Japonya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Japonya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Japonya'da faiz oranları

21 Kasım 2009 Cumartesi

Öte yandan, Japonya Merkez Bankası yüzde 0,1 olan faiz oranlarını değiştirmedi.

Bankadan yapılan açıklamada, Japon ekonomisinin teşvik önlemleriyle desteklenmeye devam edildiği bildirildi.

Ancak Bakanlar Kurulu, Japonya'da 2006 yılından bu yana ilk kez ekonominin deflasyona döndüğünü belirtti.

Kurul, ülke ekonomisinin bu yılın 2. çeyreğinde resesyondan çıktığını, buna karşılık düşen fiyatların ekonomideki iyileşmeye zarar verdiğini kaydetti.

Read more...

Japonya`da işsizlik rekor düzeyde

28 Ağustos 2009 Cuma

Japonya'da, Temmuz ayı itibarıyla işşizlik, rekor düzeye ulaştı.

Temmuz ayı itibarıyla, işsizlik oranı yüzde 5,7 olarak gerçekleşerek, tüm zamanların en yüksek düzeyinde gerçekleşti. İşsizliğin yükselmesinde, Japonya'daki deflasyon etkili oluyor.

Read more...

Global krizde sinsi oyunlar

5 Kasım 2008 Çarşamba

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde döviz kurlarının düşük kalması, hatta daha da düşürülmesi için George Soros ve benzeri diğer büyük global oyuncularca çok büyük çaba sarf edilmektedir.

Bunlar batının gelişmiş ekonomilerinin yöneticilerini ve merkez bankalarını, IMF ve Dünya Bankası gibi global finans kurumlarını da ortak amaçları konusunda ikna ettiler.

George Soros’un ve benzeri diğer büyük global oyuncuların aşağıda belirttiğim amaçlarına uygun olarak ABD Merkez Bankasından, batılı ve diğer gelişmiş ülkelerin merkez bankalarından, diğer güçlü bankalarından, Dünya Bankası, Avrupa Kalkınma Bankası ve IMF den istedikleri şu şekilde özetlenebilir.

—ABD, Avrupa ve Japonya Merkez Bankaları'nın ve IMF'in bu maksatla Brezilya, Macaristan, Polonya ve Türkiye gibi ülkelerin merkez bankaları ile “swap” anlaşmaları yaparak onlara yeterli miktarda dolar kredi sağlanması istenmiştir.

—IMF döviz darlığı olan Türkiye, Macaristan, diğer doğu Avrupa ülkeleri, Pakistan gibi ülkelere popülist harcamalardan vazgeçmeleri koşulu bile aranmadan kolayca borç vermelidir.

—ABD ve Avrupa bankalarının gelişmekte olan ülkelere açmış oldukları kredileri geri istemesi engellenmelidir.

—ABD ve Avrupa gelişmekte olan ülkelere batıdan yapılacak ihracata da ihracat kredisi vermelidir ki gelişmekte olan ülkeler gelişmiş ülkelerin mallarını kolayca ithal edebilsinler.

George Soros gibi global fon sahipleri ve yöneticileri gerçekte niçin bu sürecin fikir babası olup başlattılar?

Aşağıda belirttiğim batılı ülke çıkarlarının yanı sıra, onlara ilave olarak hem bu fonların hem de batılı ülkelerin başka ortak çıkarları da bu süreci gerektiriyor. Bu fonların gelişmekte olan Türkiye gibi ülkelerdeki sıcak para (portföy) yatırımları, kriz nedeniyle merkezlerinde ortaya çıkan acil para ihtiyaçlarını karşılamak üzere, yerel para cinsinden (Türkiye’de lira cinsinden) yatırımlardan çıkması gerekiyor. Ancak gelişmekte olan ülkelerdeki döviz darlığı nedeniyle bu fonlar yerel paradan, örneğin Türkiye’deki lira portföylerinden dolara dönüşe geçince döviz kuru yükseliyor. Mesela Türkiye’de dolar kuru 1.8 olduğunda, elindeki lira portföyü ile sıcak para Türkiye’den 60 milyar dolar alıp merkezlerine götürebilecekken, dolar kuru 1.2 olduğunda 90 milyar dolar alıp götürebilecektir.

Yani sadece Türkiye’den aynı miktar lira ile 30 milyar dolar daha çok götürebilecektir. Brezilya, Meksika, Güney Kore, Singapur ve daha çok sayıda gelişmekte olan ülkeleri hesaba kattığınızda bu mekanizmanın Soros gibilere sağlayacağı fayda ( bu ülkelere vereceği zarar) yüzlerce milyar doları bulmaktadır. İşte Soros gibilerinin batılı devlet ve kurumları gelişmekte olan ülkelere kredi seferberliğine yöneltmesinin önemli sebeplerinden birisi budur. Lira portföylerinden daha çok dolar sağlamak. Halbuki IMF ve FED in bu ülkelere vereceği krediler dolar olarak verilecek ve dolar olarak herhangi bir erime, azalma söz konusu olmayacaktır.

Gelişmiş batı ekonomileri ve onların büyük oyuncularının çıkarları neleri gerektiriyor?

Global oyuncuların uygulamaya koydurduğu kredi mekanizmaları gelişmekte olan ülkelerin bağımlılığını artıracak ve batının mallarına harcama yapmalarını, batının üretimini ve gelirini artırmada ve durgunluktan çıkmasında etkili olacaktır.

Onlara göre, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin batının gelişmiş ülkelerinden ithalatları azalmamalı, mümkünse artmalıdır. Böylece gelişmekte olan ülkelerin ithalatı ile kendi ekonomileri taleple beslenip kendi vatandaşlarına gelir yaratırken (tabii ki bu Türkiye için yerli üretimi, vatandaşlarımızın gelirini azaltan tersine bir etkidir) aynı zamanda batı ekonomilerine bağımlılıkları devam edecek ve mümkünse artacaktır. Bu nasıl sağlanabilir. Elbette bu ülkeler borçlandırılarak. Batının serbest piyasa finans sistemi bu borçlandırmayı şimdiye kadar kendiliğinden yapıyordu.

Fakat şimdi krize girdi ve yapamıyor. O halde gelişmekte olan ülkelerin bu borçlanıp bağımlı kalma, kendi öz üretimlerine dönme yerine batıdan ithal etme alışkanlıklarını sürdürebilmeleri için batının büyük oyuncularının çareler bulmaları gerekiyor. Ne olabilir bu çareler? Batının özel sektör finans sistemi borçlandırmaya devam edemiyorsa o zaman devlet kurumları devreye girip Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeleri borçlandırmaya devam etmeliler. Batının büyük oyuncuları ve George Soros gibi büyük fonların sahipleri hemen konuyu pişirip batının kamu yöneticilerine benimsettiler ve hem IMF, hem de ( daha da ilginci tarihinde ilk defa) ABD Merkez Bankası (FED) gelişmekte olan ülkelere daha önce görülmedik bir şekilde borç verme yarışına girdiler.

ABD Merkez Bankası, George Soros’un ve batılı diğer büyük oyuncuların yukarıda özetlediğim isteklerine uygun olarak Brezilya, Meksika, Güney Kore ve Singapur’a 30’ar milyar dolarlık “swap” olanağı tanıdı. Bu ülkelerdeki döviz kurları düşmeye başladı. IMF’nin bolca dolar sağlamaya başladığı ülkelerin sayısı da giderek artıyor. Daha yenileri de olacak. Böylece gelişmekte olan ülkelere verilen astronomik borçlarla onları borçlandırıp, ithalatlarını artırıp gelişmiş ülkelerin kendi mallarına talep yaratmak suretiyle gelişmiş ülkelerdeki ekonomik krizi ve durgunluğu aşmayı kolaylaştırmak istemektedirler. Yani krizi aşmada gelişmekte olan ülkeleri borçlandırıp sömürmek bir araç olarak kullanılmaktadır.

Türkiye’de döviz kurlarının düşmesini isteyenler veya bu yönde girişimde bulunanlar bilmeyerek (bazı bağlantılı kişiler ve şahsi çıkarı gerektirenler ise bilerek) George Soros ve diğer batılı büyük oyuncularla aynı amaca hizmet etmektedirler.

Bizim Merkez Bankası’nın döviz satım ihaleleri de Soros ve benzerlerinin amaçlarına hizmet eder, cari açığı iflas edinceye kadar devam ettirir. Bu günlerde ülke çıkarları Merkez Bankasının döviz satım ihaleleri değil döviz alım ihaleleri yapmasını gerektirir. Aksi halde ülke menfaatleri ve döviz rezervleri yabancı fonlara peşkeş çekilmiş olur. Sonuç daha çok dışa bağımlılık, sömürülme ve teslimiyet olur.

Artık cari açık yoluyla yabancı malı tüketmek için yabancılardan borçlanmak, borçlanılan dövizleri düşük kur sayesinde artan ithalatla tekrar yabancılara geri vererek ülke olarak geleceğimizi tüketmekten vazgeçmeliyiz. Daha birkaç ay öncesine kadar söylenen çari açık problem değil borçlanabiliyoruz şeklindeki günü güllük gülistanlık göstermek uğruna geleceğimizi dinamitleme politikası katiyetle geride bırakılmalıdır. Döviz ihtiyacımızı daha çok ihracat yaparak, daha çok turizm geliri sağlayarak, daha az ithalat yaparak karşılamalıyız. Döviz kuru politikası bu amaca yönelik olmalı, tamamına yakını tüketim esaslı hammadde, ara mal ve tüketim malı ithalatına yapılan harcamaları, popülist nitelikli harcamaları azaltıp onun yerine enerji yatırımlarına, verimlilikte dönüşüm yaratacak teknoloji ve kalkınma yatırımlarına harcamalıyız.

Dr. Hamit BOZKURT
Eski Maliye Müfettişi

Read more...

Asya Borsaları değer kazandı

3 Kasım 2008 Pazartesi

Asya borsalarında endeksler yükselirken Hong Kong Borsası'nda Hang Sang Endeksi yüzde 5'den fazla değer kazandı.

Tokyo Borsası bugün, Japonya ulusal günü nedeniyle kapalıydı. Bu borsada işlemlere yarın yeniden başlanacak.

Hükümetlerin küresel finansal krize karşı aldığı önlemlerden cesaretlenen yatırımcıların alıma yönelmesi üzerine Asya borsasında endeksler yükselişe geçti.

Güney Kore'de hükümetin ekonomik durgunluğa karşı 11 milyar dolar tutarında yeni bir plan açıklaması, bu ülkede endeksin yüzde 2,5 oranında artmasına neden oldu.

Avustralya'da borsa yüzde 3,5 oranında değer kazanırken, Hong Kong Borsası'nda Hang Sang Endeksi 691,31 puan artarak 14.659,98 puana çıktı.

Read more...

Tokyo Borsası yüzde 5 düştü

31 Ekim 2008 Cuma

Japonya'da Tokyo Borsası, günü yüzde 5'lik düşüşle tamamladı. Borsanın temel göstergesi Nikkei Endeksi, düne göre, 452,78 puan düşerek 8.576,98 puan oldu.

Borsanın düşüşle kapanmasında, Merkez Bankasının faiz oranlarını yüzde 0,5'den yüzde 0,3'e düşürmesinin beklentilerden az bulunması etkili oldu.

Güney Kore'de borsa dünkü yüzde 12'lik yükselişinin ardından bugün yüzde 2,8 daha artış gösterdi. Avustralya'da temel endeks yüzde 0,4 yükseldi.

Hong Kong'da Hang Seng Endeksi yüzde 1,5 azalırken, Filipinler, Tayvan ve Tayland'da borsa yüzde 3'den fazla değer kazandı. Hindistan'da Sensex Endekse yüzde 7,3 artarak 9.693,43 puan oldu.

Read more...

ABD mortgage’zedeleri de kurtarıyor

ABD Hazinesi ve FDIC, mortgage kredilerini ödeyemeyenlere yönelik 600 milyar dolarlık yeni kurtarma paketi planlıyor. Yeni paketle federal garanti verilecek

ABD yönetimi, mortgage kredilerini ödeyemeyenlerin konutlarına el konmasını önlemek için 600 milyar dolarlık yeni bir kurtarma planı üzerinde çalışıyor.

Konuya yakın bir yetkili Reuters’e yaptığı açıklamada, ABD Hazinesi ve Federal Mevduat Sigorta Fonu’nun (FDIC) üzerinde birlikte çalıştığı planla, 3 milyon riskli konut kredisine garanti sağlanabileceğini ve bu konudaki çalışmanın sonuçlanma aşamasına geldiğini söyledi. Uzmanlar 600 milyar dolarlık krediyi kapsama alacak planın kamuya gerçek maliyetinin 40-50 milyar dolar arasında değişeceğini belirterek, “Çünkü hiç ödenemeyecek kredi miktarının bu civarda olacağını tahmin ediyoruz” diye konuştu.

‘Teklifleri gözden geçiriyoruz’

Hükümetin planı gelecek günlerde açıklayacağını söyleyen yetkili, programla kredi veren kuruluşların, beş yıl sürecek bir dönemde aylık ödemeleri düşürmeye ikna edilmesine çalışılacağını ifade etti. Hazine Bakanlığı sözcüsü Jennifer Zuccarelli, FDIC ve diğer karar alıcılarla haciz önleme önlemleri üzerinde çalıştıklarını, ancak planın ayrıntılarının henüz belirlenmediğini söyledi. Beyaz Saray sözcüsü Tony Fratto da bu konuda bir karar verilmediğini belirterek, “Biz her zaman konut sahiplerine yardımcı olmak için teklifleri gözden geçiriyoruz” dedi.

FDIC sözcüsü Andrew Gray de fonun bu konuda Hazine Bakanlığı ile olumlu görüşmeler yaptığını, ancak programın ayrıntıları hakkında konuşmanın erken olacağını ifade etti. Planla, kredi veren kuruluşları sorunlu konut kredilerinin koşullarını yumuşatmaya ikna etmek için federal garanti verilmesi amaçlanıyor. FDIC tarafından yürütülecek programdan bankalar, yatırım fonları, hedge fonlar ve diğer konut kredisi veren kuruluşlar yararlanabilecek.

Bu arada kurtarma planına karşı çıkanlar ödeyemeyecekleri borcu alanların imdadına yetişirken, tüm olanaklarını zorlayıp taksitlerini ödeyenlerin haksızlığa uğramış olacağını ifade ediyor. Kurtarma planına mortgage kredisi kullandıran kurumları ve bankaları sözleşme koşullarını yeniden düzenlemeye zorlayıcı hükümlerin de konması isteniyor.

Senato Bankacılık Komisyonu Başkanı Christopher Dodd krizin gayrimenkul sektöründen kaynaklandığını belirterek, “Herkes kredisini ödeyemeyenlerin konutlarının satışını engellemek için elinden geleni yapmalıdır” dedi. Üzerinde çalışılan kurtarma planına göre mortgage taksitleri düşürülecek. Bunun için de ya faizler düşürelecek ya da vade uzatılacak. Sözleşme hükümlerinin yumuşatılmasını kabul eden kuruluşlara ödemenin aksaması durumunda kamunun devreye gireceğine ilişkin garanti verilecek.

Japon ve Alman paketi

Almanya ve Japonya küresel krizin vurduğu ülke ekonomilerini canlandırmak için yeni paketler açıkladı. Dünyanın ikinci büyük ekonomisi Japonya harcamaları artırmak için 51 milyar dolarlık, Almanya da iş dünyasına yardımcı olmak için 20-25 milyar avroluk canlandırma paketlerini uygulamaya koyacağını belirtti. Japonya Başbakanı Taro Aso, “Bu koşullar altında insanların yaşamlarındaki belirsizlikleri ortadan kaldırmanın çok önemli olduğuna inanıyorum” dedi. Alman bir politikacı uygulamaya konucak paketle ilgili olarak “20-25 milyar avroluk bir desteği konuşuyoruz” diye konuştu.

17 yıl sonra kemer sıktılar

ABD ekonomisinin yılın üçüncü çeyreğinde tüketicinin 1991 yılından bu yana ilk kez kemer sıkması nedeniyle yüzde 0.3 oranında küçüldü. Uzmanlara göre ABD artık resesyona girdi. Tüketim harcamaları üçüncü çeyrekte yüzde 3.1 oranında azaldı. Uzmanlar tüketicinin 2009 yılında da kemer sıkmaya devam edeceğini belirterek, “Bu gelişmeler bize 2009 yılı boyunca sürecek bir durgunluğun işaretlerini veriyor” diye konuştu. Tüketim harcamaları ABD’de ekonomik faaliyetin üçte ikisini oluşturuyor. Ülkede tüketim harcamaları en son 2001 yılı üçüncü çeyreğinde yüzde 1.4 oranında daralmıştı.

Read more...

Yabancıların bildiği bir şey mi var?

9 Eylül 2008 Salı

Bayrama 22 gün var, yabancının 112 Milyon YTL alımı var. Bayrama daha çok var ama yabancının bu kadar hisse almasının ne anlamı var? İMKB’de 6 Ağustos’tan bu yana en yüksek işlem hacminin dün gerçekleşmesinin bir değil, birçok anlamı olmalı.

Gökhan USKUAY / TURKISH YATIRIM

Dünya’da finansal kriz varsa; Fannie Mae ve Fanni Mac’e el konulmuşsa; bu kadar Türk bankacılık sektöründe alımlarının yoğunlaşması neyi ifade eder? Dün ABD %2,59 yükselirken, Brezilya % 2,35 düşmedi mi? Dün Japonya %3,54 artarken, dünyada en fazla değer kaybeden borsa %4,09 ile Çin olmamış mıdır? Geçen hafta ve dün Gelişmekte olan ülkeler çökmedi mi? Rusya, Çin, Brezilya’dan zarar yazan hedge fonlar, Türkiye primli kaldığı için satmayacaklar mı?

Bu yabancının yine bildiği, bizim bilmediğimiz bir şey mi var yoksa? Yoksa, yoksa, yoksa Türkiye ayrışıyor mu? Evet, Türkiye ayrışıyor. Tıpkı, tıpkı 2006 Mayıs’ta ayrıştığı gibi. 2006 Mayıs ayında Bovespa/İMKB eşitliği bir sonucunu verirdi. 09.09.08 tarihinde bakıldığında ise bir nokta yirmi altı sonucunu vermektedir. Yüzdesel bir farkla Bovespa %26 oranında bizden bir ayrışma gerçekleştirmiştir.

Bunun farkın sebebi; Brezilya yer altı kaynakları olan ve yer altı kaynaklarını dünyaya ihracat ederken; Türkiye’nin yer altı kaynaklarını ithalat etmesidir. Birinin dış ticaret fazlası rekor kırarken, diğerin dış ticaret açığı rekoru kırmasıdır %26 fark. Bu yüzden ABD %2,59 yükselse bile Bovespa %2,35 düşmesi şaşırtmamalıdır. Bu yüzden Japonya %3,54 artarken, Çin %4,09 değer kaybı şaşırtmamalıdır. Rusya, Türkiye’den daha ucuz ve kelepir durumdayken sınırlı tepkisi şaşırtmamalıdır. Artık dünyada Brezilya, Rusya ve Çin havaları çalmamaktadır.

Konjonktür bu kez Türkiye’nin arkasındadır. Brezilya, Rusya ve Çin’de yazılan zararlar Türkiye’de karlı pozisyonlarla mı realize edilecek? Tartışması yakın zamanda, yerini “Yoksa Brezilya, Rusya ve Çin’den çıkan paraların bir kısmı Türkiye’ye mi geliyor?” tartışması alabilir. Türkiye, geçen sene enerji-emtia ve gıda fiyatları yükselirken bile 2007 Eylül’de %7.17 enflasyon seviyesini görmüştür. Şu anda enflasyon rakamı %11,77’dir.

Sadece enerji ve gıda maliyetli enflasyon %7,69 seviyesindedir. Bir senede petrol fiyatlarının yarattığı hasar ortadır. Geçen sene açıklanan Eylül ayı yıllık enflasyon rakamı, bu sene sadece enerji ve gıda enflasyonudur.

TCMB, analistlerin tahminlerindeki gibi 2009’un ilk çeyreğine kadar faizi indirmediğini varsayalım. Petrolde 80 $’a rakamı yüksek bir ihtimalle 2009’un ilk çeyreğine kadar gerileyecek. O zaman 2009 ilk çeyreğinde Türkiye ya eksi büyüme yada eksi enflasyonla karşılaşır. TCMB yıl sonunda baz senaryosunda petrolü 140 $ bekliyordu. İyimser senaryosunda 100 $ bekliyordu.

Yılsonuna 4 ay var ve petrol fiyatları şimdiden 100$ oldu. Hatırlanacağı üzere Ağustos ayı rakamları sonrasında faiz indiriminin artık Türkiye’nin bir hikayesi olacağını belirtmiştik. TCMB Başkanı Durmuş Yılmaz, ölçülü faiz indirimi olasılığını Eylül ayında görüşüleceğinin açıklamasına neden yukarıdaki tablodur.

Sadece gerçekleşecek faiz indirimleri beklentisi Türkiye’yi özel kılmamaktadır. Yurtdışında düşen enerji-gıda fiyatları aynı zamanda Türkiye’nin dış ticaret açığını da azaltacaktır. Dünde belirttiğimiz gibi ilk 7 ayda Rusya’ya yaptığımız ihracat 4 Milyar $ iken, sadece petrol fiyatlarında yaşanan artış karşısında ödenen para 4 Milyar $ büyüklüğündedir.

Petrol ve enerji fiyatları düşerse, ithalatta görülen risk ortadan kalkacaktır. Enflasyon,faiz,kur ve dış ticarette iyileşme göstermesi beklenen bir ülke borsasının ayrışması,6 Ağustos’tan bu yana en yüksek işlemin gerçekleşirken bir günde 112 Milyon YTL net para girmesi,yabancıların banka hisselerinde yoğunlaşması ve 112 Milyon YTL yatırım alması şaşılacak bir durum değildir. Bizim yaşayıp da görmediğimiz, yabancının yaşamayıp da gördüğü bir şey değil, birçok şey var.

Read more...

İşte OECD`nin yeni büyüme hızı tahminleri

3 Eylül 2008 Çarşamba

Çarşamba , 3 Eylül 2008

İşte OECD`nin yeni büyüme hızı tahminleri

Merkezi Paris'te bulunan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), G-7'nin Avrupalı zengin üye ülkeleri ve Japonya için öngördüğü ekonomik büyüme hızı tahminlerini düşürürken, ABD için öngördüğü oranı bir miktar artırdı

OECD, ihracat oranlarının artması ve vergilerin düşürülmesinin, ABD'nin büyüme hızı için yaptığı tahminlerin artmasına yol açtığını açıkladı.

Haziran ayında ABD'de yüzde 1.2 oranında ekonomik büyüme tahmini yapan OECD, bu oranı son gelişmeler çerçevesinde yüzde 1.8'e çıkardı.

OECD, bununla birlikte daha önce ortalama yüzde 1.7 büyüme hızı beklediği Japonya için tahminini yüzde 1.2'ye düşürdü.

OECD, euro kullanan 15 AB ülkesinde ortalama ekonomik büyüme oranını yüzde 1.3 olarak belirledi. OECD tahminlerine göre, AB'nin önemli ülkeleri ve aynı zamanda G-7 ülkesi olan Fransa, Almanya ve İtalya'da büyüme hızı yılın ikinci yarısında bir miktar gerileyecek.

Yine OECD tahminlerine göre, petrol fiyatları ve eşya fiyatlarında istikrar sağlanması halinde, enflasyon oranı da üye ülkelerde düşme eğilimi gösterecek.

OECD, euro kullanan 15 AB ülkesinde ortalama ekonomik büyüme oranını yüzde 1.3 olarak belirledi. OECD tahminlerine göre, AB'nin önemli ülkeleri ve aynı zamanda G-7 ülkesi olan Fransa, Almanya ve İtalya'da büyüme hızı yılın ikinci yarısında bir miktar gerileyecek.

Yine OECD tahminlerine göre, petrol fiyatları ve eşya fiyatlarında istikrar sağlanması halinde, enflasyon oranı da üye ülkelerde düşme eğilimi gösterecek.

Read more...

Abone Olursanız Haberiniz de Olur!

Aşağıdaki kutucuğa e-mail adresinizi yazıp gelecek olan onay linkine tıklayınız. Bu sayede en son borsa haberleri, borsa yorumları ve borsa tüyoları, e-mail adresinize gelecek.

|

Borsa-Tuyolari.Blogspot.Com

Bu sitede; başta Borsa Haberleri olmak üzere, ekonomi ile ilgili en son gelişmeleri bulabilirsiniz. Borsa Yorumları ve Borsa Tüyoları ile yatırımlarınız öncesi fikir edinebilir; Canlı Borsa bandı ile Hisse Senetlerini yakından takip edebilirsiniz. Bu site, yatırım danışmanlığı hizmeti vermemektedir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, bankalar ile kullanıcılar arasında imzalanan resmi bir sözleşme ile verilmektedir. Bu sitede, kişisel yorumlar da bulunabilir.
Bu blog, altyapısı Google tarafından sağlanan Blogger hizmetinden faydalanmaktadır.

Back to TOP