saat süreyle kriz değerlendirmesi yapan Yılmaz, daha sonra sunumunu Merkez Bankası internet sitesine koydu.

Tasarlanan üç önlem

Durmuş Yılmaz, tasarladığı üç önlemi şöyle sıraladı:

1- Merkez Bankası, teknik faiz indirimini erkene alarak operasyonel yapıyı değiştirebilecek.

Halen Merkez Bankası’nın borç verme faizi, borç alma faizinden yüksek. Böylece Merkez Bankası bu teknik tarifle, piyasaya nakit sunabilmek amacıyla borç verme faizini daha hızla indirebileceği, paranın yönüne teknik müdahalede bulunabileceği mesajını veriyor.

2- Banka, likidite sıkışıklığının gelişimine bağlı olarak, repo işlemleri ile fonlama vadesinin uzatılmasını ve ikinci el piyasadan doğrudan Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) alımlarını gündemine alabilecek.

Böylece Merkez Bankası, bu önlemle piyasaya açtığı kredilerin vadesini uzatıyor. Ayrıca bankalardaki hazine tahvillerini satın alarak piyasayı fonlayacak.

3- Likidite sıkışıklığının kalıcı olarak artması ve diğer önlemlerin yeterli olmaması halinde Banka YTL zorunlu karşılıkların sınırlı ölçüde indirilmesini gündeme alabilecek. Dolayısıyla zorunlu karşılık oranları düşürülerek bankalara taze kaynak sağlanabilecek.

Döviz likiditesi

Merkez Bankası’nın bankacılık sistemi döviz likiditesinin öneminin farkında olduğunu vurgulayan Yılmaz, Banka’nın bu dönemin en az sorunla atlatılabilmesi için alınabilecek önlemleri aşamalı bir şekilde uygulamaya koyduğunu söyledi. Yaşanan finansal dalgalanmanın etkisiyle finansal kuruluşların yüksek miktarda zarar etmelerinin bankaların kredi koşullarını sıkılaştırmasına neden olduğuna işaret eden Yılmaz, küresel likidite koşullarında olağanüstü değişimler gözlendiğini ifade etti.

Toparlama var

Gelişmiş ülke hükümetlerinin almış oldukları önlemlerin etkisiyle piyasalarda son dönemde bir miktar toparlanma gözlendiğini vurgulayan Yılmaz, Türkiye’de bankacılık sektörünün, risk oluşturacak bir yabancı para açık pozisyonu taşımadığını kaydetti. Bankaların yabancı para cinsi net pozisyonlarının, özsermayelerine oranla düşük seviyede olduğuna dikkat çeken Yılmaz, şöyle konuştu:

Sermaye yeterlilik oranı, yasal sınırın ve Avrupa Birliği ortalamasının oldukça üzerinde seyrediyor. Türkiye’de bankacılık sistemi, hem döviz likiditesi açısından krize göreceli olarak hazırlıklı yakalandı. Kısa vadeli toplam likidite yeterlilik oranları yüksek seviyesini koruyor.

Hükümetten yerli ürüne öncelik genelgesi

BAŞBAKAN Yardımcısı Cemil Çiçek, kamu kurumlarına mal ve hizmet alımlarında yerli üretiminin yüzde 15 fiyat avantajı sağladığını hatırlatan bir genelge yollandığını açıkladı.

Bakanlar Kurulu’nun ardından konuşan Çiçek, yerli üretiminin sağladığı avantajlarla ilgili olarak, Kamu mal ve hizmet alımlarında yerli üretimlere öncelik vermek ve bunun için de aynı konuda ihaleye başvuranların yüzde 15 fiyat avantajı sağlanmasıyla ilgili kanun maddesi var. Bunu bir genelgeyle duyurmuş oluyoruz dedi.

Read more...

Türkiye batıyor mu, yoksa uçuyor mu?

16 Eylül 2008 Salı

Amerika'da Türkiye hakkında sorgulama yapanlar da aynı soruyu soruyorlar. Hatta onlar daha da derine gidiyor ve siyaset ile harmanlayıp, şöyle formüle ediyorlar: ... algıladığımız kadarıyla Türkiye'de sorun sadece siyasi odaklı da değil, ekonomik tezler de çelişiyor.

Yiğit BULUT / REFERANS GAZETESİ

Bazı yazarlar Türkiye'nin artık geri dönülemez şekilde ilerlediğini söylerken, bazıları da büyük bir kırılma öncesindeki sessizliğin-tepkisizliğin olduğunu söylüyorlar. Olaylar abartılıyor, belki de iç odaklar tarafından kaşınıyor. Türkiye, ekonomik-sosyal-politik anlamda nereye gidiyor?..

Tezleri ve karşı tezleri birlikte sorgulayalım ve yabancılar gibi bizler de bir sonuca varmaya çalışalım.

Elimizdeki herşeyi sattık
1- Türkiye ekonomik olarak geri dönülmez iyi bir yolda, Türkiye uçuyor...

Bu teze kesinlikle katılmıyorum. 2002 yılının sonundan itibaren dünyadaki bütün gelişmekte olan piyasalar Türkiye'den fazla büyüdükleri gibi makro dengeleri bizden çok daha iyi konumda. Geldiğiz noktada Cumhuriyet tarihinin rekor iç-dış borç ve cari açık rakamları ile karşı karşıyayız. İşin daha vahim tarafı ise son dört yılda elimizde avcumuzda ne varsa sattık, Cumhuriyet tarihimizin bütün birikimleri elden çıktı. Dünya genelinde yüksek petrol fiyatı sonucu para yağarken biz böyle bir dönemde 80 yıllık kumbarayı kırdık.

2- Türkiye'de olanlar abartılıyor. Finansal değişim, makroekonomik bozulma ve sosyolojik çatlak gibi kavramlar olduğundan şiddetli gösteriliyor: Bu teze de katılmıyorum. Bir ülkede özellikle Türkiye gibi sonuçların sıcak para sokularak değiştirilebildiği ülkelerde finansal göstergelerin yani sonuçların değiştirilmesi makro dengeleri ve sosyolojik yapıyı değiştirmez. Tam tersine finansal çark dışında kalan büyük kitle kendini dışlanmış hisseder ve çaresiz kaldığını hisseden sokak ısınmaya başlar. Böyle bir ortamda orta kesim uçlara kaymaya başlar. Bu uçlara kayanları görmezden gelip olanlar abartılıyor demek için yabancı olmak gerekir.

Orta sınıf uçlara kaydı

3- Türkiye'de son dönemde meydana gelen olaylar belki de içeriden bazı organize güçler tarafından yapılıyor. Türk vatandaşlarının bu kadar tepkili olması mümkün değil.

Bunu söylemek kolaya kaçmak, olanı analiz etmeden, kestirip atmak. Bana göre bu tespiti yapanlar çok önemli bir gerçeği gözden kaçırıyor. 1999-2007 arasında Türk halkı yani bizler normal bir insanın kolay kaldıramayacağı bir süreç geçirdik. İlk önce çok ağır bir ekonomik kriz ardından Kemal Derviş'in gelişiyle Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Avrupa Birliği (AB) baskısı altında sosyal çatlak yaratabilecek uygulamalar, Avrupa Birliği'nin reform isteğiyle Türk halkının moral yapısını yaralayan istekler ve sonuçta ortada ne girilmiş-ilerlenmiş bir Avrupa Birliği ne de makro ekonomik bir değişim.

Geldiğimiz nokta çok açık; kendini hakarete uğramış hisseden, varlıkları özelleştirme adı altında transfer edilmiş ve ekonomik çark dışında ezilmişliği artan bir toplumda hızlanan sosyal bozulmave uçlara kayan orta sınıf. Ve en önemlisi, bütün bunları yaşayan Türk varlığına doğrudan odaklanmış terörist saldırılar...

Bütçenin yarısı faize gidiyor

Sonuç: Bir ülke, bütçesinin yarısını faiz adı altında yurt içi ve yurt dışı odaklara aktarıyorsa, o ülkede finans piyasaları büyük rant yaratıyor ama halkın yüzde 99'u bu çark dışında ise, özelleştirme adı altında varlıklarının satıldığına üzülerek bakıyorsa, Gümrük Birliği ve yabancılara satılan bankaların kredi vermemesi gibi gerçekler küçük-orta ölçekli işletmeleri hızla yok edip insanları işsiz olarak sokağa bırakıyorsa, o ülkenin gençleri en iyi dostları görünen ülkelerin desteği altında gelişen terörist saldırılarda can veriyorsa, bu süreç sonunda toplumda uç değerler kabul görüyor ve sosyal bozulma hızlanıyorsa; bence olaylar abartılıyor demek yerine gerçeği görmeyi deneyin!

Son söz: Türkiye'den büyük rant elde eden yabancıların, olumsuz düşünenlerin olayları abarttığına, her şeyin aslında daha pembe olduğuna dair görüşleri var, onların düşüncelerini de yazı içinde sizlere aktarmaya çalıştım. Onlar için herhalde her şey mükemmel, ben de bir ülkenin halkının sırtından yılda 50 milyar dolar faiz ve bunun iki katı rant sağlasam.

Read more...

Bono piyasasında faiz 18,67 seviyesinden kapandı

8 Eylül 2008 Pazartesi

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Tahvil ve Bono Piyasası Kesin Alım Satım Pazarında işlem gören 14 Nisan 2010 vadeli, bugün valörlü tahvilin bileşik faizi, önceki kapanışa göre 0,44 puan azalarak yüzde 18,67'ye geriledi.

AA

Bu tahvilin basit getirisi de yüzde 19,69'dan kapandı. Bu kağıdın önceki kapanıştaki basit getirisi yüzde 20,19, bileşik getirisi yüzde 19,11 olmuştu.

KOTASYONLAR

Bankalararası piyasada dolar kotasyonları, saat 15.00 itibarıyla, alışta en düşük 1,2160 YTL, en yüksek 1,2200 YTL, satışta en düşük 1,2220 YTL, en yüksek 1,2250 YTL seviyesinde bulunuyor.

REPO

İMKB Tahvil ve Bono Piyasası Repo-Ters Repo Pazarında gecelik işlemler en düşük yüzde 16,75, en yüksek yüzde 16,85 ve ortalama yüzde 16,79'dan yapılıyor.

PARİTE

Uluslararası piyasalarda avro-dolar paritesi 1,4223, sterlin-dolar paritesi 1,7638, yen-dolar paritesi ise 108,65 düzeyinde seyrediyor.

Read more...

Faiz indirimleri yolda

4 Eylül 2008 Perşembe

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, mayıs ayından itibaren gerçekleştirilen parasal sıkılaştırma sonrasında kısa vadeli faizlerin mevcut seviyesinin enflasyondaki düşüşü desteklediğini belirterek, “Son dönemde beklentilerde ortaya çıkan kötüleşmenin, parasal sıkılaştırmanın etkisiyle durduğu gözlenmektedir” dedi.

Yılmaz, Para Politikası Kurulu'nun verilere duyarlılığın bir yansıması olarak eylül ayından itibaren ölçülü bir faiz indirimi de dahil olmak üzere bütün politika seçeneklerini dikkate alacağını bildirdi.

Merkez bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası'nda düzenlenen “Para Politikaları” konulu konferansta yaptığı konuşmada, 2007 yılının ilk üç çeyreğinde enflasyonun ön görüldüğü şekilde kademeli olarak gerilediğini, 2007 yılının son çeyreğinde ise kuraklık ve enerji fiyatlarındaki artışlar, arz yönlü şoklar ile yönetilen, yönlendirilen fiyatlarda gerçekleşen ayarlamaların, enflasyondaki düşüş eğiliminin duraklamasına neden olduğunu söyledi.

Hizmetler grubu enflasyonunun, 2008 yılı içerisinde mal grubu enflasyonunun altında seyretmesinin, bu grupta uzun yıllar boyunca gözlenen enflasyon katılığının kırılmaya başladığını göstermesi açısından umut verici olduğunu ifade eden Yılmaz, “Ancak arz şoklarının gecikmeli etkileri hizmet fiyatlarını da olumsuz etkilemektedir. Mal grubu enflasyonu ise dışsal ve arz yönlü etkilerle daha dalgalı bir gelişme göstermektedir. Gıda, enerji ve yönetilen, yönlendirilen fiyatlar gibi para politikası etkisi alanı dışında kalan kalemlerin yıllık enflasyona katkısı, 2004-2006 arası dönemde yüzde 51 iken, 2008 yılı ağustos ayında yüzde 69'a yükselmiştir” diye konuştu.

Yılmaz, uzun bir süredir devam eden arz yönlü şokların enflasyondaki düşüşü geciktirdiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Bununla birlikte petrol fiyatlarının temmuz enflasyon raporundaki varsayımların belirgin olarak altında seyretmesi ve diğer emtia fiyatlarının da düşüş eğiliminde olması, yakın dönemde enflasyonu olumlu etkileyecektir. Bu çerçevede enflasyonun kademeli bir düşüş eğilimine gireceği öngürülmektedir. Mayıs ayından itibaren gerçekleştirilen parasal sıkılaştırma sonrasında kısa vadeli faizlerin mevcut seviyesi enflasyondaki düşüşü desteklemektedir.

Enflasyon beklentileri incelendiğinde, son dönemde gözlenen bozulma eğilimi, fiyatlama davranışlarına ilişkin riskleri artırmıştır. Yıl sonu beklentileri yüzde 11,04, 12 aylık beklentiler yüzde 8,72, 24 aylık beklentiler yüzde 7,36. Gıda ve enerji fiyatlarındaki birikimli artışlar, bir yandan enflasyondaki düşüşü geciktirirken, diğer yandan beklentilerdeki iyileştirmeyi engellemiştir. Ayrıca özellik yılın ikinci çeyreğinde döviz kuru hareketleri ve risk algılamasındaki bozulma da, enflasyon beklentilerini olumsuz yönde etkilemiştir. Son dönemde beklentilerde ortaya çıkan kötüleşmenin parasal sıkılaştırmanın etkisiyle durduğu gözlenmektedir.”

DÜNYADA GIDA FİYATLARI GELİŞMELERİ

Yılmaz, son dönemde uluslararası gıda fiyatlarında yüksek oranda artışlar yaşandığını belirterek. 2007 yılı içerisinde yükseliş eğilimine giren gıda fiyatlarının, gelişmiş ülkelere kıyasla gelişmekte olan ülkeleri daha fazla etkilediğini söyledi.

Gıda fiyatlarının yüksek seyrinin önümüzdeki dönemde de devam edeceğine yönelik riskler bulunduğuna işaret eden Yılmaz, “Ancak yakın zamanda özellikle işlenmemiş gıda fiyatlarında olumlu bir seyir gözlenmektedir. Tarımsal emtia fiyatlarındaki gevşemeye ve ithal girdi maliyetlerindeki azalmaya paralel olarak, işlenmiş gıda fiyatları yıllık artış oranının kademeli olarak gerileyebileceği, işlenmemiş gıda fiyatlarının ise mevcut olumlu seyrini devam ettireceği tahmin edilmektedir” dedi.

Yılmaz, Merkez Bankası bünyesinde yapılan çalışmalarda, 2007 yılı sonu itibariyle işlenmiş gıda grubunda gerçekleşen yıllık enflasyonun yaklaşık 3'te ikisinin Türkiye'de yaşanan şiddetli kuraklık ile uluslararası gıda fiyatlarındaki artışlardan kaynaklandığının tespit edildiğini belirterek, bu etkenlerin yıllık işlenmiş gıda enflasyonuna katkısının, 2006 yılı sonunda 1.1 puan iken 2007 yılı sonunda 9.3 puana yükseldiğini kaydetti.

ENFLASYON HEDEFLERİ

2009-2010 ve 2011 enflasyon hedeflerinin sırasıyla yüzde 7,5, yüzde 6,5 ve yüzde 5,5 olarak belirlendiğini bildiren Yılmaz, temmuz ayının sonunda yayımlanan enflasyon raporunda yenilenen bu hedeflerin ulaşılabilir olduğunun tespitinin yapıldığını söyledi.

Yılmaz, emtia fiyatlarındaki gelişmeler ve enflasyonun mevcut görünümünün, önümüzdeki dönemde enflasyonun Temmuz 2008 tarihli enflasyon raporunda belirtilen iyimser senaryoya yakın bir gelişme gösterebileceğine işaret ettiğini ifade ederek, şunları söyledi:

“Söz konusu senaryoya göre kısa vadeli faizlerin bir müddet sabit tutulduktan sonra kademeleri olarak düşürüldüğü varsayımı altında enflasyonun bu yılın sonundaki tek haneli seviyelerde, 2009 yılı sonunda yüzde 6,1 civarında, 2010 yılının sonunda ise yüzde 4,9 düzeyinde gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.

Fiyatlama davranışlarına ilişkin risklerin ve küresel belirsizliklerin devam etmesi, para politikasının temkimli olmasını gerektirmekte ve verilere duyarlılığını artırmaktadır. Merkez Bankası'nın bundan sonraki dönemde alacağı faiz kararları, küresel piyasalardaki gelişmelere, dış talebe, maliye politikası uygulamalarına ve orta vadeli enflasyon görünümünü etkileyen diğer unsurlara bağlı olacaktır.

Bir önceki toplantısında parasal sıkılaştırma eğilimine son veren para politikası kurulu verilere duyarlılığın bir yansıması olarak, eylül ayından itibaren ölçülü bir faiz indirimi de dahil olmak üzere bütün politika seçeneklerini dikkate alacaktır.

İçinde bulunduğumuz yüksek küresel belirsizlik ortamında para politikasında temkinlilik, faiz kararlarının ölçülü olmasını ve artırım veya indirim seviyelerinden ziyade, her toplantıda ortaya çıkan yeni duruma göre şekillendirilmesini gerektirmektedir. Para politikasında veri bağımlılığı enflasyon hedeflemesi rejiminin doğal bir sonucudur. Enflasyon görünümüne ilişkin açıklanacak her türlü yeni veri ve haberin merkez bankasının geleceğe yönelik duruşunu gözden geçirmesine neden olacağı önemle vurgulanmalıdır.”

Read more...

İngiltere`de konut sektörüne can suyu

2 Eylül 2008 Salı

02.09.2008
İngiltere'de hükümet, durgun emlak piyasasını canlandırmak için ilk kez ev alacak olan ve belli bir gelirin altında bulunan kişilere, alacakları evin değerinin yüzde 30'una kadar varan faizsiz kredi vermeye hazırlanıyor.

AA

Son bir yıldır sürekli düşüş yaşanan, buna rağmen pek çok ailenin bir türlü dahil olamadığı emlak piyasasını canlandırmak isteyen hükümetin, ekonomi danışmanlarının tavsiyelerinin de etkisiyle, 5 yıl süreli ve sıfır faizli kredi uygulamasını gündemine aldığı belirtildi.

Verilecek kredinin, emlak piyasasına girmeye hazırlanan aileler için evlerinin peşinatını karşılamada kullanılması hedefleniyor.

Yıllık geliri 60 bin sterlinin altında olan ailelerin ev satın almalarının mümkün olamayacağı kanısına varan hükümetin, bu uygulama sırasında inşaat sektöründen de destek alacağı bildirildi.

Uygulamayla emlak piyasasında güvenin yeniden oluşturulması ve İngiliz ekonomisinde toparlanma sağlanarak hükümete verilen desteğin artırılmasının hedeflendiği yorumları yapılıyor.

Ana muhalefetteki Muhafazakar Parti'nin sözcüleri ise uygulamayı kısa süreli bir canlandırma planı olarak yorumladı. Muhalefet sözcüleri, piyasada gerçek bir canlanma ve güvenin ise palyatif önlemlerle değil, ancak ekonomik göstergelerdeki gerçek bir düzelme ile mümkün olabileceğini belirtti.

İngiltere'de ev fiyatları son bir yılda, 1990'ların başında yaşanan krizin ardından ilk kez bu kadar hızlı bir düşüş yaşıyor. İngiliz ekonomisi, buna artan petrol fiyatları ve küresel kredi krizinin de eklenmesiyle gerçek bir kriz görüntüsü veriyor.

Read more...

Abone Olursanız Haberiniz de Olur!

Aşağıdaki kutucuğa e-mail adresinizi yazıp gelecek olan onay linkine tıklayınız. Bu sayede en son borsa haberleri, borsa yorumları ve borsa tüyoları, e-mail adresinize gelecek.

|

Borsa-Tuyolari.Blogspot.Com

Bu sitede; başta Borsa Haberleri olmak üzere, ekonomi ile ilgili en son gelişmeleri bulabilirsiniz. Borsa Yorumları ve Borsa Tüyoları ile yatırımlarınız öncesi fikir edinebilir; Canlı Borsa bandı ile Hisse Senetlerini yakından takip edebilirsiniz. Bu site, yatırım danışmanlığı hizmeti vermemektedir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, bankalar ile kullanıcılar arasında imzalanan resmi bir sözleşme ile verilmektedir. Bu sitede, kişisel yorumlar da bulunabilir.
Bu blog, altyapısı Google tarafından sağlanan Blogger hizmetinden faydalanmaktadır.

Back to TOP