Brezilya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Brezilya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Brezilya ekonomisi büyüyor

13 Kasım 2009 Cuma

Dünyanın 5. büyük ekonomisi Brezilya'nın, 4. çeyrekte yüzde 9 büyüyeceği belirtildi.

Brezilya Ticaret Bakanı Welber Barral, Singapur'da katıldığı bir toplantı sırasında yaptığı açıklamada, iç piyasanın şu anda gerçekten büyüdüğünü belirterek, “Tüketiciler gerçekten harcıyor ve bu da büyümeyi destekliyor” dedi.

Barral, bu yıl ülkenin ihracatının yüzde 22 düşeceğini, ancak son zamanlarda toparlanma sinyalleri görüldüğünü, örneğin geçen ay ABD'ye satışların yüzde 20 arttığını kaydetti.

Latin Amerika'nın en büyük ekonomisi Brezilya'nın, bu yıl yüzde 1-1,5 arasında, gelecek yıl ise yüzde 5 büyümesi bekleniyor.

Barral, bu yıl ülkenin 30 milyar dolar doğrudan yabancı sermaye çektiğini, gelecek yıl ise bu rakamın 40 milyar dolardan fazla olacağını tahmin ettiklerini söyledi.

Ancak ülke içinde dövizin bollaşması Brezilya para biriminin değerini artırırken, ülkenin ihracatını daha az rekabet edebilir hala getiriyor. Bu yıl içinde Brezilya reali yüzde 30'dan fazla değer kazanarak 1,7 dolara kadar yükseldi.

Geçen ay hükümet realin değerlenmesini yavaşlatmaya yardımcı olma stratejisinin bir parçası olarak, borsa ve hazine bonolarındaki yabancı yatırımlardan yüzde 2 vergi almaya başladı.

Barral, 1 Brezilya realinin 1,7 dolar olmasının trajedi olmadığını ancak, aşırı değerlendiğini belirterek, daha rekabetçi döviz kuruna ihtiyaçları olduğunu kaydetti.

Read more...

Sonunda bu da oldu!!!

10 Nisan 2009 Cuma

Latin Amerika'nın en büyük ekonomisi olan Brezilya, IMF'den para almayıp, aksine kredi verecek.

Brezilya Maliye Bakanı Guido Mantega, IMF'nin, mali katkıda bulunma davetini kabul ettiklerini belirterek, Fon'a 4,8 milyar dolara kredi vereceklerini kaydetti.

Mantega, IMF'nin kendilerini “kredi veren ülke statüsü” vererek, sağlam bir ekonomiye sahip olduklarını teyit ettiğini vurguladı.

Brezilya, uyguladığı başarılı ekonomik program sonucunda, Aralık 2005'te, IMF'ye olan 15,5 milyar dolarlık borcunu tamamıyla kapatarak, bundan böyle IMF'den mali yardım almayacağını bildirmişti.

Read more...

Global krizde sinsi oyunlar

5 Kasım 2008 Çarşamba

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde döviz kurlarının düşük kalması, hatta daha da düşürülmesi için George Soros ve benzeri diğer büyük global oyuncularca çok büyük çaba sarf edilmektedir.

Bunlar batının gelişmiş ekonomilerinin yöneticilerini ve merkez bankalarını, IMF ve Dünya Bankası gibi global finans kurumlarını da ortak amaçları konusunda ikna ettiler.

George Soros’un ve benzeri diğer büyük global oyuncuların aşağıda belirttiğim amaçlarına uygun olarak ABD Merkez Bankasından, batılı ve diğer gelişmiş ülkelerin merkez bankalarından, diğer güçlü bankalarından, Dünya Bankası, Avrupa Kalkınma Bankası ve IMF den istedikleri şu şekilde özetlenebilir.

—ABD, Avrupa ve Japonya Merkez Bankaları'nın ve IMF'in bu maksatla Brezilya, Macaristan, Polonya ve Türkiye gibi ülkelerin merkez bankaları ile “swap” anlaşmaları yaparak onlara yeterli miktarda dolar kredi sağlanması istenmiştir.

—IMF döviz darlığı olan Türkiye, Macaristan, diğer doğu Avrupa ülkeleri, Pakistan gibi ülkelere popülist harcamalardan vazgeçmeleri koşulu bile aranmadan kolayca borç vermelidir.

—ABD ve Avrupa bankalarının gelişmekte olan ülkelere açmış oldukları kredileri geri istemesi engellenmelidir.

—ABD ve Avrupa gelişmekte olan ülkelere batıdan yapılacak ihracata da ihracat kredisi vermelidir ki gelişmekte olan ülkeler gelişmiş ülkelerin mallarını kolayca ithal edebilsinler.

George Soros gibi global fon sahipleri ve yöneticileri gerçekte niçin bu sürecin fikir babası olup başlattılar?

Aşağıda belirttiğim batılı ülke çıkarlarının yanı sıra, onlara ilave olarak hem bu fonların hem de batılı ülkelerin başka ortak çıkarları da bu süreci gerektiriyor. Bu fonların gelişmekte olan Türkiye gibi ülkelerdeki sıcak para (portföy) yatırımları, kriz nedeniyle merkezlerinde ortaya çıkan acil para ihtiyaçlarını karşılamak üzere, yerel para cinsinden (Türkiye’de lira cinsinden) yatırımlardan çıkması gerekiyor. Ancak gelişmekte olan ülkelerdeki döviz darlığı nedeniyle bu fonlar yerel paradan, örneğin Türkiye’deki lira portföylerinden dolara dönüşe geçince döviz kuru yükseliyor. Mesela Türkiye’de dolar kuru 1.8 olduğunda, elindeki lira portföyü ile sıcak para Türkiye’den 60 milyar dolar alıp merkezlerine götürebilecekken, dolar kuru 1.2 olduğunda 90 milyar dolar alıp götürebilecektir.

Yani sadece Türkiye’den aynı miktar lira ile 30 milyar dolar daha çok götürebilecektir. Brezilya, Meksika, Güney Kore, Singapur ve daha çok sayıda gelişmekte olan ülkeleri hesaba kattığınızda bu mekanizmanın Soros gibilere sağlayacağı fayda ( bu ülkelere vereceği zarar) yüzlerce milyar doları bulmaktadır. İşte Soros gibilerinin batılı devlet ve kurumları gelişmekte olan ülkelere kredi seferberliğine yöneltmesinin önemli sebeplerinden birisi budur. Lira portföylerinden daha çok dolar sağlamak. Halbuki IMF ve FED in bu ülkelere vereceği krediler dolar olarak verilecek ve dolar olarak herhangi bir erime, azalma söz konusu olmayacaktır.

Gelişmiş batı ekonomileri ve onların büyük oyuncularının çıkarları neleri gerektiriyor?

Global oyuncuların uygulamaya koydurduğu kredi mekanizmaları gelişmekte olan ülkelerin bağımlılığını artıracak ve batının mallarına harcama yapmalarını, batının üretimini ve gelirini artırmada ve durgunluktan çıkmasında etkili olacaktır.

Onlara göre, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin batının gelişmiş ülkelerinden ithalatları azalmamalı, mümkünse artmalıdır. Böylece gelişmekte olan ülkelerin ithalatı ile kendi ekonomileri taleple beslenip kendi vatandaşlarına gelir yaratırken (tabii ki bu Türkiye için yerli üretimi, vatandaşlarımızın gelirini azaltan tersine bir etkidir) aynı zamanda batı ekonomilerine bağımlılıkları devam edecek ve mümkünse artacaktır. Bu nasıl sağlanabilir. Elbette bu ülkeler borçlandırılarak. Batının serbest piyasa finans sistemi bu borçlandırmayı şimdiye kadar kendiliğinden yapıyordu.

Fakat şimdi krize girdi ve yapamıyor. O halde gelişmekte olan ülkelerin bu borçlanıp bağımlı kalma, kendi öz üretimlerine dönme yerine batıdan ithal etme alışkanlıklarını sürdürebilmeleri için batının büyük oyuncularının çareler bulmaları gerekiyor. Ne olabilir bu çareler? Batının özel sektör finans sistemi borçlandırmaya devam edemiyorsa o zaman devlet kurumları devreye girip Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeleri borçlandırmaya devam etmeliler. Batının büyük oyuncuları ve George Soros gibi büyük fonların sahipleri hemen konuyu pişirip batının kamu yöneticilerine benimsettiler ve hem IMF, hem de ( daha da ilginci tarihinde ilk defa) ABD Merkez Bankası (FED) gelişmekte olan ülkelere daha önce görülmedik bir şekilde borç verme yarışına girdiler.

ABD Merkez Bankası, George Soros’un ve batılı diğer büyük oyuncuların yukarıda özetlediğim isteklerine uygun olarak Brezilya, Meksika, Güney Kore ve Singapur’a 30’ar milyar dolarlık “swap” olanağı tanıdı. Bu ülkelerdeki döviz kurları düşmeye başladı. IMF’nin bolca dolar sağlamaya başladığı ülkelerin sayısı da giderek artıyor. Daha yenileri de olacak. Böylece gelişmekte olan ülkelere verilen astronomik borçlarla onları borçlandırıp, ithalatlarını artırıp gelişmiş ülkelerin kendi mallarına talep yaratmak suretiyle gelişmiş ülkelerdeki ekonomik krizi ve durgunluğu aşmayı kolaylaştırmak istemektedirler. Yani krizi aşmada gelişmekte olan ülkeleri borçlandırıp sömürmek bir araç olarak kullanılmaktadır.

Türkiye’de döviz kurlarının düşmesini isteyenler veya bu yönde girişimde bulunanlar bilmeyerek (bazı bağlantılı kişiler ve şahsi çıkarı gerektirenler ise bilerek) George Soros ve diğer batılı büyük oyuncularla aynı amaca hizmet etmektedirler.

Bizim Merkez Bankası’nın döviz satım ihaleleri de Soros ve benzerlerinin amaçlarına hizmet eder, cari açığı iflas edinceye kadar devam ettirir. Bu günlerde ülke çıkarları Merkez Bankasının döviz satım ihaleleri değil döviz alım ihaleleri yapmasını gerektirir. Aksi halde ülke menfaatleri ve döviz rezervleri yabancı fonlara peşkeş çekilmiş olur. Sonuç daha çok dışa bağımlılık, sömürülme ve teslimiyet olur.

Artık cari açık yoluyla yabancı malı tüketmek için yabancılardan borçlanmak, borçlanılan dövizleri düşük kur sayesinde artan ithalatla tekrar yabancılara geri vererek ülke olarak geleceğimizi tüketmekten vazgeçmeliyiz. Daha birkaç ay öncesine kadar söylenen çari açık problem değil borçlanabiliyoruz şeklindeki günü güllük gülistanlık göstermek uğruna geleceğimizi dinamitleme politikası katiyetle geride bırakılmalıdır. Döviz ihtiyacımızı daha çok ihracat yaparak, daha çok turizm geliri sağlayarak, daha az ithalat yaparak karşılamalıyız. Döviz kuru politikası bu amaca yönelik olmalı, tamamına yakını tüketim esaslı hammadde, ara mal ve tüketim malı ithalatına yapılan harcamaları, popülist nitelikli harcamaları azaltıp onun yerine enerji yatırımlarına, verimlilikte dönüşüm yaratacak teknoloji ve kalkınma yatırımlarına harcamalıyız.

Dr. Hamit BOZKURT
Eski Maliye Müfettişi

Read more...

Yabancıların bildiği bir şey mi var?

9 Eylül 2008 Salı

Bayrama 22 gün var, yabancının 112 Milyon YTL alımı var. Bayrama daha çok var ama yabancının bu kadar hisse almasının ne anlamı var? İMKB’de 6 Ağustos’tan bu yana en yüksek işlem hacminin dün gerçekleşmesinin bir değil, birçok anlamı olmalı.

Gökhan USKUAY / TURKISH YATIRIM

Dünya’da finansal kriz varsa; Fannie Mae ve Fanni Mac’e el konulmuşsa; bu kadar Türk bankacılık sektöründe alımlarının yoğunlaşması neyi ifade eder? Dün ABD %2,59 yükselirken, Brezilya % 2,35 düşmedi mi? Dün Japonya %3,54 artarken, dünyada en fazla değer kaybeden borsa %4,09 ile Çin olmamış mıdır? Geçen hafta ve dün Gelişmekte olan ülkeler çökmedi mi? Rusya, Çin, Brezilya’dan zarar yazan hedge fonlar, Türkiye primli kaldığı için satmayacaklar mı?

Bu yabancının yine bildiği, bizim bilmediğimiz bir şey mi var yoksa? Yoksa, yoksa, yoksa Türkiye ayrışıyor mu? Evet, Türkiye ayrışıyor. Tıpkı, tıpkı 2006 Mayıs’ta ayrıştığı gibi. 2006 Mayıs ayında Bovespa/İMKB eşitliği bir sonucunu verirdi. 09.09.08 tarihinde bakıldığında ise bir nokta yirmi altı sonucunu vermektedir. Yüzdesel bir farkla Bovespa %26 oranında bizden bir ayrışma gerçekleştirmiştir.

Bunun farkın sebebi; Brezilya yer altı kaynakları olan ve yer altı kaynaklarını dünyaya ihracat ederken; Türkiye’nin yer altı kaynaklarını ithalat etmesidir. Birinin dış ticaret fazlası rekor kırarken, diğerin dış ticaret açığı rekoru kırmasıdır %26 fark. Bu yüzden ABD %2,59 yükselse bile Bovespa %2,35 düşmesi şaşırtmamalıdır. Bu yüzden Japonya %3,54 artarken, Çin %4,09 değer kaybı şaşırtmamalıdır. Rusya, Türkiye’den daha ucuz ve kelepir durumdayken sınırlı tepkisi şaşırtmamalıdır. Artık dünyada Brezilya, Rusya ve Çin havaları çalmamaktadır.

Konjonktür bu kez Türkiye’nin arkasındadır. Brezilya, Rusya ve Çin’de yazılan zararlar Türkiye’de karlı pozisyonlarla mı realize edilecek? Tartışması yakın zamanda, yerini “Yoksa Brezilya, Rusya ve Çin’den çıkan paraların bir kısmı Türkiye’ye mi geliyor?” tartışması alabilir. Türkiye, geçen sene enerji-emtia ve gıda fiyatları yükselirken bile 2007 Eylül’de %7.17 enflasyon seviyesini görmüştür. Şu anda enflasyon rakamı %11,77’dir.

Sadece enerji ve gıda maliyetli enflasyon %7,69 seviyesindedir. Bir senede petrol fiyatlarının yarattığı hasar ortadır. Geçen sene açıklanan Eylül ayı yıllık enflasyon rakamı, bu sene sadece enerji ve gıda enflasyonudur.

TCMB, analistlerin tahminlerindeki gibi 2009’un ilk çeyreğine kadar faizi indirmediğini varsayalım. Petrolde 80 $’a rakamı yüksek bir ihtimalle 2009’un ilk çeyreğine kadar gerileyecek. O zaman 2009 ilk çeyreğinde Türkiye ya eksi büyüme yada eksi enflasyonla karşılaşır. TCMB yıl sonunda baz senaryosunda petrolü 140 $ bekliyordu. İyimser senaryosunda 100 $ bekliyordu.

Yılsonuna 4 ay var ve petrol fiyatları şimdiden 100$ oldu. Hatırlanacağı üzere Ağustos ayı rakamları sonrasında faiz indiriminin artık Türkiye’nin bir hikayesi olacağını belirtmiştik. TCMB Başkanı Durmuş Yılmaz, ölçülü faiz indirimi olasılığını Eylül ayında görüşüleceğinin açıklamasına neden yukarıdaki tablodur.

Sadece gerçekleşecek faiz indirimleri beklentisi Türkiye’yi özel kılmamaktadır. Yurtdışında düşen enerji-gıda fiyatları aynı zamanda Türkiye’nin dış ticaret açığını da azaltacaktır. Dünde belirttiğimiz gibi ilk 7 ayda Rusya’ya yaptığımız ihracat 4 Milyar $ iken, sadece petrol fiyatlarında yaşanan artış karşısında ödenen para 4 Milyar $ büyüklüğündedir.

Petrol ve enerji fiyatları düşerse, ithalatta görülen risk ortadan kalkacaktır. Enflasyon,faiz,kur ve dış ticarette iyileşme göstermesi beklenen bir ülke borsasının ayrışması,6 Ağustos’tan bu yana en yüksek işlemin gerçekleşirken bir günde 112 Milyon YTL net para girmesi,yabancıların banka hisselerinde yoğunlaşması ve 112 Milyon YTL yatırım alması şaşılacak bir durum değildir. Bizim yaşayıp da görmediğimiz, yabancının yaşamayıp da gördüğü bir şey değil, birçok şey var.

Read more...

Brezilya Borsası satıcılı açıldı

1 Eylül 2008 Pazartesi

Cuma günü 701 puan ve yüzde 1.24 oranında düşüşle 55 bin 680 seviyesinden günü tamamlayan Brezilya Borsası bugün de düşüşle açıldı.

Matriks

Güne 55 bin 665 puandan başlayan Bovespa Endeksi şu sıralarda 282 puan ve yüzde 0.51 oranında düşüşle 55 bin 397 seviyesinden işlem görüyor.

Read more...

Abone Olursanız Haberiniz de Olur!

Aşağıdaki kutucuğa e-mail adresinizi yazıp gelecek olan onay linkine tıklayınız. Bu sayede en son borsa haberleri, borsa yorumları ve borsa tüyoları, e-mail adresinize gelecek.

|

Borsa-Tuyolari.Blogspot.Com

Bu sitede; başta Borsa Haberleri olmak üzere, ekonomi ile ilgili en son gelişmeleri bulabilirsiniz. Borsa Yorumları ve Borsa Tüyoları ile yatırımlarınız öncesi fikir edinebilir; Canlı Borsa bandı ile Hisse Senetlerini yakından takip edebilirsiniz. Bu site, yatırım danışmanlığı hizmeti vermemektedir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, bankalar ile kullanıcılar arasında imzalanan resmi bir sözleşme ile verilmektedir. Bu sitede, kişisel yorumlar da bulunabilir.
Bu blog, altyapısı Google tarafından sağlanan Blogger hizmetinden faydalanmaktadır.

Back to TOP