para etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
para etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Paranın 2010 rotası

23 Aralık 2009 Çarşamba

Bu yılı oldukça yüksek bir performansla geçiren emtia piyasaları fiyat açısından 2010'da da gülecek.

Dünya gazetesinin yaptığı habere göre, sayılı günlerin kaldığı 2010'un, emtia fiyatları açısından oldukça verimli bir yıl olması bekleniyor.

Analistlere göre emtia fiyatları 2010'da 2009 yılı seviyesinin üzerine çıkacak. Ancak yüksek bir performans göstermelerine rağmen, yine de fiyatlar 2008 yılı ortalamasının altında kalacak. Analistlere göre bu durum üç nedenden dolayı bu şekilde gerçekleşecek. Birinci neden merkez bankalarının piyasalara sürdüğü yüz milyarlarca doların büyük bir kısmının yönünü emtiaya çevirecek olması.

İkinci neden, gelişmekte olan ülkelerde 2.5 milyar insanın refah seviyesinin yükselmesi, emtiaya olan talebi artıracak. Üçüncü neden ise hedge fonlar ve diğer spekülatörlerin emtia piyasasına para akıtması. Ancak analistler ABD ve diğer bazı gelişmiş ülkelerdeki imalat ve inşaat sektörünün hız kesmesinin emtia fiyatlarındaki artışı sınırlayabileceğini belirtiyor.

Öte yandan 2010'da petrolün 85-90 dolar arasında olacağını öngören analistler tarım ürünlerinin yıldızı olarak ise mısırı gösteriyor.

Read more...

500 milyon madeni para basılıyor

13 Kasım 2009 Cuma

Darphane ve Damga Matbaası 2010 yılında toplam 488 milyon 500 bin adet madeni para basacak.

Alınan bilgiye göre, madeni para basımını da yapan Darphane ve Damga Matbaası'nda,gelecek yıl 19 milyon 500 bin adet 1 kuruş, 140 milyon adet 5 kuruş, 142 milyon 500 bin adet 10 kuruş, 34 milyon 500 bin adet 25 kuruş, 39 milyon 500 bin adet 50 kuruş, 112 milyon 500 bin adet 1 lira basılacak.

Böylece 162 milyon 320 bin lira tutarında madeni para basımı gerçekleştirilmiş olacak.

Matbaa bölümünde de 39 milyon 135 bin adet elektronik pasaport, uluslararası aile cüzdanı, nüfus cüzdanı, ikamet tezkeresi, sürücü ve trafik belgeleri ile siparişe göre kıymetsiz kağıt basılacak.

Ayrıca Cumhuriyet altını basımının yanı sıra tarihi, kültürel, sanatsal olayları ve anmaya değer günleri hatırlatmak üzere gerekli miktarda hatıra para üretimi, resmi dairelere yapılan mühür, soğuk ve sıcak damga ve özel sektör firmalarının anma günleri, yıl dönümleri için hatıra madalyon vb. basım işlerine de devam edilecek.

Read more...

Nereye para yatırılmalı?

29 Ekim 2009 Perşembe

Şimdilerde yatırımcılar hep aynı soruyu soruyor: Paramızı nereye yatıralım? Bu soruyu cevaplamak hiç kolay değil ancak yaşanan son ekonomik gelişmeler göz önünde bulundurularak mantıklı yatırım araçları bulunabilir.

Borsaya bundan sonra yatırım yapılmalı mı? Faizler düştü diye hisse senedi mi alınmalı? Borsada amatör olanların ise sığınacak limanları döviz. Döviz, uzun vadede ise pek faydalı olmuyor.

Yatırımcılara ise farklı bir tavsiyede bulunmak istiyorum: Tüfex tahvilleri. Bu tahviller, özellikle bono piyasası yatırımcıları için oldukça cazip.

Read more...

IMF parası için geri sayım başladı

20 Nisan 2009 Pazartesi

Son günlerde televizyonlarda izlediğimiz, gazetelerde okuduğumuz kadarıyla hükümet kısa bir sürede IMF ile anlaşma niyetindeymiş. Seçime kadar uzun bir süre ortada top çevirdikten sonra stand by için düğmeye basıldığı anlaşılıyor. IMF, nisan ayı başındaki, G-20 toplantısından sonra stand by için daha önceki taleplerinde fazla da ısrarcı olmayacağı mesajını verdiğinde; hükümet de seçimleri geçirmiş olmanın rahatlığıyla stand-by görüşmeleri için eskisinden daha hazır hale gelmişti.

Bundan sonra, 6 aydır bazen hızlanan, bazen yavaşlayan meşhur deyimle teknik çalışmalar yeniden ivme kazanacak gibi gözüküyor. Bu kez, iki taraf da eskisinden daha niyetli olduğuna göre, teknik çalışmaların bir 6 ay kadar vakit alacağını sanmıyoruz. Ama şunu da unutmamakta fayda var; milli gelirdeki düşüş oranı konusundaki uzlaşmanın sağlanmasıyla başlayacak çalışmaların, çok da kısa sürmesi beklenmemeli.

2011 seçim yılı olabilir
Her ne kadar IMF yapısal önlemlerin kısa vadede daha önce ısrarcı olduğu şekliyle değil, Türk tarafının önerileri doğrultusunda gerçekleştirilmesine olur vermiş olsa da, daha üzerinde fikir üretilmesi gereken çok konu var. Milli gelirdeki kayıp, bunun yol açacağı gelir kaybı, harcamalarda tasarruf imkanı, gelir artırıcı önlemler, ekonomiye verilecek desteklerin yöntemleri, bunların finansmanı, orta vadede yatırımlarını artırması gereken bir ülke olarak, bu artışa olanak verecek vergi tabanı artışının sağlanması, mali kural ve uygulanma tarihi ile Türkiye'nin IMF'den alacağı mali kaynağın tutarı gibi konularda uzlaşmak birkaç saatlik bir mesele değil. Detaylı çalışmalar gerektiği gibi, her konuda hemen uzlaşma sağlanamayacağına göre, tarafların birbirlerini ikna süreçleri de olacak. Sonuç olarak, önümüzdeki 6 ayın değil, 3 yılın programı oluşturuluyor. Hatta bundan sonra uygulamaya konulacak politikalarla 2009'u kurtarmak mümkün olmadığına göre, 2010-2011 yıllarında uygulanacak ekonomi politikaları belirleniyor olacak bu görüşmeler sırasında. 2011'in seçim yılı olması muhtemel.

Önümüzdeki 20 ay kritik
2007 ve 2009 seçimlerinden sonra kimse 2011 yılında hükümetin reformlara aynı hızda devam edeceğini, bütçe disiplinine sağdık kalacağını düşünmeyeceği için, ne yapılırsa önümüzdeki 18-20 ayda yapılabilir. Bu düşünceden hareketle, IMF yapısal önlemler için vadeyi çok uzatmamak isteyecek, hükümet ise zamana yaymayı tercih edecek.

Görüşmelerin ana eksenini yine maliye politikaları oluşturacak. Bundan 4-5 ay öncesinde amaç faiz dışı fazlayı 2009 yılında milli gelirin yüzde 1'ine doğru çekmekti. Aradan geçen sürede bir taraftan milli gelirin o zaman yapılan tahminlerin çok daha altında kalabileceği anlaşıldı; diğer taraftan da, hükümet ekonomiyi canlandırmak, stokların erimesine yardımcı olmak adına bazı gelir düşürücü önlemler aldı. Artık, 2009 yılında faiz dışı fazla üretme imkanı olmadığı açık. Faiz dışı açığın belli bir seviyede tutulması hedeflenecek. Esas hedef öncelikle borç stokunun artış hızını kesebilmek, sonra da takip eden yıllarda borcun artmaması için gereken faiz dışı fazlayı üretecek bir bütçe yapısı kurmak.

Büyük bir görüş ayrılığı olmasa bile, bu konularda uzlaşmak birkaç hafta alabilir. IMF heyeti Türkiye'ye davet edilmedi. Muhtemelen, önümüzdeki hafta sonuna doğru IMF-Dünya Bankası ilkbahar toplantıları sırasında bir miktar ilerleme sağlanacak ve toplantılardan sonra IMF heyeti Türkiye'ye davet edilecek. Ondan sonra da en azından iki-üç hafta daha vakit geçebilir, niyet mektubunun IMF İcra Komitesi'nde onaylanması için.

Read more...

Sonunda bu da oldu!!!

10 Nisan 2009 Cuma

Latin Amerika'nın en büyük ekonomisi olan Brezilya, IMF'den para almayıp, aksine kredi verecek.

Brezilya Maliye Bakanı Guido Mantega, IMF'nin, mali katkıda bulunma davetini kabul ettiklerini belirterek, Fon'a 4,8 milyar dolara kredi vereceklerini kaydetti.

Mantega, IMF'nin kendilerini “kredi veren ülke statüsü” vererek, sağlam bir ekonomiye sahip olduklarını teyit ettiğini vurguladı.

Brezilya, uyguladığı başarılı ekonomik program sonucunda, Aralık 2005'te, IMF'ye olan 15,5 milyar dolarlık borcunu tamamıyla kapatarak, bundan böyle IMF'den mali yardım almayacağını bildirmişti.

Read more...

Soros`tan korkunç kriz yorumu

22 Şubat 2009 Pazar

'Para sihirbazı' geleceği nasıl görüyor?

Kabus gibi haftaya rağmen Soros ‘Finansal çöküşün dibi görünmedi’ dedi.

Avrupa borsalarının yüzde 4’e varan düşüşler yaşadığı, Dow Jones’un ise son 6 yılın dibine indiği bir haftanın ardından ünlü dolar milyarder George Soros, finansal çöküşün dibinin görünmediğini söyledi. Dünya finansal sisteminin etkili biçimde parçalandığını ve krizin yakın dönemde çözümünün henüz görünmediğini söyleyen Soros, şimdiki durumu Sovyetler Birliği’nin parçalanmasıyla karşılaştırarak, ekonomik çalkantının gerçekten ‘Büyük Buhran’ dönemine göre çok daha ciddi olduğunu ifade etti.

Columbia Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada Soros, Lehman Brothers bankasının geçen yıl Eylül ayında iflasının piyasa sisteminin çalışmasında dönüm noktası olduğuna dikkat çekerek “Finansal sistemin çöküşüne tanıklık ettik. Dibin yakınında herhangi bir yerde olduğumuza dair bir işaret yok” dedi.

Read more...

Merkez üç koldan para pompalayacak

2 Aralık 2008 Salı

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, piyasalarda başgösteren nakit sıkışıklığının sürmesi halinde başvuracağı üç ana önlemi, Faiz her an inebilir. Tahvil alıp para verilebilir. Zorunlu karşılık düşebilir şeklinde sıraladı.

Yılmaz, Bakanlar Kurulu’na yaptığı 2.5 saatlik sunumunu, Merkez Bankası’nın internet sitesinde kamuoyu ile paylaştı.

ÜÇ AYRI LİKİDİTE ÖNLEMİ

Faiz her an inebilir.

Tahvil alıp para verebilir.

Zorunlu karşılık düşebilir.

MERKEZ Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, piyasalarda başgösteren nakit sıkışıklığının sürmesi halinde başvuracağı önlemleri önce Bakanlar Kurulu’na, ardından da kamuoyuna açıkladı. Bakanlar Kurulu’na 2.5 saat süreyle kriz değerlendirmesi yapan Yılmaz, daha sonra sunumunu Merkez Bankası internet sitesine koydu.

Tasarlanan üç önlem

Durmuş Yılmaz, tasarladığı üç önlemi şöyle sıraladı:

1- Merkez Bankası, teknik faiz indirimini erkene alarak operasyonel yapıyı değiştirebilecek.

Halen Merkez Bankası’nın borç verme faizi, borç alma faizinden yüksek. Böylece Merkez Bankası bu teknik tarifle, piyasaya nakit sunabilmek amacıyla borç verme faizini daha hızla indirebileceği, paranın yönüne teknik müdahalede bulunabileceği mesajını veriyor.

2- Banka, likidite sıkışıklığının gelişimine bağlı olarak, repo işlemleri ile fonlama vadesinin uzatılmasını ve ikinci el piyasadan doğrudan Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) alımlarını gündemine alabilecek.

Böylece Merkez Bankası, bu önlemle piyasaya açtığı kredilerin vadesini uzatıyor. Ayrıca bankalardaki hazine tahvillerini satın alarak piyasayı fonlayacak.

3- Likidite sıkışıklığının kalıcı olarak artması ve diğer önlemlerin yeterli olmaması halinde Banka YTL zorunlu karşılıkların sınırlı ölçüde indirilmesini gündeme alabilecek. Dolayısıyla zorunlu karşılık oranları düşürülerek bankalara taze kaynak sağlanabilecek.

Döviz likiditesi

Merkez Bankası’nın bankacılık sistemi döviz likiditesinin öneminin farkında olduğunu vurgulayan Yılmaz, Banka’nın bu dönemin en az sorunla atlatılabilmesi için alınabilecek önlemleri aşamalı bir şekilde uygulamaya koyduğunu söyledi. Yaşanan finansal dalgalanmanın etkisiyle finansal kuruluşların yüksek miktarda zarar etmelerinin bankaların kredi koşullarını sıkılaştırmasına neden olduğuna işaret eden Yılmaz, küresel likidite koşullarında olağanüstü değişimler gözlendiğini ifade etti.

Toparlama var

Gelişmiş ülke hükümetlerinin almış oldukları önlemlerin etkisiyle piyasalarda son dönemde bir miktar toparlanma gözlendiğini vurgulayan Yılmaz, Türkiye’de bankacılık sektörünün, risk oluşturacak bir yabancı para açık pozisyonu taşımadığını kaydetti. Bankaların yabancı para cinsi net pozisyonlarının, özsermayelerine oranla düşük seviyede olduğuna dikkat çeken Yılmaz, şöyle konuştu:

Sermaye yeterlilik oranı, yasal sınırın ve Avrupa Birliği ortalamasının oldukça üzerinde seyrediyor. Türkiye’de bankacılık sistemi, hem döviz likiditesi açısından krize göreceli olarak hazırlıklı yakalandı. Kısa vadeli toplam likidite yeterlilik oranları yüksek seviyesini koruyor.

Hükümetten yerli ürüne öncelik genelgesi

BAŞBAKAN Yardımcısı Cemil Çiçek, kamu kurumlarına mal ve hizmet alımlarında yerli üretiminin yüzde 15 fiyat avantajı sağladığını hatırlatan bir genelge yollandığını açıkladı.

Bakanlar Kurulu’nun ardından konuşan Çiçek, yerli üretiminin sağladığı avantajlarla ilgili olarak, Kamu mal ve hizmet alımlarında yerli üretimlere öncelik vermek ve bunun için de aynı konuda ihaleye başvuranların yüzde 15 fiyat avantajı sağlanmasıyla ilgili kanun maddesi var. Bunu bir genelgeyle duyurmuş oluyoruz dedi.

Read more...

Piyasa Yorumu

11 Kasım 2008 Salı

Yurtdışı borsaların günü ekside tamamlaması ve sabah itibarıyla vadeli piyasaların da düşüş yönünü işaret etmesi nedeniyle IMKB-100 endeksinin güne %1.0-1.5 arasında kayıplarla başlamasını bekliyoruz.

Çin’in 2010 yılına kadar ekonomiyi canlandırmak amacıyla inşaat, alt yapı ve sağlık hizmetleri sektörlerine yapacağı 586 milyar $’lık yatırım açıklaması ve AIG’in borçlarının yeniden yapılandırılarak vadesinin ve tutarının arttırılması haberlerine rağmen özellikle finans ve otomotiv sektörüne (Deutsche Bank, General Motors için tavsiyesini Sat olarak değiştirdi, Goldman Sachs’ın dördüncü çeyrek kar beklentisi -2.50 $ zarara çekildi) ilişkin endişelerin getirdiği satışlar dün ABD borsalarının günü kayıplarla tamamlamasına yol açtı. Çin’in yardım planının ardından global yavaşlamanın azalacağı spekülasyonları ile yükselişe geçen emtia fiyatları, Çin’e ilişkin iyimserliğin geçmesiyle dün akşam düşüşe geçti ve Brent petrol tekrar 60 $’ın altına geriledi. Fiyatlarda 50 $’a doğru gidişat OPEC’in yeni bir üretim kısıntısı yapmasına sebep olacağından önümüzdeki aylarda petrol fiyatlarının 50 $ civarında sabitlenebileceğini düşünüyoruz. Bu durum maliyetleri petrol ve ürünlerine bağlı olan şirketlerin giderlerini düşüreceğinden özellikle 4.çeyrek bilançolarda bu olumlu unsur kendini ulaştırma sektörü hisselerinde gösterecektir. Bu sebeple hisse seçimi yaparken emtia fiyatlarındaki düşüşler ve son dönemde kurlardaki yükseliş göz önünde bulundurulmalıdır. Şirket karlılıklarındaki gerileme, kar tahminlerinin düşürülmesi ve tüketici güvenindeki azalma gibi nedenler sabah itibarıyla Asya borsalarının değer kaybetmesine neden oldu (MSCI Asya Pasifik endeksi -3.1%). Bugünün piyasa gündeminde etkili bir haber ve açıklanacak önemli şirket bilançosu olmaması nedeniyle piyasalarda zayıf seyrin devam etmesini bekliyoruz. Destekler: 26.300, 25.800, dirençler 27.000, 27.500, 27.800, 28.000

Read more...

Piyasaya para pompalanıyor!!!

9 Ekim 2008 Perşembe

Avrupa'da merkez bankaları, gecelik işlemler için piyasaya para vermeyi sürdürüyor.

Avrupa Merkez Bankası (AMB) piyasaya 100 milyar dolar, İngiltere Merkez Bankası ve İsveç Merkez Bankası da 10 milyar dolar para pompaladı.

AMB, İngiltere Merkez Bankası ve İsveç Merkez Bankası dün ABD Merkez Bankası (Fed) ile birlikte koordineli olarak faiz oranlarını yüzde 0,5 puan indirmişti.

Read more...

Dünyayı paraya boğdular

19 Eylül 2008 Cuma

Avrupa Merkez Bankası, ABD Merkez Bankası (FED), Japonya Merkez Bankası (BOJ), Kanada Merkez Bankası ve İsviçre Merkez Bankalarıyla birlikte likidite arttırıcı ortak önlemler almaya karar verdiler.

Merkez bankalarının ortak önlemleri, piyasadaki ABD Doları sıkışıklığını gidermek ve dolayısıyla nakit sıkıntısı içindeki piyasalara likidite sağlayarak rahatlatmayı amaçlıyor.

180 milyar dolarlık geçici döviz takası (farklı para birimlerinden oluşan iki ayrı anaparanın, vade tarihinde, orijinal birimleri ve önceden üzerinde anlaşılmış bir kur üzerinden geri ödenmek üzere birbirleriyle değiştirilmesi) şeklinde likidite sağlama yetkisi bulunan FED, bu ortak hareketle piyasalara daha çok dolar sürebilecek.

Avrupa Merkez Bankası, ABD Doları açığını gidermek için BOJ ile koordineli fonlama yapacak.

FED ile BOJ, 60 milyar dolara kadar, Kanada Merkez Bankası ile 10 milyar dolara kadar geçici döviz takas anlaşması yaptı.

Avrupa Merkez Bankasının 110 milyar dolarlık döviz takas yetkisi bulunuyor.

İngiltere Merkez Bankası da, bugün ilk olarak piyasayı 40 milyar dolara kadar fonlayacak.

FED, yapmış olduğu geçici döviz takas anlaşmalarının 30 Ocak 2009'a kadar geçerli olacağını da bildirdi

Read more...

Büyük yatırımcı uyarıyor

8 Eylül 2008 Pazartesi

Dünyanın en büyük global yatırım kuruluşlarından Pimco'nun CEO'su Muhammed El Erian FT'ye yazdığı yazıda uluslararası otoriteleri ve Amerikayı uyarıyor.

Eski bir IMF Başkan Yardımcısı olan El Erian uzun yıllar Harvarda hem öğretim görevlisi olarak çalıştı hem de okulun fonunu yönetti.

Freddie Mac ve Fannie Mae'nin yaşadığı trajik olay ABD ekonomisine bir nebze de olsa rahat bir nefes aldırdı. Hükümetin Freddie Mac ve Fannie Mae'nin tamamına el koymasıyla yatışan kasırga yeniden hareketlenir mi çok net olmasa da, Mohamed El-Erian önümüzdeki zamandaki ekonomik gidişat için şu yorumu yapıyor:

Pazar günü yapılan bu açıklama bugüne kadar ABD piyasalarına yeni bir soluk kazandırmak amacıyla hükümetin gerçekleştirdiği üçüncü büyük açıklama oldu. Bir süre önce 13 Temmuz'da yapılan açıklamada hükümet Freddie Mac ve Fannie Mae'nin arkasında durduğunu belirtmişti.

Hükümetin kalın para cüzdanının bu desteği ancak bir aylık bir rahatlama sağlayabilmişti. Önceki iki rahtalatma girişimi ABD ekonomisinin pürüzleri yok etmek için gerekli temizlik çalışması için yeterli zaman sağlayamamıştı. Peki bu üçüncü açıklama çok etkili olabilecek mi? Bu sorunun cevabı şüphesiz iki konunun altını kaynatacaktır.

Birincisi, bu girişim dışarıdaki ve içerideki sermayeyi belli bir noktada toplayarak bir güç yaratabilecek mi? Bu konu aslında global ekonomik düşüşün altına kalın bir çizgi çizmektedir.

Bu noktada hükümetin bir denge çizgisi oluşturması çok gereklidir fakat yeterli değildir. ABD ekonomisi bir süredir büyüyen bir bütçe açığı yaratırken, bu bilanço açığı başka birtakım sermaye akışlarıyla desteklenmelidir. Yoksa yine başa sararız.

İkinci sorun da bu girişim uluslararası ve yerel boyutları olan daha büyük bir politika zinciri yaratabilecek mi?

Önümüzdeki birkaç hafta bu iki ortamın oluşup oluşamayacağı konusunda bize fazlaca ipuçları verecektir. Eğer bu iki maddenin gerçekleşeceği yönünde olumlu bir izlenim oluşursa, o zaman piyasalardaki kasırga biraz durulacaktır ve temizlik hareketi başlar. Önümüzdeki süreçte oluşabilecek sert rüzgarlar için de bir önlem oluşturabilir.

Eğer aksi olursa da ABD ve İngiltere ekonomisi çok daha büyük bir yara alabilir. Bu da global ekonomileri geri dönüşü olmaz bir yola sokar...

Read more...

İşte OECD`nin yeni büyüme hızı tahminleri

3 Eylül 2008 Çarşamba

Çarşamba , 3 Eylül 2008

İşte OECD`nin yeni büyüme hızı tahminleri

Merkezi Paris'te bulunan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), G-7'nin Avrupalı zengin üye ülkeleri ve Japonya için öngördüğü ekonomik büyüme hızı tahminlerini düşürürken, ABD için öngördüğü oranı bir miktar artırdı

OECD, ihracat oranlarının artması ve vergilerin düşürülmesinin, ABD'nin büyüme hızı için yaptığı tahminlerin artmasına yol açtığını açıkladı.

Haziran ayında ABD'de yüzde 1.2 oranında ekonomik büyüme tahmini yapan OECD, bu oranı son gelişmeler çerçevesinde yüzde 1.8'e çıkardı.

OECD, bununla birlikte daha önce ortalama yüzde 1.7 büyüme hızı beklediği Japonya için tahminini yüzde 1.2'ye düşürdü.

OECD, euro kullanan 15 AB ülkesinde ortalama ekonomik büyüme oranını yüzde 1.3 olarak belirledi. OECD tahminlerine göre, AB'nin önemli ülkeleri ve aynı zamanda G-7 ülkesi olan Fransa, Almanya ve İtalya'da büyüme hızı yılın ikinci yarısında bir miktar gerileyecek.

Yine OECD tahminlerine göre, petrol fiyatları ve eşya fiyatlarında istikrar sağlanması halinde, enflasyon oranı da üye ülkelerde düşme eğilimi gösterecek.

OECD, euro kullanan 15 AB ülkesinde ortalama ekonomik büyüme oranını yüzde 1.3 olarak belirledi. OECD tahminlerine göre, AB'nin önemli ülkeleri ve aynı zamanda G-7 ülkesi olan Fransa, Almanya ve İtalya'da büyüme hızı yılın ikinci yarısında bir miktar gerileyecek.

Yine OECD tahminlerine göre, petrol fiyatları ve eşya fiyatlarında istikrar sağlanması halinde, enflasyon oranı da üye ülkelerde düşme eğilimi gösterecek.

Read more...

Abone Olursanız Haberiniz de Olur!

Aşağıdaki kutucuğa e-mail adresinizi yazıp gelecek olan onay linkine tıklayınız. Bu sayede en son borsa haberleri, borsa yorumları ve borsa tüyoları, e-mail adresinize gelecek.

|

Borsa-Tuyolari.Blogspot.Com

Bu sitede; başta Borsa Haberleri olmak üzere, ekonomi ile ilgili en son gelişmeleri bulabilirsiniz. Borsa Yorumları ve Borsa Tüyoları ile yatırımlarınız öncesi fikir edinebilir; Canlı Borsa bandı ile Hisse Senetlerini yakından takip edebilirsiniz. Bu site, yatırım danışmanlığı hizmeti vermemektedir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, bankalar ile kullanıcılar arasında imzalanan resmi bir sözleşme ile verilmektedir. Bu sitede, kişisel yorumlar da bulunabilir.
Bu blog, altyapısı Google tarafından sağlanan Blogger hizmetinden faydalanmaktadır.

Back to TOP