ekonomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ekonomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Google Buzz

9 Şubat 2010 Salı

Google Buzz, şu sıralar Google'ın tanıttığı yeni bir hizmet.


Ekonomik krizde dahi büyümesini sürdüren, dünyanın en büyük firmalarının başında gelen Google, bu hizmeti ile birlikte bilgi kirliliğinin önüne geçmeyi planlıyor. Özellikle Facebook ve Twitter ile iyice ivme kazanan "sosyal siteler" kavramına yepyeni bir boyut kazandıracak olan Google Buzz, Gmail içerisinde bir özellik olarak kullanıcılara sunulacak.

Halihazırda, şuradaki YouTube kanalında tanıtılan Google Buzz, internet dünyasına da yeni bir soluk kazandıracak gibi.

Google Buzz ile ilgili yeni gelişmeleri, sizlere bu sayfa üzerinden bildireceğiz.

Read more...

Ekonomiye güven azalıyor

16 Aralık 2009 Çarşamba

Avrupa'nın en büyük ekonomisine sahip olan Almanya'da yatırımcıların, Aralık ayında ekonomilerine olan güven yeniden geriledi.

ZEW Enstitüsü tarafından yapılan açıklamada, ZEW Endeksinin, Aralık ayında beklentilerin 0,4 puan üzerinde 50,4 olarak belirlendiği belirtildi. Endeks, Kasım ayında 51,1 düzeyindeydi.

Read more...

Ekonomide 2023 hedefleri

6 Ekim 2009 Salı

Dersine çalışan ekonomi kurmaylarımız, yukarıda açıkladığınız 2. balon dönemin bir benzerini kanımca daha denetim altında tutulanını inşaa etme amacındalar. İstanbul Finans Merkezi hedefi de bu büyük amacın bir parçası. Şimdi diyebilirsiniz ki Türkiye Wall Street e meydan mı okuyor? Hayır ama bir nevi bulanık suda balık avlıyor. Obama acemi, bir çok dertle boğuşan ABD , çalışıp çabalayan Türkiye yi ''Nasıl olsa bir gün elime düşecek o zaman geldiğinde ümüğünü sıkarım...'' düşüncesiyle kendi işine yoğunlaşmışken; Türkiye bir taraftan ekonomik altyapısını hukuki ve fiziki şartların iyileştirilmesiyle güçlendirirken, bir taraftan da dış politikada ön şartsız iyi ilişkiler içinde bulunduğu komşularıyla (90' lı yıllarda nerdeyse tamamıyla savaşın eşiğine geldiğimiz) ekonomik ilişkilerini güçlendirmektedir.

Kendi içinde güven ve istikrarı sağlayacak olan bir Türkiye bölgesindeki sermayeyi de bünyesine çekecek ve Balkanlar ve Orta Doğu nun finans merkezi olacaktır. 2023 yılında bölgesel bir ekonomik güç olan Türkiye devam eden yıllarda yeni hedefini belirleyebilir. Unutmayalım ki 2001 in üzerin den 8 yıl geçti IMF yine Türkiye ye geliyor fakat bu sefer turist olarak

Read more...

Ekonomik sürdürülebilir büyüme

5 Ekim 2009 Pazartesi

Dünya Bankası-IMF İstanbul Zirvesi'nde gündeme gelen iki konudan birisi, önde gelen ekonomilerin, ABD'nin, İngiltere'nin ve Japonya'nın kamu borç stoku/GSYH oranlarının ciddi ölçüde yükseleceği gerçeği.

Read more...

G20 öncesi ekonomik uyarı

22 Eylül 2009 Salı

Uluslararası Sendikal Hareket, ABD'nin Pittsburgh kentinde gerçekleştirilecek G20 Zirvesi öncesinde, devlet ve hükümet başkanlarını, Gerçek ekonomik iyileşme şansının tükendiği konusunda uyaracak.

Sendikacılar, 23-24 Eylül'de G20 Zirvesi'nin yapılacağı Pittsburgh'da G20 Sendika Liderleri Zirvesi'nde bir araya gelecek.

Zirveye Türkiye'deki sendikaları temsilen Türk-İş Genel Mali Sekreteri Ergün Atalay, Yol-İş Genel Başkanı Ramazan Ağar ve Türk-İş Dış ilişkiler Uzmanı Uğraş Gök'ün yer aldığı bir heyet katılacak.

Uluslararası Sendikal Hareket, Gerçek ekonomik iyileşme şansının tükendiği konusunda G20 ülkelerinin liderlerini uyaracak. Pittsburgh G20 Zirvesi'nin bir istihdam zirvesi olmasını isteyen sendikal hareket, gerçek bir iyileşme isteniyorsa zirvede büyüyen küresel iş krizinin üstesinden gelecek kararlar alınması gerektiğini belirtiyor.

Küresel ekonomik ve mali krizin tartışılacağı G20 Zirvesi boyunca sendikacılar, çeşitli hükümet başkanlarına, ILO Genel Direktörü Juan Somavia'ya ve IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü gibi çeşitli uluslararası kuruluş temsilcilerine görüşlerini iletecek.

Ayrıca G20 Zirvesi'ne Türkiye'de işçi ve memur konfederasyonu ve sendikalarının üye olduğu Uluslararası Sendikaları Konfederasyonu, Sendikalar Danışma Komitesi ve Küresel Sendikalar bir bildiri sunacak.

Acil önlemler alınmalı

Bildiride, işsizliğin ve yoksulluğun daha da artacağı, hükümetlerin kemer sıkma politikaları yerine artan kamu borçlarını kapatmak için acil önlemler almaları gerektiği, işlerin kriz öncesinde kaldığı yerden devam edemeyeceği, krizden ders çıkarılması gerektiği ve daha adil, sürdürülebilir bir düzen tesis edilmesine ihtiyaç olduğu vurgulanıyor.

Zirvenin istihdam zirvesi olması ve G20 liderlerinin koordinasyon içerisinde iş odaklı uluslararası iyileştirme politikaları uygulamaları gerektiği belirtilen bildiride, şu talepler yer alıyor:

-İş yaratma, yeterli sosyal koruma ve yeşil ekonomiye yatırım konusunda Londra Zirvesinde alınan kararlar derhal uygulanmalı, G20 liderleri tarafından sosyal tarafların da yer alacağı bir İstihdam Çalışma Grubu oluşturulmalı, ILO ile müzakere edilen Küresel İş Paktı uygulanmalıdır.

-Finans sistemi, mali sistem ve vergi sistemi yeniden yapılandırılmalıdır.

-Londra G20 Zirvesi'ndeki taahhütlere uygun olarak gelişmekte olan ülkelerde genişleyici iyileştirme programları desteklenmelidir. Uluslararası Para Kuruluşları yanlış yola saptıran koşullarından vazgeçmeli ve gelişmekte olan ülkelere etkin teşvik programları uygulayabilmeleri için politika alanı bırakmalıdır.
-Dengeli ekonomi için sosyal açıdan adil, çevre açısından sürdürülebilir yeni bir model tesis edilmelidir. Böylece milletler arasında eşitsizliklere neden olan politikalara son verilmelidir.

Krize neden olanları kurtarma planı olmasın

Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu, Uluslararası Sendikal Hareketin, Pittsburgh'ta, daha önce Londra'da gerçekleştirilen G20 Zirvesi'nde çalışanlar lehine alınan kararların uygulanmasını isteyeceğini belirtti.

Kumlu, şöyle konuştu:

Ancak şunu açık bir şekilde ifade etmem gerekir, Türk-İş olarak daha önce Londra Zirvesi'ne dair açıkladığımız düşünceler değişmiş değil. Biz, G20 toplantılarının krize neden olanları kurtarma planı olmasından endişeliyiz. G20'de alınacak kararlar eşitlikçi, adil ve insana hizmet eden bir düzene kapı açmalı.

Read more...

Ekonomimiz yüzde 7 küçüldü

11 Eylül 2009 Cuma

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), bu yılın ikinci çeyreğinde Türkiye ekonomisinin yüzde 7,0 küçüldüğünü açıkladı

Türkiye ekonomisi, bu yılın ikinci çeyreğinde, geçen yılın aynı dönemine göre sabit fiyatlarla yüzde 7 küçüldü.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) bu yılın (Nisan, Mayıs, Haziran) dönemine ilişkin gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) hesaplarını açıkladı.

Üretim yöntemine göre yapılan hesaplamaya göre, yılın ikinci çeyreğinde, geçen yılın aynı dönemine kıyasla sabit fiyatlarla GSYH yüzde 7'lik azalmayla 23 milyar 513 milyon lira oldu.

Cari fiyatlarla ise GSYH yüzde 4,4 azalışla 228 milyar 817 milyon lira düzeyinde gerçekleşti.

Türkiye ekonomisi, ikinci üç ayda, dolar bazında da cari fiyatlarla yüzde 22,9 küçüldü ve GSYH 145 milyar 630 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Geçen yılın ikinci çeyreğinde, GSYH; cari fiyatlarla yüzde 17,8, sabit fiyatlarla yüzde 2,8 büyümüştü.

Bu yılın tamamında ekonomide yüzde 4 büyüme öngörülmüştü ve bu rakam daha sonra yüzde 3,6 küçülme olarak revize edilmişti.

Kapasite kullanım oranı 69.7 oldu

İmalat sanayinde kapasite kullanım oranı Ağustos ayında, geçen yılın aynı ayına göre 6,5 puan azalarak 69,7 seviyesinde gerçekleşti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) “İmalat Sanayinde Eğilimler Ağustos 2009” sonuçlarını açıkladı.

Buna göre, imalat sanayinde kapasite kullanım oranı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6,5, bir önceki aya göre de 2,6 puan azaldı.

2008 yılı Ağustos ayında yüzde 76,2 olan üretim değeri ağırlıklı kapasite kullanım oranı, bu yılın Ağustos ayında 69,7 seviyesinde gerçekleşti.

Kapasite kullanım oranı bu yılın Temmuz ayında yüzde 72,3 düzeyindeydi.

Read more...

Belçika ekonomisi iflas etti

9 Eylül 2009 Çarşamba

Belçika federal hükümetinin Bütçe Bakanı Guy Vanhengel’in, “Devlet iflas durumunda” şeklindeki açıklaması piyasalarda rahatsızlık yarattı. Basına yaptığı açıklamada, “Belçika bir anonim şirket olsaydı iflas beyanı durumunda kalırdı. Devlet bütçesinin analizi bunu gösteriyor. Tek fark şu ki kamu sektöründe iflas beyan edilemiyor” diyen Vanhengel, acilen çok katı önlemler alınması gerektiğini söyledi.

‘İflası 5 dakika geçtik’

İflas durumuna 5 dakika kalmadığını, iflas durumunun 5 dakika ötesine geçildiğini anlatan bakan, “Bu durumun her dakika daha da vahimleştiğini” ifade etti. Federe yapılı ülkede Flaman bölgesi hükümetinin merkezi hükümete destek olmamasını eleştiren bakan, “Hükümetler düşerse, hep birlikte düşecekler” uyarısında bulundu. “Belçika anonim şirketinin ortakları” olarak nitelendirilen Valonya, Brüksel ve Flandr yerel hükümetlerinin sorumluluk paylaşmaları gereği üzerinde duran Vanhengel, devlet borçlanmasının çok yüksek düzeye ulaştığına dikkat çekti.

Bütçe açığı 25 milyar avro

Flaman liberal Vanhengel’in açıklamalarını ‘aşırı’ bulan bazı bakan ve politikacılar, bütçe açığının 25 milyar avroyu bulmasının ciddi bir sorun yarattığını ancak panik oluşturacak beyanlardan kaçınılması gerektiğini söylüyorlar. Belçika’nın, ‘borçlarını ödeyemeyen bir şirket’ ile mukayese edilmesinin, bu şirketin tahvillerini almış kişilerde büyük endişe yarattığı, bir devletin şirket olmadığı ancak çok borca girebildiği, yabancı sermayenin de büyük önem taşıdığı ve yetkili ağızlardan yanlış beyanların ekonomide çok olumsuz etki yaptığı ifade ediliyor.

Bütçe Bakanı Guy Vanhengel’in açıklamalarının Belçika’ya güven ve itibar kaybettirdiği söylenirken, ülkede gerçek bir ‘bütçe devrimi’ gerektiği, kamu harcamalarında en az yüzde 20 kısıtlama ihtiyacı olduğu vurgulanıyor. Belçika basınında yer bulan ilginç yorumlardan birinde özetle şu ifadeler not ediliyor: “Bir sabah kalkıyorsunuz, 25 milyar avro borçla iflas durumunda olduğunuzu öğreniyorsunuz. Aynı günün akşamı futbol takımınız İspanyollar karşısında hezimete uğruyor. Yaşananlar ne kadar zor durumda olduğumuzu gösteriyor.”

Read more...

Ekonomide büyümenin işaretleri açık

28 Ağustos 2009 Cuma

Gelişmiş ekonomilerde ikinci çeyrek rakamlarının, GSYİH artışını ya da düşüşte yumuşamayı gösterdiğini belirten John Lipsky, 'Finansal piyasalar hızlı bir iyileşmeyi yansıtıyor' dedi

IMF Birinci Başkan Yardımcısı John Lipsky, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en sert küresel ekonomik çöküşe karşı parasal ve mali önlemler ve yeni inisiyatifler alındığını söyledi.

John Lipsky, “Bir yıl sonra hâlâ geçici değillerse yenilenen bir büyümenin işaretleri, spesifik önlemlerin ne kadar etkili olduğuna, küresel ekonominin ne zaman yeniden kriz öncesi düzeyine ulaşacağı, ya da kriz öncesi büyüme oranlarını ne zaman yakalayacağına ilişkin farklı görüşler olsa da, açıktır” ifadelerini kullandı.

Zorluklara dikkat çekti

John Lipsky, ‘IMF Direct’ bloguna dünyadan merkez bankacıları, öğretim üyeleri ve özel sektör temsilcilerinin katıldığı Wyoming’deki Grant Teton dağları bölgesinde her yıl düzenlenen Jackson Hole Konferansı ile ilgili izlenimlerini yazdı.

Geçen yılki toplantının ekonomik çöküş öncesine denk geldiğini belirten Lipsky, “Bir yıl sonra, krizin üstesinden gelme konusunda ilerleme kaydedildiği açık, fakat geçtiğimiz yılın sorunlarından kaynaklanan ve yönü belirli olmayan birçok temel farklılık da görülecektir” dedi.
Wyoming toplantısının Pittsburgh Liderler Zirvesi ve İstanbul’daki IMF-Dünya Bankası Yıllık toplantıları öncesine denk gelmesinin önemli olduğunu, yapılanların gözden geçirildiğini, gelecek zorluklara ilişkin değerlendirmeler yapıldığını kaydeden Lipsky, önemli bulduğu üç konuyu şöyle belirtti:

* Kısa vadeli güçlükler: En kötü atlatılmışken, iyileşme süreci de tamamlanmaktan uzak bulunuyor. Gelecek yıl için varsayılan bir dizi ekonomi politikası önleminin uygulanması ve bunu özel sektörün tamamlamasına dayanan pozitif büyüme beklentileri gerçekçi mi?

*Finansal sektörün yenilenmesi: İyileşme finansal piyasalar daha normal bir işlerliğe kavuşmadıkça tutuk kalacak. Kimi yükselen ‘iç borçlanma ve hisse senedi’ piyasalarında hızlı iyileşme gibi bazı pozitif işaretler görülürken birçok ana menkul kıymet piyasası hâlâ zayıf durumda. Ayrıca finansal piyasa ve kurumlara kamu sektörünün yardımı çok fazla, fakat bu desteğin geçici olması niyeti var.

Piyasaların yenilenmesi için neye gereksinim vardır ve bu ne zaman yapılmalıdır?

*Yapısal konulara yönelmek: Daha önemlisi, kamu politikaları ve özel piyasalarda, son 20 yılın daha önce benzeri görülmemiş küresel büyüme rakamlarına yeniden ulaşmak ve gelecekteki çalkantılardan korunmak için kamu politikalarında ve özel piyasalarda yapısal değişime gereksinim vardır.”

‘Çabalar meyve veriyor’

Ekonomi yönetiminde bulunanların, merkez bankacıların küresel büyüme beklentilerinin dirildiğini görebildiklerini, bu kişilerin çabalarının meyve verdiğini fark ettiklerini kaydeden Lipsky, şöyle devam etti:

“En büyük gelişmiş ekonomiler ile yükselen piyasalar için ikinci çeyrek rakamları, GSYİH artışını ya da düşüşte gerçekleşen yumuşamayı ortaya koyuyor. Finansal piyasalar genel risk değerlendirmesinde hızlı bir iyileşmeyi yansıtıyor.

Bu noktada küresel ekonomi IMF’nin Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’ndaki değerlendirmeyle uyumlu bir noktada görülüyor. Rapor, bu yıl dünyada yüzde 1.5 düzeyindeki bir daralmadan sonra 2010 yılında yüzde 2.5 civarında ılımlı büyüme öngörmüştü. Bir yıl önce karşılaşılan riskler göz önüne alındığında, bu az bir başarı değildir.” (anka)

‘Faiz oranlarında düşüş sürecek’

Merkez bankacıların enflasyon tehdidinden uzakta, faiz oranlarını bir süre daha çok düşük tutma niyetini taşıdıklarını belirten IMF Başkan Yardımcısı John Lipsky, ekonomi politikasını yürüten kişilerin parasal uyaranların sürdürülmesi konusunda konsensus içinde bulunduklarını, gerektiğinde daha ileri bir adıma da hazır olduklarını belirtti. Lipsky, “Gelecekte ek engellerle karşılaşılacak. IMF danışmanı Oliver Blanchard’ın Finance&Development dergisinde tartıştığı gibi kriz, potansiyel büyümede düşüşe yol açarak sıkıntılı bir miras bırakabilir. Aynı zamanda ABD hanehalkının tasarruf oranlarındaki kaçınılmaz normalleşme gösteriyor ki, güçlü bir küresel genişlemenin sürdürülebilmesi ve yeniden tesis edilmesi için başka yerlerde, özellikle de yükselen Asya’da muhtemelen iç talep artışları gerekli olacak” diye konuştu...

Read more...

Kriz resmen kabul edildi

14 Nisan 2009 Salı

Türkiye ekonomisi 2009'da resmi olarak yüzde 3,6 küçülecek. Geçen yıl ekimde yüzde 4 olarak açıklanan büyüme hedefi yüzde 3,6 daralma olarak revize edildi.

Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ve Devlet Bakanı Mehmet Şimşek'in dün düzenlediği basın toplantısıyla açıklanan revize rakamlara göre Türkiye yıllar sonra ilk kez faiz dışı fazla değil, yüzde 0,6 düzeyinde faiz dışı açık verecek. Ayrıca revizyon işsizliğin üç yıl boyunca Türkiye'nin önümdeki en büyük sorun olduğunu da ortaya koydu. Hükümet bu yılı yüzde 13,5 işsizlik oranıyla kapatmayı hedeflerken, 2010 ve 2011 yıllarında ise işsizlik yüzde 14 düzeynie dayanacak. 2010 yılından sonra hükümetin öngördüğü gibi ekonomi büyüme trendine girse de işsizlik daha ağırlaşarak sürecek.

Mali kural 2011'e ertelendi

2009'un revize edilen ekonomik büyüklükleri, AB'ye sunulacak Katılım Öncesi Ekonomik Program çerçevesinde açıklandı. Ekren, açıklanan yeni rakamların IMF'yle görüşmelere de baz oluşturacağını ancak gerekli görülmesi halinde tekrar revizyon yapılabileceğini söyledi.

Ekren, Türkiye'nin mali disiplinini sağlayacak kurallar setini oluştaracak mali kuralla ilgili düzenlemenin de 2011'e ötelendiğini açıkladı. 2009 programında, mali kuralın hazirandan itibaren devreye gireceği belirtiliyordu. Ekren'in açıklamaları arasında, 2009 enflasyon tahmini de yer aldı. Buna göre, Merkez Bankası'nın enflasyon hedefleri değişmedi. Ancak 2009'da enflasyon tahmininin ise hedefe uyumlu olarak yüzde 6,9 olarak öngörüldüğü belirtildi.

IMF'de netlik yok, paket büyüyecek

Bakan Şimşek de IMF bahar toplantılarının önümüzdeki hafta başlayacağını belirterek Ya biz Bahar Toplantıları'nda yüz yüze görüşmelere devam edeceğiz ya da fırsat bulursak ondan önce belki Ankara'da görüşmeler yapılabilir dedi. Daha önce milli gelirin yüzde 0,7 veya 0,8'i kadar bir tedbir paketi istendiğinin anımsatılması üzerine de Şimşek, ocakta sözkonusu olan bu rakamın artabileceği sinyalini verdi. Şimşek, Bir miktar yukarıda olabilir. Görüşmelerde belirlenecek dedi.

Ek bütçe gündeme gelebilir

Maliye Bakanı Unakıtan da ödeneklerde yetersizlik olması durumunda ek bütçenin gündeme gelebileceğini söyledi. Şu anda ek bütçe konusunun belli olmadığını belirten Unakıtan, vergi gelirlerindeki düşüş için Meclis'e gitme ihtiyacı bulunmadığını söyledi. Unakıtan bütçedeki revizyonun önümüzdeki günlerde açıklanacağını belirterek, bu yılki açığın 48 milyar TL civarında olacağını söyledi. Bütçenin ilk halinde bu rakam 10.8 milyar TL düzeyindeydi.

Bu arada bakanlara kabine revizyonunun ekonomiyi etkileyip etkileyemeceği de soruldu. Unakıtan, Bu Başbakan'ın tasarrufunda. Etkileyebilir de tabii derken; Şimşek de konunun Başbakan Erdoğan'ın takdiri olduğunu belirtti. Şimşek Dolayısıyla piyasalara etkisi değişikliğin niteliğine bağlı diye konuştu. Bakanlara sorulan Kriz sizi etkiledi mi sorusuna ise Unakıtan Ameliyat beni daha çok etkiledi yanıtını verirken; Şimşek Herhalde daha çok çalışmak zorunda kaldık diye konuştu.

Başbakan rakamları 10 gündür biliyordu

Seçimlerden hemen önce yüzde 4'lük büyüme rakamında ısrarcı olduğunu açıklayan Başbakan Erdoğan'ın, aslında revize rakamları 10 gündür bildiği belirtildi. Başbakan'a seçimlerden sonra revize rakamların gidişatı hakkında bilgi verildiği ve Erdoğan'ın da buna olur verdiği, bunun üzerine çalışmaların ayrıntılandırıldığı ifade edildi. Erdoğan'a rakamların son hali ise önceki gün İstanbul'daki evinde izah edildi ve onay vermesi üzerine akşam saatlerinde basın toplantısı kararı kamuoyuna duyuruldu.

* Mali kural 2011 yılın bütçe süreci uygulamaya girecek.
* Mahalli idarelerin borçlanma limitleri daraltılacak.
* Yeni vergi harcamasına yol açacak düzenleme yapılmayacak.
* Mahalli idarelerin gelirlerini artırma reformu yasalaştırılacak.
* Enerji KİT'lerinin faiz dışı fazla hedeflerine ulaşması sağlanacak
* Enerji KİT'lerinin yükümlülüklerinde temerrüde düşmemesi sağlanacak.
* Botaş'ın gecikmiş vergi borçlarını ödemesi sağlanacak

Read more...

Piyasa Yorumu

11 Kasım 2008 Salı

Yurtdışı borsaların günü ekside tamamlaması ve sabah itibarıyla vadeli piyasaların da düşüş yönünü işaret etmesi nedeniyle IMKB-100 endeksinin güne %1.0-1.5 arasında kayıplarla başlamasını bekliyoruz.

Çin’in 2010 yılına kadar ekonomiyi canlandırmak amacıyla inşaat, alt yapı ve sağlık hizmetleri sektörlerine yapacağı 586 milyar $’lık yatırım açıklaması ve AIG’in borçlarının yeniden yapılandırılarak vadesinin ve tutarının arttırılması haberlerine rağmen özellikle finans ve otomotiv sektörüne (Deutsche Bank, General Motors için tavsiyesini Sat olarak değiştirdi, Goldman Sachs’ın dördüncü çeyrek kar beklentisi -2.50 $ zarara çekildi) ilişkin endişelerin getirdiği satışlar dün ABD borsalarının günü kayıplarla tamamlamasına yol açtı. Çin’in yardım planının ardından global yavaşlamanın azalacağı spekülasyonları ile yükselişe geçen emtia fiyatları, Çin’e ilişkin iyimserliğin geçmesiyle dün akşam düşüşe geçti ve Brent petrol tekrar 60 $’ın altına geriledi. Fiyatlarda 50 $’a doğru gidişat OPEC’in yeni bir üretim kısıntısı yapmasına sebep olacağından önümüzdeki aylarda petrol fiyatlarının 50 $ civarında sabitlenebileceğini düşünüyoruz. Bu durum maliyetleri petrol ve ürünlerine bağlı olan şirketlerin giderlerini düşüreceğinden özellikle 4.çeyrek bilançolarda bu olumlu unsur kendini ulaştırma sektörü hisselerinde gösterecektir. Bu sebeple hisse seçimi yaparken emtia fiyatlarındaki düşüşler ve son dönemde kurlardaki yükseliş göz önünde bulundurulmalıdır. Şirket karlılıklarındaki gerileme, kar tahminlerinin düşürülmesi ve tüketici güvenindeki azalma gibi nedenler sabah itibarıyla Asya borsalarının değer kaybetmesine neden oldu (MSCI Asya Pasifik endeksi -3.1%). Bugünün piyasa gündeminde etkili bir haber ve açıklanacak önemli şirket bilançosu olmaması nedeniyle piyasalarda zayıf seyrin devam etmesini bekliyoruz. Destekler: 26.300, 25.800, dirençler 27.000, 27.500, 27.800, 28.000

Read more...

Petrol fiyatları geriledi

4 Kasım 2008 Salı

Uluslararası borsalarda petrol fiyatları geriledi. Asya borsalarında, Amerikan ham petrolün Aralık teslim fiyatı 1,24 dolar indi ve 62,62 dolar oldu.

Londra'da yine Amerikan tipi hafif ham petrolün Aralık varil teslim fiyatı, 1,34 dolar düşüşle 62,57 dolara geriledi. Londra Brent tipi ham petrol de 1,60 dolar düştü ve varili 58.88 dolar oldu.
Petrol fiyatındaki gerilemede, ABD ekonomisinin durgunluğa gireceğine yönelik işaretler ve Çin'in petrol talebinin düşeceği beklentisi etkili oldu.

Read more...

Gözler FED`de! Faz indirimi gelecek mi?

29 Ekim 2008 Çarşamba

ABD Merkez Bankası (Fed) gösterge faiz oranını görüşmek içintoplanıyor.

Fed Başkanı Bernanke ve meslektaşlarının, finansal koşulları, ekonomiyi değerlendirmek ve faiz oranı konusunda karar vermek için bugün yapacakları toplantı iki gün sürecek. Fed, kararını bugün açıklayacak.

Fed'in toplantıda bu ay içinde faiz oranını ikinci kez indireceğine kesin gözüyle bakılırken, Wall Street'teki bazı yatırımcılar ve ekonomistler Fed'in faiz oranını yarım puan indirerek yüzde 1'e çekeceği, bazıları ise bu kesintinin çeyrek puan olacağı tahmininde bulunuyor.

Fed, düşük borçlanma maliyetlerinin, ekonominin canlanmasına yol açacak harcamaları yapması için insanları ve iş adamlarını ikna edeceğini, ayrıca düşük faiz oranlarının yanı sıra finansal sistemi destekleyecek diğer tedbirlerin, kredinin yeniden daha fazla serbest akışına yardımcı olacağını umuyor.

Bu ay başında Fed ve Avrupa Merkez Bankası (AMB) ile diğer merkez bankaları eşgüdüm içinde faiz oranlarını yarımşar puan indirmişti. Bu indirimden sonra Fed'in gösterge faiz oranı yüzde 1,5 olmuştu. Fed bir sonraki toplantısını 16 Aralıkta yapacak.

Read more...

ABD borsaları çöktü

16 Eylül 2008 Salı

Dünyanın en büyük ekonomisinin en büyük borsası tam anlamıyla çöktü. Lehman Brothers'ın iflası ile başlayan ve tüm mali sektörü etkisi altına alan süreç ABD borsalarını yıktı geçti.

Dünyanın en büyük şirketlerinin hisselerinin işlem gördüğü Dow Jones endeksi dün tam yüzde 4.4 değer yitirirken, son 7 yılın en kötü gününü yaşadı. Dow Jones en son 11 Eylül'deki saldırıların ardından bu kadar çok değer yitirmişti.

Wall Street'de Standard & Poor's 500 yüzde 4.5, teknooji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq da yüzde 3.6 düştü.

KARA PAZARTESİ

Pazar gecesi Lehman Brothers'ın iflasını ilan etmesi ve arkasından finans devi Merrill Lynch'in apar topar Bank of America'ya satılması ile gerginleşen piyasalar bir türlü sakinleşemiyor. Bir taraftan 'yeni kurban kim?' sorusunun yanıtını arayan yatırımcılar diğer yandan borsalarda ellerine ne geçerse satıyor.

Pazartesi gündüz Avrupa'yı yerden yere vuran satış dalgası ABD'yi de pas geçmedi. Finans devleri bir bir çökerken, yatırımcılar borsa tarihinin en karanlık günlerinden birine tanıklık etti.

BANKA HİSSELERİ ÇÖKTÜ

ABD'de yaşanan deprem en çok finans sektörünü vurdu. Hakkında batacak söylentileri ayyuka çıkan sigorta devi AIG hisseleri yüzde 58, iflas eden Lehman hisseleri yüzde 95, Wachovia Bank ve Washington Mutual hisseleri de sırasıyla yüzde 27 ve yüzde 25 değer yitirdi.

Öte yandan Merrill Lynch'i alan Bank of America hisseleri yaşanan depremden büyük bir vurgun yedi ve yüzde 20 geriledi.

DURUN, DAHA BİTMEDİ!

ABD'de yaşanan bu çöküşe karşılık birçok analist halen fırtınanın geride kaldığını söyleyemiyor.

PNC Advisors yöneticisi Jim Dunigan, "Tarih kitaplarını bir tarafa fırlatın. Çünkü bu yaşananlar daha öncekilere hiç benzemiyor" derken, Jefferies & Co Başstratejisti Art Hogan da yaşananların sadece 1930'lardaki Büyük Bunalım veya 1800'lerin sonundaki demiryolu iflasları ile karşılaştırılabileceğini ileri sürdü. Hogan, "buradan çıkış için bir yol haritası yok" ifadesini kullandı.

Read more...

Türkiye batıyor mu, yoksa uçuyor mu?

Amerika'da Türkiye hakkında sorgulama yapanlar da aynı soruyu soruyorlar. Hatta onlar daha da derine gidiyor ve siyaset ile harmanlayıp, şöyle formüle ediyorlar: ... algıladığımız kadarıyla Türkiye'de sorun sadece siyasi odaklı da değil, ekonomik tezler de çelişiyor.

Yiğit BULUT / REFERANS GAZETESİ

Bazı yazarlar Türkiye'nin artık geri dönülemez şekilde ilerlediğini söylerken, bazıları da büyük bir kırılma öncesindeki sessizliğin-tepkisizliğin olduğunu söylüyorlar. Olaylar abartılıyor, belki de iç odaklar tarafından kaşınıyor. Türkiye, ekonomik-sosyal-politik anlamda nereye gidiyor?..

Tezleri ve karşı tezleri birlikte sorgulayalım ve yabancılar gibi bizler de bir sonuca varmaya çalışalım.

Elimizdeki herşeyi sattık
1- Türkiye ekonomik olarak geri dönülmez iyi bir yolda, Türkiye uçuyor...

Bu teze kesinlikle katılmıyorum. 2002 yılının sonundan itibaren dünyadaki bütün gelişmekte olan piyasalar Türkiye'den fazla büyüdükleri gibi makro dengeleri bizden çok daha iyi konumda. Geldiğiz noktada Cumhuriyet tarihinin rekor iç-dış borç ve cari açık rakamları ile karşı karşıyayız. İşin daha vahim tarafı ise son dört yılda elimizde avcumuzda ne varsa sattık, Cumhuriyet tarihimizin bütün birikimleri elden çıktı. Dünya genelinde yüksek petrol fiyatı sonucu para yağarken biz böyle bir dönemde 80 yıllık kumbarayı kırdık.

2- Türkiye'de olanlar abartılıyor. Finansal değişim, makroekonomik bozulma ve sosyolojik çatlak gibi kavramlar olduğundan şiddetli gösteriliyor: Bu teze de katılmıyorum. Bir ülkede özellikle Türkiye gibi sonuçların sıcak para sokularak değiştirilebildiği ülkelerde finansal göstergelerin yani sonuçların değiştirilmesi makro dengeleri ve sosyolojik yapıyı değiştirmez. Tam tersine finansal çark dışında kalan büyük kitle kendini dışlanmış hisseder ve çaresiz kaldığını hisseden sokak ısınmaya başlar. Böyle bir ortamda orta kesim uçlara kaymaya başlar. Bu uçlara kayanları görmezden gelip olanlar abartılıyor demek için yabancı olmak gerekir.

Orta sınıf uçlara kaydı

3- Türkiye'de son dönemde meydana gelen olaylar belki de içeriden bazı organize güçler tarafından yapılıyor. Türk vatandaşlarının bu kadar tepkili olması mümkün değil.

Bunu söylemek kolaya kaçmak, olanı analiz etmeden, kestirip atmak. Bana göre bu tespiti yapanlar çok önemli bir gerçeği gözden kaçırıyor. 1999-2007 arasında Türk halkı yani bizler normal bir insanın kolay kaldıramayacağı bir süreç geçirdik. İlk önce çok ağır bir ekonomik kriz ardından Kemal Derviş'in gelişiyle Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Avrupa Birliği (AB) baskısı altında sosyal çatlak yaratabilecek uygulamalar, Avrupa Birliği'nin reform isteğiyle Türk halkının moral yapısını yaralayan istekler ve sonuçta ortada ne girilmiş-ilerlenmiş bir Avrupa Birliği ne de makro ekonomik bir değişim.

Geldiğimiz nokta çok açık; kendini hakarete uğramış hisseden, varlıkları özelleştirme adı altında transfer edilmiş ve ekonomik çark dışında ezilmişliği artan bir toplumda hızlanan sosyal bozulmave uçlara kayan orta sınıf. Ve en önemlisi, bütün bunları yaşayan Türk varlığına doğrudan odaklanmış terörist saldırılar...

Bütçenin yarısı faize gidiyor

Sonuç: Bir ülke, bütçesinin yarısını faiz adı altında yurt içi ve yurt dışı odaklara aktarıyorsa, o ülkede finans piyasaları büyük rant yaratıyor ama halkın yüzde 99'u bu çark dışında ise, özelleştirme adı altında varlıklarının satıldığına üzülerek bakıyorsa, Gümrük Birliği ve yabancılara satılan bankaların kredi vermemesi gibi gerçekler küçük-orta ölçekli işletmeleri hızla yok edip insanları işsiz olarak sokağa bırakıyorsa, o ülkenin gençleri en iyi dostları görünen ülkelerin desteği altında gelişen terörist saldırılarda can veriyorsa, bu süreç sonunda toplumda uç değerler kabul görüyor ve sosyal bozulma hızlanıyorsa; bence olaylar abartılıyor demek yerine gerçeği görmeyi deneyin!

Son söz: Türkiye'den büyük rant elde eden yabancıların, olumsuz düşünenlerin olayları abarttığına, her şeyin aslında daha pembe olduğuna dair görüşleri var, onların düşüncelerini de yazı içinde sizlere aktarmaya çalıştım. Onlar için herhalde her şey mükemmel, ben de bir ülkenin halkının sırtından yılda 50 milyar dolar faiz ve bunun iki katı rant sağlasam.

Read more...

Emisyon hacmi arttı

15 Eylül 2008 Pazartesi

Dolaşımdaki kağıt para miktarını gösteren emisyon hacmi 12 Eylül Cuma günü bir önceki güne göre 1 milyar 256 milyon 418,7 bin YTL artarak, 30 milyar 769 milyon 44,7 bin YTL olarak gerçekleşti.

Merkez Bankası verilerine göre, emisyon hacmi 11 Eylül Perşembe günü 29 milyar 512 milyon 626 bin YTL düzeyindeydi.

Bu arada Cuma günü piyasadan interbank işlemleriyle 20 milyon 245,9 bin YTL, açık piyasa işlemleriyle de 1 milyar 178 milyon 822,1 bin YTL çekildi.

Read more...

Son kurbanlar Merrill Lynch ve Lehman

Amerikan bankacılık sisteminin girdiği krizin son kurbanı yatırım bankası Lehman Brothers ve Merrill Lynch oldu.

Ahu Özyurt / CNN TÜRK

Washington Geçtiğimiz hafta sonundan bu yana bankaya alıcı bulmaya çalışan ABD Hazinesi son iki operasyonda yaptığının tersine Lehman Brothers'ı kurtarmayacağının işaretini verince banka iflasını açıklamaya karar verdi. Merrill Lynch de bir gecede satıldı.

Pazar gecesi Lehman Brothers binasının önü hiç olmadığı kadar hareketliydi. 158 yıllık bu Wall Street kurumu bir haftadır ipin ucunda gidip gidip geliyordu. Sonunda pazarlıklar sonuçsuz kaldı, Barclays ve Bank of America gibi alıcılar Lehman'ı kurtarmaktan vazgeçti. Ve Lehman Brothers çalışanları, akşam saatlerinde masalarını toplamaya geldiler.

Wall Street ve dünya piyasaları son 18 yılın en sarsıntılı Pazartesi gününe girerken, Lehman Brothers'ın iflasını açıklayacağı, belli varlıklarının koruma altına alınarak diğerlerini tasviye sürecine gireceği kesinleşti. Amerikan Merkez Bankası Lehman'ın bazı varlıklarını bono karşılığı kabul edecek ama bankayı Bear and Stearns ya da Freddie ve Fannie Mac'deki gibi kurtarmayacak.

Krizin Lehman'la sınırlı kalmayacağı ihtimalinin artması üzerine diğer büyük yatırım bankaları da ticari bankalarla birleşme arayışlarını hızlandırdı. Devlet Bakanı Mehmet Şimşek'in de bir dönem araştırma uzmanı olarak çalıştığı Merrill Lynch batma aşamasına gelmeden Bank of Amerika tarafından satın alınıyor.

AIG iflastan kurtulmak için 40 milyar dolar arıyor. Kısacası bir gecede iki piyasa devi birden tüzel olarak yok oldu, üçüncüsü de sırada.

Uzmanlar, Wall Street'in artık kökten değiştiğini söylerken önümüzdeki 6 ay içinde bağımsız yatırım bankacılığı kurumunun tamamen ortadan kalkabileceğini iddia ediyor. FED'in bu hafta krizi önlemek için faize müdahale etmesi bekleniyor.

Yüzyılda bir yaşanabilecek bir kriz

ABD merkez bankası konumundaki FED'in eski başkanı Alan Greenspan, ABD'nin halen yüzyılda bir yaşanabilecek finansal kriz içinde olduğunu söyledi.

ABC televizyonuna konuşan Greenspan, Önce şunu anlayalım. Bu 50 yılda, hatta muhtemelen 100 yılda bir yaşanabilecek bir olay dedi.

ABD'nin bir ekonomik durgunluğa (resesyon) girmeden kurtulma ihtimalinin yüzde 50'nin altında olduğuna dikkati çeken Greenspan, krizin daha da devam etmesini beklediğini vurguladı.

Read more...

İşte dolardaki son durum

11 Eylül 2008 Perşembe

İstanbul serbest piyasada dolar 1,2500 YTL, avro 1,7430 YTL'den güne başladı.

Kapalıçarşı'da 1,2440 YTL'den alınan dolar 1,2500 YTL'den satılıyor. 1,7370 YTL'den alınan avronun satış fiyatı ise 1,7430 YTL olarak belirlendi.

Serbest piyasada dün kapanışta doların satış fiyatı 1,2360 YTL, avronun satış fiyatı ise 1,7480 YTL olmuştu.

Read more...

Trichet: Fiyat riskleri yukarı yönlü

5 Eylül 2008 Cuma

Avrupa Merkez Bankası (AMB) Başkanı Jean-Claude Trichet, avro bölgesi ekonomik verilerinin yıl ortasında büyümenin zayıfladığını gösterdiğini, ancak yüksek enflasyonun sürdüğünü ve risklerin yukarı yönlü olduğunu söyledi.

AA

Trichet, AMB'nin faiz oranını yüzde 4,25'te bırakmasından sonra düzenlediği basın toplantısında, AMB'nin mevcut para politikası tutumunun fiyat istikrarı amacına katkıda bulunacağını belirtti.

“Son ekonomik veri gerçek gayrisafi yurt içi hasılanın 2008'in ortasında zayıfladığını teyit ediyor” diyen Trichet, AMB'nin orta dönem enflasyon beklentilerini fiyat istikrarıyla uyumlu tutmaya kararlı olduğunu ifade etti. Trichet, “mevcut para politikası amacımıza ulaşmaya katkıda bulunacak” dedi.

AMB, bu yıl için enflasyon hedefini yüzde 2 olarak belirlerken, Ağustos ayında enflasyonun yüzde 3,8 olduğu açıklanmıştı.

Avro bölgesi ekonomisi bu yıl ikinci çeyrekte önceki çeyreğe göre yüzde 0,2 daralmıştı.

Read more...

KOBİ’ler Ve Finans Sorunları

Bugün Türkiye’de sanayi kuruluşlarımızın çözüm bekleyen sorunları var.Bu sorunların çok daha fazlasını Kayseri’de bizim küçük ve orta ölçekli işletmelerimiz (KOBİ) yaşıyor. Dünyada çok hızlı bir değişim var. Bizim insanımız bu değişimi çok iyi yakalıyor. Öyleyse onları etkileyen hızla ülke ekonomisinin büyümesine katkı sağlayan KOBİ’lerin problemlerini çok acil olarak çözmemiz, Türkiye’deki bütün problemleri bir kenara bırakarak öncelikle bunların problemleriyle ilgilenmemiz lazım.

Biz odalar olarak zaman zaman temsil ettiğimiz kesimler adına hükümete raporlar veriyoruz. Hazırladığımız raporların başında öncelikli olarak KOBİ’lerin çözüm bekleyen sorunlarını içeren raporlar geliyor. 30-40 senedir bu işlerin içindeyim. Tüccar, esnaf ve KOBİ’ler sıkıntıda. Oysa Türkiye’deki sanayi kuruluşlarının yüzde 95’ini KOBİ’ler oluşturuyor. Şayet Türkiye son 5 yılda büyüme gösteriyorsa, ekonomisi büyüme kaydediyorsa bunun mimarları hiç şüphesiz KOBİ’lerdir.

Bizler oda ve sivil toplum kuruluşları olarak hazırladığımız raporlarda sıkıntıları, çözüm bekleyen sorunları dile getirmeye çalışıyoruz. Özenle ve dikkatle hazırladığımız bu raporları, özellikle bizimle ilgili bakanlıklara veriyoruz. Bir bakıma bu makamları bilgilendirerek sorunlara çözüm yolları aramaları konusunda yardımcı olmaya çalışıyoruz. Onlara düşen KOBİ’lerin sorunlarını Türkiye’nin birinci gündem maddesi haline getirerek çözmeleridir.
KOBİ’ler bütün dünyada olduğu gibi bizim ekonomimizin de hayati organlarıdır. Dünya ekonomisindeki son gelişmelere ve değişimlere baktığımızda KOBİ’lerin, bir ülkenin ekonomik kalkınmasında temel dinamiği oluşturduğu bir gerçektir.

Ekonomide dinamizm, sağlıklı rekabetçi bir piyasa geliştirmek ancak KOBİ’lere gelişme imkanları sağlandığı oranda olacaktır.

KOBİ’ler için ülkemizde mali disiplin sağlanmalıdır. Bu diğer işletmeler için de geçerli olmalıdır. Sorunların çözümlenmesi için özelleştirmeler de amacına uygun biçimde yine hızlı bir şekilde yapılmalıdır.

Devletin, KOBİ’leri ve dolayısıyla bu alandaki girişimciliği, kredilerle desteklemek dışında mevcut vergi oranlarını aşağıya çekerek, bu işletmeler üzerindeki vergi yükünü düşürmesi de çok daha doğru bir politika olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu konuda biz meslek kuruluşları olarak ısrarcıyız. KOBİ’lere, mevzuat engelleri ve maliyet yükleri ortadan kaldırılarak Avrupa Birliği ile eşit şartlarda rekabete girme olanağı sağlanmalıdır.

Biz hiçbir zaman komplekse girmedik. Türk sanayicisinin, Türk girişimcisinin hedefinde Avrupa Birliği var. Nitekim Avrupa Birliği üyesi ülkelerle rekabet edebilecek nitelikte ürünler üretiyorlar ama aşırı maliyet fiyatlarından dolayı, onlarla ciddi sayılabilecek bir rekabete girmekten yoksun kalıyorlar.

Kısacası KOBİ’lerin finans imkanları sağlıklı bir yapıya kavuşturulmalı. Finansman mevzuatı öncelikle bu işletmelerin gelişimini hedeflemeli ve bu doğrultuda teşviklerle, vergi kanunlarıyla bu kuruluşlarımızın önü mutlaka açılmalıdır. Kayseri Ticaret Odası olarak, KOBİ’lerin sorunlarıyla mümkün olduğunca yakından ilgileniyoruz. Mevcut yapılanmalarına ya da gelişmelerine yönelik bilgilendirme toplantıları, kurslar, seminerler düzenleyerek sıcak ilişkiler içinde olmaya çalışıyoruz. Zira bu tür toplantıların, Kayseri’deki KOBİ’lerin gelişmesine katkı sağlayacağı inancındayız.

Kaynak:www.bankaciyiz.biz

Read more...

İşte OECD`nin yeni büyüme hızı tahminleri

3 Eylül 2008 Çarşamba

Çarşamba , 3 Eylül 2008

İşte OECD`nin yeni büyüme hızı tahminleri

Merkezi Paris'te bulunan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), G-7'nin Avrupalı zengin üye ülkeleri ve Japonya için öngördüğü ekonomik büyüme hızı tahminlerini düşürürken, ABD için öngördüğü oranı bir miktar artırdı

OECD, ihracat oranlarının artması ve vergilerin düşürülmesinin, ABD'nin büyüme hızı için yaptığı tahminlerin artmasına yol açtığını açıkladı.

Haziran ayında ABD'de yüzde 1.2 oranında ekonomik büyüme tahmini yapan OECD, bu oranı son gelişmeler çerçevesinde yüzde 1.8'e çıkardı.

OECD, bununla birlikte daha önce ortalama yüzde 1.7 büyüme hızı beklediği Japonya için tahminini yüzde 1.2'ye düşürdü.

OECD, euro kullanan 15 AB ülkesinde ortalama ekonomik büyüme oranını yüzde 1.3 olarak belirledi. OECD tahminlerine göre, AB'nin önemli ülkeleri ve aynı zamanda G-7 ülkesi olan Fransa, Almanya ve İtalya'da büyüme hızı yılın ikinci yarısında bir miktar gerileyecek.

Yine OECD tahminlerine göre, petrol fiyatları ve eşya fiyatlarında istikrar sağlanması halinde, enflasyon oranı da üye ülkelerde düşme eğilimi gösterecek.

OECD, euro kullanan 15 AB ülkesinde ortalama ekonomik büyüme oranını yüzde 1.3 olarak belirledi. OECD tahminlerine göre, AB'nin önemli ülkeleri ve aynı zamanda G-7 ülkesi olan Fransa, Almanya ve İtalya'da büyüme hızı yılın ikinci yarısında bir miktar gerileyecek.

Yine OECD tahminlerine göre, petrol fiyatları ve eşya fiyatlarında istikrar sağlanması halinde, enflasyon oranı da üye ülkelerde düşme eğilimi gösterecek.

Read more...

Abone Olursanız Haberiniz de Olur!

Aşağıdaki kutucuğa e-mail adresinizi yazıp gelecek olan onay linkine tıklayınız. Bu sayede en son borsa haberleri, borsa yorumları ve borsa tüyoları, e-mail adresinize gelecek.

|

Borsa-Tuyolari.Blogspot.Com

Bu sitede; başta Borsa Haberleri olmak üzere, ekonomi ile ilgili en son gelişmeleri bulabilirsiniz. Borsa Yorumları ve Borsa Tüyoları ile yatırımlarınız öncesi fikir edinebilir; Canlı Borsa bandı ile Hisse Senetlerini yakından takip edebilirsiniz. Bu site, yatırım danışmanlığı hizmeti vermemektedir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, bankalar ile kullanıcılar arasında imzalanan resmi bir sözleşme ile verilmektedir. Bu sitede, kişisel yorumlar da bulunabilir.
Bu blog, altyapısı Google tarafından sağlanan Blogger hizmetinden faydalanmaktadır.

Back to TOP