REFERANS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
REFERANS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Türkiye batıyor mu, yoksa uçuyor mu?

16 Eylül 2008 Salı

Amerika'da Türkiye hakkında sorgulama yapanlar da aynı soruyu soruyorlar. Hatta onlar daha da derine gidiyor ve siyaset ile harmanlayıp, şöyle formüle ediyorlar: ... algıladığımız kadarıyla Türkiye'de sorun sadece siyasi odaklı da değil, ekonomik tezler de çelişiyor.

Yiğit BULUT / REFERANS GAZETESİ

Bazı yazarlar Türkiye'nin artık geri dönülemez şekilde ilerlediğini söylerken, bazıları da büyük bir kırılma öncesindeki sessizliğin-tepkisizliğin olduğunu söylüyorlar. Olaylar abartılıyor, belki de iç odaklar tarafından kaşınıyor. Türkiye, ekonomik-sosyal-politik anlamda nereye gidiyor?..

Tezleri ve karşı tezleri birlikte sorgulayalım ve yabancılar gibi bizler de bir sonuca varmaya çalışalım.

Elimizdeki herşeyi sattık
1- Türkiye ekonomik olarak geri dönülmez iyi bir yolda, Türkiye uçuyor...

Bu teze kesinlikle katılmıyorum. 2002 yılının sonundan itibaren dünyadaki bütün gelişmekte olan piyasalar Türkiye'den fazla büyüdükleri gibi makro dengeleri bizden çok daha iyi konumda. Geldiğiz noktada Cumhuriyet tarihinin rekor iç-dış borç ve cari açık rakamları ile karşı karşıyayız. İşin daha vahim tarafı ise son dört yılda elimizde avcumuzda ne varsa sattık, Cumhuriyet tarihimizin bütün birikimleri elden çıktı. Dünya genelinde yüksek petrol fiyatı sonucu para yağarken biz böyle bir dönemde 80 yıllık kumbarayı kırdık.

2- Türkiye'de olanlar abartılıyor. Finansal değişim, makroekonomik bozulma ve sosyolojik çatlak gibi kavramlar olduğundan şiddetli gösteriliyor: Bu teze de katılmıyorum. Bir ülkede özellikle Türkiye gibi sonuçların sıcak para sokularak değiştirilebildiği ülkelerde finansal göstergelerin yani sonuçların değiştirilmesi makro dengeleri ve sosyolojik yapıyı değiştirmez. Tam tersine finansal çark dışında kalan büyük kitle kendini dışlanmış hisseder ve çaresiz kaldığını hisseden sokak ısınmaya başlar. Böyle bir ortamda orta kesim uçlara kaymaya başlar. Bu uçlara kayanları görmezden gelip olanlar abartılıyor demek için yabancı olmak gerekir.

Orta sınıf uçlara kaydı

3- Türkiye'de son dönemde meydana gelen olaylar belki de içeriden bazı organize güçler tarafından yapılıyor. Türk vatandaşlarının bu kadar tepkili olması mümkün değil.

Bunu söylemek kolaya kaçmak, olanı analiz etmeden, kestirip atmak. Bana göre bu tespiti yapanlar çok önemli bir gerçeği gözden kaçırıyor. 1999-2007 arasında Türk halkı yani bizler normal bir insanın kolay kaldıramayacağı bir süreç geçirdik. İlk önce çok ağır bir ekonomik kriz ardından Kemal Derviş'in gelişiyle Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Avrupa Birliği (AB) baskısı altında sosyal çatlak yaratabilecek uygulamalar, Avrupa Birliği'nin reform isteğiyle Türk halkının moral yapısını yaralayan istekler ve sonuçta ortada ne girilmiş-ilerlenmiş bir Avrupa Birliği ne de makro ekonomik bir değişim.

Geldiğimiz nokta çok açık; kendini hakarete uğramış hisseden, varlıkları özelleştirme adı altında transfer edilmiş ve ekonomik çark dışında ezilmişliği artan bir toplumda hızlanan sosyal bozulmave uçlara kayan orta sınıf. Ve en önemlisi, bütün bunları yaşayan Türk varlığına doğrudan odaklanmış terörist saldırılar...

Bütçenin yarısı faize gidiyor

Sonuç: Bir ülke, bütçesinin yarısını faiz adı altında yurt içi ve yurt dışı odaklara aktarıyorsa, o ülkede finans piyasaları büyük rant yaratıyor ama halkın yüzde 99'u bu çark dışında ise, özelleştirme adı altında varlıklarının satıldığına üzülerek bakıyorsa, Gümrük Birliği ve yabancılara satılan bankaların kredi vermemesi gibi gerçekler küçük-orta ölçekli işletmeleri hızla yok edip insanları işsiz olarak sokağa bırakıyorsa, o ülkenin gençleri en iyi dostları görünen ülkelerin desteği altında gelişen terörist saldırılarda can veriyorsa, bu süreç sonunda toplumda uç değerler kabul görüyor ve sosyal bozulma hızlanıyorsa; bence olaylar abartılıyor demek yerine gerçeği görmeyi deneyin!

Son söz: Türkiye'den büyük rant elde eden yabancıların, olumsuz düşünenlerin olayları abarttığına, her şeyin aslında daha pembe olduğuna dair görüşleri var, onların düşüncelerini de yazı içinde sizlere aktarmaya çalıştım. Onlar için herhalde her şey mükemmel, ben de bir ülkenin halkının sırtından yılda 50 milyar dolar faiz ve bunun iki katı rant sağlasam.

Read more...

İşte petrol ve euroyu geriletecek oyun

3 Eylül 2008 Çarşamba

Çarşamba , 3 Eylül 2008

İşte petrol ve euroyu geriletecek oyun

Kerem ALKİN / REFERANS GAZETESİ

Siyasi İstikrar Endeksi'ni yayınlamakta olan ve isabetli değerlendirmeleriyle tanınan S Bilişim Danışmalık tarafından 28 Ağustos'ta acil koduyla yayınlanan rapor, 13 Ağustos'taki başlığımızı teyit eden bir uluslararası siyasi analize yer verdi.

Buna göre, Birleşmiş Milletler'in desteğini almadan Irak'a giren ABD'nin uluslararası ekonomi-politik arenada neden olduğu kargaşa, kademeli olarak, başta petrol olmak üzere tüm emtia fiyatlarında ciddi yükselmelere neden oldu ve emtia fiyatlarının patlamasından doğan uluslararası likiditeyle Körfez Ülkeleri ve Rusya olağanüstü bir birikim elde ettiler.

Hem Körfez ülkeleri, hem de Rusya Federasyonu için 1. ve 2. kuşak komşu ülke konumunda olan Türkiye ise, gerek ihracatının giderek artan bir bölümünü bu ülkelere yaparak, gerekse de söz konusu iki coğrafik bölgeden daha fazla turist ağırlayarak, son 4 yıldır yakın coğrafyasındaki biriken değerden nemalandı.

Malum, Körfez ülkelerinin ve Rusya'nın, Güney Doğu Asya'da ise Çin ve Singapur'un birikimleri 3 trilyon doları aşan bir birikimi temsil eden Sovereign Wealth Fundsları, yani Devlet Yatırım Fonları'nı gündemin başına taşıdı. Ancak, ABD başkanlık seçimi yaklaşırken, küresel oyunun içeriği değişiyor, gözüküyor.

ABD Irak'tan çekiliyor

ABD başkanlık seçimi yaklaşırken, Bush yönetiminin Cumhuriyetçi Parti başkan adayı McCain'e destek olmak amacıyla, ABD askeri gücünün belirli bir bölümünü kademeli olarak Irak'tan çekecek bir planı hayata geçirmekte olduğu yönündeki değerlendirmeler yoğunlaşıyor.

S Bilişim Danışmalık'ın raporu da bu noktada oluşan riske işaret etmekte. ABD Dışişleri Bakanı Rice'ın son Irak ziyareti esnasında hiç Türkiye'ye uğramaması, Türkiye ile bir fikir alışverişi yapılmadan belirli bir planın yürürlüğe girdiği izlenimini güçlendiriyor.

Bununla birlikte, Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ'un konuşmasındaki kimi cümleler, ABD ile bir fikir alışverişinin de varlığına işaret etmekte. Sonuç olarak, Irak'ın Sünni ağırlıklı en önemli eyaleti Ambar'ın yönetiminin ve güvenliğinin törenle ABD güçlerinden Merkezi Irak Yönetimi'ne devri önemli bir gelişme.

Ve, bu süreçte, ABD askeri gücünün çekilme planı ve Irak'ın yönetiminin devir süreci nasıl işleyecek? Türkiye kiminle muhatap olacak? Irak Yönetimi'nde Sünni'lerin konumu güçlendirilmeden, Şii ve Kürt ağırlıklı bir yönetim, düzeni ve istikrarı sağlayabilecek mi?

Rusya'nın geliri azalabilir

Bu durumda, küresel petrol fiyatlarının seyri açısından, Irak'ın konumu kritik önem arz ediyor. ABD yönetiminin yeni oyun kurgusuna yönelik değerlendirme ve spekülasyonlar yoğunlaşırken, dünya petrol arzı açısından zayıf halka konumundaki Irak'ta, farklı mezhepler arasında diyalog oluşturulabilirse ve ABD'nin ülke güvenliğini kademeli olarak devretme süreci, bölgesel gerginlikleri azaltırsa, Irak'ın dünya petrol üretimine katkısının artması, Körfez Ülkeleri ve Rusya açısından, son 4 yıldır petrolden kazanılan parayı dizginleyecektir.

Kaldı ki, Irak'ın petrol üretiminin ve ihracatının artması, petrolün varil fiyatını da düşürecektir. Bu durumda, Ankara, birkaç soruya cevap bulmak durumunda.

ABD yönetimi, Irak'taki stratejisine yönelik süreci ne ölçüde bir detaylandırmayla Türkiye ile paylaşacak? ABD'nin olası yeni oyun kurgusuna yönelik olarak, Türkiye siyasi ve ekonomik boyutta kendini kimi sürprizlere hazırlamalı mı? Ve, ABD'nin olası yeni oyun kurgusu, Rusya'nın ve Körfez ülkelerinin yer altı zenginliklerinden elde ettikleri gelirlerin azalmasına bağlı olarak, Türkiye açısından da bölgesel likidite birikiminden yararlanma imkanlarını zayıflatacak mı?

Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin verileri, daralan Avrupa Birliği pazarına, Körfez ülkelerinin ve Rusya'nın artan bir tempoda alternatif oluşturduğunu göstermekte. Ancak, söz konusu ülkelerin ihracat gelirlerinde bir daralma gözlenirse, bu ülkelerin Türkiye'den gerçekleştirdikleri ithalat da olumsuz yönde etkilenebilir.

Paritedeki gerileme sürer

Temmuz ve ağustos aylarında kaleme aldığımız yazılarda, petrol fiyatlarında 104-98 dolar aralığına kadar bir düzeltmenin mümkün olduğunu ifade etmiştik.

İşin ilginç yanı, OPEC Genel Sekreteri'nin doların değeriyle petrol fiyatı arasındaki ilişkiye yönelik olarak kurguladığı formül tersine çalışmaya başladı. Yani, petrol fiyatları geriliyor ve geriledikçe de, euro-dolar paritesini de kendisiyle birlikte aşağı çekiyor.

Bu satırları yazarken, petrol fiyatı 110 dolardan 106 dolara kadar geldi ve paritede 1.4520 destek noktası kırıldı. Petrol 110 doların altına sarkarsa paritenin 1.44 dolara kadar gerileyeceği belirtmiştik. Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Trichet'in yarın yapacağı açıklamalar ve petrolün 104-98 dolar aralığına girmesi, paritenin de yönünü belirleyecek.

Read more...

Abone Olursanız Haberiniz de Olur!

Aşağıdaki kutucuğa e-mail adresinizi yazıp gelecek olan onay linkine tıklayınız. Bu sayede en son borsa haberleri, borsa yorumları ve borsa tüyoları, e-mail adresinize gelecek.

|

Borsa-Tuyolari.Blogspot.Com

Bu sitede; başta Borsa Haberleri olmak üzere, ekonomi ile ilgili en son gelişmeleri bulabilirsiniz. Borsa Yorumları ve Borsa Tüyoları ile yatırımlarınız öncesi fikir edinebilir; Canlı Borsa bandı ile Hisse Senetlerini yakından takip edebilirsiniz. Bu site, yatırım danışmanlığı hizmeti vermemektedir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, bankalar ile kullanıcılar arasında imzalanan resmi bir sözleşme ile verilmektedir. Bu sitede, kişisel yorumlar da bulunabilir.
Bu blog, altyapısı Google tarafından sağlanan Blogger hizmetinden faydalanmaktadır.

Back to TOP