Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Türkiye'yi kriz vurur mu?

2 Aralık 2009 Çarşamba

Ekonomi gündeminin şu sıralar en önemli konusu şüphesiz Dubai krizi…

Krizin ikinci bir Lehman Brothers vakası olacağı senaryosu bile herkesi korkutuyor.

Şu ana kadar yapılan yorumlar Dubai krizinin etkilerinin Lehman Brothers gibi olmayacağı yönünde. Ancak her şey göründüğü kadar iyi gitmiyor…

Bu konuda merak edilen sorular oldukça fazla… Kriz yayılır mı? Ve En önemlisi Türkiye bu krizi nasıl hissedecek?

İşte bu ve bu ve buna benzer konular hakkında bigpara.com sitesi Yayın Yönetmeni Mehmet Çoban, İskender Özturanlı ile bir söyleşi yaptı…

Özturanlı Türkiye’nin bu krizi hissetmemesinin olanaksız olduğunu söyledi… Peki şiddeti nasıl olacak?

Read more...

AB'den Türkiye'ye para yardımı

22 Ekim 2009 Perşembe

AB'ye aday ülkelere, Avrupa Birliği tarafından "mali destek" amaçlı çeşitli maddi yardımlar yapılıyor. Bu bağlamda bu yıl Türkiye'ye 566 milyon dolar yardım yapmayı planlayan Abrupa Birliği, gelecek yılki desteği ise 653 milyon dolar olarak açıkladı.

Yıllar geçtikçe mali desteğin de artacağı belirtilirken, mali destek rakamlarının 2013'te 935 milyon dolara, 2015'te ise 1 milyar doları aşacağı belirtildi.

Bu yardımları belirleyen temel konular, bölgesel ve kırsal kalkınma rakamları. Türkiye, kalkınma bazında gelişim sağlarsa AB'nin parasal yardımı daha da artabilecek.

Read more...

30 bin şirket kara listede

20 Nisan 2009 Pazartesi

Türkiye genelinde çeşitli vergi dairelerinin 30 binden fazla şirketi ’Kod: 5’ adı verilen ve usulsüzlük türüne göre maddelere ayrılarak çeşitlendirilmiş ’kara liste’lere aldığı belirlendi. Maliye’nin Kod: 5'e aldığı şirketlerin eli kolu anında bağlanıyor. Bu şirketleri yerel mahkemeler ve Danıştay’ın aldığı kararlar kurtarıyor.

Sadi ÖZDEMİR / HÜRRİYET

KÜRESEL ekonomik kriz dünyayı sarsmaya devam ederken, Maliye Bakanlığı Türkiye genelinde 30 binden fazla şirketi bir de Kod: 5 adı verilen bir tür kara listeyle kıskaca aldı. Maliye Bakanlığı’nın vergi daireleri üzerinden usulsüzlük türüne göre düzenlediği listelere giren şirketlerin eli kolu bağlanıyor, işlerini yürütmesi, fabrikalarında çarkları döndürmesi zorlaşıyor. Şirketler, Maliye’nin bu tavrı üzerine soluğu yerel mahkemelerde, gerekirse Danıştay’da alıyor.

Açılan davaların hemen hepsi, Kod: 5e alınan şirketlerin lehine sonuçlanıyor. Davaların karar yazılarında, vergi dairelerinin şirketleri bu listelere almalarının hukuki dayanağı bulunmadığı, Anayasa’ya aykırı işlemler yapıldığı vurgulanıyor. Danıştay’da sonuçlanan bir davanın karar metni, Maliye’ye hukuk ve ekonomi dersi verir içerik taşıyor.

Ticareti olumsuz etkiler

Bir vergi mükellefinin, ’Kod:5-2 listesinden çıkarılması’ talebiyle, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı aleyhine, İstanbul 8’inci Vergi Mahkemesi’nde açtığı davada mahkeme mükellef aleyhine karar verdi. Mükellef, bu kararı temyiz için Danıştay’a götürdü. Danıştay 4’üncü Dairesi, 2007/3810 esas ve 2008/1796 karar nolu kararıyla İstanbul 8’inci Vergi Mahkemesi’nin kararını bozdu.

Danıştay, Kod: 5-2 yani, Haklarında rapor bulunmamakla birlikte sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullandığı veya düzenlediği konusunda tespit bulunanlar listesine alınmış vergi mükellefinin böyle bir listede yer almasının ticari ve ekonomik durumunu olumsuz etkileme ihtimali olan kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olduğuna karar verdi ve davayı reddeden yerel vergi mahkemesinin kararında hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle kararı bozdu.

Anayasa’ya aykırı

M. Engin Kumrulu Başkanlığındaki mahkeme heyeti karar metninde şu tespitlerde bulundu: Anayasa’nın çalışma ve sözleşme hürriyetini düzenleyen 48’inci maddesinin 2’nci fırasında, devletin, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alacağı... 49’uncu maddesinin 2’nci fıkrasında devletin çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak... İşsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alacağı hükmüne yer verilmiştir.

73’üncü maddenin 3’üncü fıkrasında da vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı belirtilmiştir. Dayanağını Anayasa’ya uygun çıkarılmış kanunlardan almayan düzenlemelerle bir takım hak ve yükümlülükler getirilemez. Gerek davalı idarenin, gerek bağlı bulunduğu üst makamların, mükellefleri bu şekilde kategorize edebilmelerine olanak sağlayan hiçbir yasal düzenleme bulunmadığı gibi Anayasa’da buna izin veren hüküm de yer almamaktadır. Hukuka aykırı biçimde idarenin oluşturduğu sınıflandırma ile davacının adına sözü edilen listede yer verilmiş olması nedeniyle temyiz isteminin kabulüyle İstanbul 8’inci Vergi Mahkemesi’nin kararının bozulmasına oybirliği ile karar verildi.

Mahkemeler ’dur’ diyor, vergi idaresi vazgeçmiyor

İSTANBUL Vergi Dairesi Başkanlığı’nın mahkeme kararlarına rağmen, mükellefler aleyhine aynı işlemleri sürekli tekrarladığı görülüyor. Bir Kod: 5 işleminde Vergi Mahkemesi’nin mükellefin yürütmeyi durdurma talebini reddetmesi üzerine, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’ne taşınan davada mükellef lehine yürütme durduruldu.

Bölge İdare Mehkemesi, Anayasa’nın 48 ve 49’uncu maddelerine gönderme yaparak kararında özetle Hukuka aykırı biçimde idarenin kendi içinde oluşturduğu sınıflandırma ile davacının Kod: 5 listesinde yer alması yolunda tesis edilen işlemde hukuku uyarlık görülmediğinden... Kod 5 listesine alınma işleminin yürütmesinin teminat aranmaksızın durdurulmasına...

Vergi Mahkemesi: Bu listeler hukuka aykırı

İSTANBUL Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 4 farklı mükellefi Kod:5 kapsamında 1, 2, 3 ve 4 listelerine almasıyla başlayan ve sonuçlanan 4 farklı davada İstanbul 6’ncı Vergi Mahkemesi mükellefler lehine yürütmeyi durdurdu. Mahkeme Heyeti, Esas No’ları: 2008/2970, 2008/3024, 2008/3102 ve 2008/3074 olan bu davalarda da tıpkı Danıştay gibi Anayasa’nın 48’inci maddesi 2’inci fıkrasına, 49’uncu maddesi 2’inci fıkrasına gönderme yaptı ve 73’üncü maddenin 3’üncü fıkrasının ise vergi ödevi başlığında bu alandaki düzenlemelerin kanunla yapılabileceği hükmünü hatırlattı.

Mahkeme, Anayasa’da vergi dairesinin söz konusu tasarrufuna izin veren hüküm bulunmadığını belirtti ve şu görüşleri dile getirdi: Yasal dayanağı olmadan, hukuka aykırı biçimde idarenin kendi içerisinde oluşturduğu bir sınıflandırma ve davacının hakkında olumsuzluk tespit edilen mükellefler listesi olarak adlandırılan listede yer alması mümkün bulunmadığından... Hesapları incelenen davacı şirketin sahte belge düzenleme ve kullanma fiili ile ilgili olarak eleştiri konusu olacak herhangi bir duruma rastlanmadığı belirtildiğinden, dava konusu işlem bu nedenle de hukuka aykırıdır. Davacının yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne, dava konusu işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması halinde telafisi güç ve imkansız zararlar doğuracak nitelikte bulunması nedeniyle 2577 sayılı yasanın 27/2 maddesi uyarınca yürütülmesinin dava sonuçlanıncaya kadar teminat aranmaksızın durdurulmasına.

İSMMMO: ’Sabıka listesi’ mutlaka rapora dayanmalı

İSTANBUL Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (İSMMMO) Başkanı Yahya Arıkan, Kod: 5 uygulamasının naylon fatura ve kayıt dışılıkla mücadele için İdare tarafından yürütülen bir uygulama olduğunu ancak, sağlıklı altyapı olmadından ciddi karışıklıklara da yol açabildiğini söyledi. Arıkan, şöyle konuştu: Bize göre ticari hayatın tıkanmaması için bu ’Kod’ uygulamaları gözden geçirilmeli. Liste uygulaması mutlaka bir vergi inceleme raporuna dayanmalı. Böyle olmayınca firma yargıya gidiyor ve sorun öyle çözülüyor. Vergi inceleme raporuyla bir firmayı kara listeye almak da, onun ticari hayatını olumsuz engellemek de zor bir karar olmalı. Çünkü ’her vergi inceleme raporu doğrudur’ diye bir algılama yanlış.

TÜRMOB: Mahkeme listeden çıkarsa da sorunlar bitmiyor

TÜRKİYE Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) Başkanı Masum Türker, Kod: 5 uygulamalarının birçok şirketin ticari hayatını olumsuz etkilediğini söyledi ve Bir firma listeden mahkeme yoluyla çıksa bile sorun çözülmüyor. O firmayla alışveriş yapmış firmalar yine sıkıntı yaşamaya devam ediyor dedi.

Türker, bu uygulamanın işleyişindeki açıklardan dolayı diğer mükelleflerin de zorda kalabildiğini belirtti ve Ülkemizde toplumsal düzeni ve ticari hayatın işleyişini sağlamakla devlet görevlidir. Fertler sorumlu değildir. Fertler her firmayı ’nedir, ne yapar’ diye polis gibi araştıramaz. Bu yüzden listeye girdiğinizde bazen ticari hayatınızın akışı bile durabilir diye konuştu.

Read more...

Avrupa`dan Türkiye`ye dev kredi

27 Şubat 2009 Cuma

Küresel ekonomik krizin Doğu Avrupa'da yarattığı "ağır hasar" sonunda Avrupa Birliği'ni (AB) harekete geçirdi.

24,5 milyar euro büyüklüğündeki destek paketinden Türkiye de yararlanacak. Türkiye'ye 2.2 milyar euro kaynak aktarılacak.
Küresel ekonomik kriz Doğu Avrupa ülkelerini sarsınca AB harekete geçmek zorunda kaldı.

Başta İtalya, Avusturya ve Almanya olmak üzere birçok Batı Avrupalı bankanın Doğu Avrupa'daki yatırımları nedeniyle iflas riski yaşaması 24.5 milyar euro'luk bir paket oluşturulmasına neden oldu.

Dünya Bankası, Avrupa Yatırım Bankası ile Avrupa Kalkınma ve İmar Bankası'nın oluşturduğu fon, iki yıl boyunca Doğu Avrupa'ya destek verecek.

Destekten bankalar, KOBİ'ler ve zora düşen büyük firmalar yararlanacak. Hazırlanan destek paketinden Türkiye de 2.2 milyar euro'luk destek alacak.

Read more...

Roubini`den ürküten kehanet

29 Ocak 2009 Perşembe

Küresel krizi 2006’da tahmin etmesiyle ünlenen New YorkÜniversitesi Profesörü Nouriel Roubini, kriz sonrası dünya ekonomisinin nasıl yeniden şekilleneceğinin tartışılacağı Davos’ta ürküten bir kehanette bulundu.

Roubini, “Bu yıl Türkiye, Rusya ve Ukrayna hem ekonomik hem de finansal risklerle tehlikeli bir çarpışma yaşayabilir” dedi.

Büyük Buhran’dan beri yaşanan en büyük ekonomik krizin ortasında düzenlenen Davos’ta, bu krizi öngörmesi ile ünlenen New York Üniversitesi Profesörü Nouriel Roubini, “Bu yıl Türkiye, Rusya ve Ukrayna hem ekonomik hem de finansal risklerle tehlikeli bir çarpışma yaşayabilir” dedi. İsviçre’nin Davos kasabasında her yıl geleneksel olarak düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nun 39’uncusu başladı. 1 Şubat’a kadar sürecek forum “son 40 yılın en önemli ekonomik zirvesi” olarak nitelendiriliyor.

Kriz gündemiyle toplanan zirveye katılan Profesör Roubini, oldukça karanlık bir tablo çizerek 2009’un küresel ekonomi için çok zor bir yıl olacağını belirtti. 2009’da küresel ekonominin yüzde 1 daralmasını beklediğini söyleyen Roubini’ye göre, “2010 yılı ile ilgili en önemli riskin acılı bir süreç olan U şeklindeki global resesyonun çok daha uzun süreli L biçiminde stag-deflasyona (ekonomik durgunluk, resesyon ve deflasyonun birleşmesi) dönüşmesi.“

Daha güçlenirsiniz

Roubini, Türkiye ile ilgili ise “Türk ekonomisi 2001’dekinden daha güçlü, ama zayıf yönleri var: Cari açık, borçla finansman, borcun kısa vadeli olması, özel sektörün yüklü döviz borcu. Ayrıca politik risk unsuru da piyasayı etkileyebilir. Türk ekonomisinde durgunluk bekliyorum, ekonomi en az yüzde 1 daralır. Türkiye için çok zor bir yıl olacak” şeklinde konuştu. Roubini Reuters’e yaptığı açıklamada ise krizde en riskli ülkeler olarak Türkiye, Rusya ve Ukrayna’yı gösterdi. Roubini’ye göre en az riskli ülkeler ise Hindistan, Brezilya ve Körfez ülkeleri olacak.

Dünya Ekonomik Forumu Başkanı Klaus Schwab ise bu kadar kötümser değil. Schwab, Türkiye’nin yaşanan küresel krizden “daha güçlenmiş olarak çıkma” olasılığının yüksek olduğunu söyledi. Davos Zirvesi’nde bu yıl, ilk gerçek küresel krizi tartışacaklarını belirten Schwab, forum ortamında, öncelikle krizden nasıl çıkılacağı ve krizinden ardından dünya ekonomisinin nasıl şekillendirileceği konularının ele alınacağını anlattı.

IMF’yle bir an önce anlaşılmalı

Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, 2009’un zor bir yıl olacağını belirterek, “Piyasaların canlanmasına yönelik bazı tedbirler bekliyoruz” diye konuştu.

Sabancı, IMF ile anlaşmanın bir an önce yapılmasını beklediklerini söyledi. Davos’ta CNBC-e’nin sorularını yanıtlayan Sabancı krizde Merkez Bankası Başkanı’nı çok başarılı bulduğunu vurgulayarak, “Gönül isterdi ki, alınacak önlemler bir paket olarak önümüze konsun” dedi.

Türkiye’de yatırımlar sürecek

Coca-Cola CEO’su Muhtar Kent, şirketin 12’nci büyük pazarı olan Türkiye’de yatırımlara ve ürün çeşitlendirmesine devam edeceklerini söyledi. Davos Zirvesi’nde konuşan Kent, Türkiye için IMF’nin önemli olduğunu ve stand-by anlaşmasının bir an önce imzalanması gerektiğini vurguladı. Kent, krizde Coca-Cola’da harcamalarını gözden geçirildiğini ancak yeni ürün yatırımlarına devam edeceğini açıkladı. 2010’dan önce ABD’de ve gelişen ekonomilerde toparlanma beklemediklerini belirten Kent, büyük gelişen ekonomilerde de 2009 yılında büyümenin yarı yarıya düşmesinin beklendiğini kaydetti.

Dünya krizi Türkiye’nin 2001 tecrübesiyle aşabilir

Doğuş Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Şahenk, krizden çıkış için kolektif olarak hareket edilmesi gerektiğini belirterek, “Bu son konjonktürden sonra Türkiye’ye hem ekonomik hem siyasi anlamda çok büyük ağırlık ve önemli bir rol gelecektir” dedi. Davos Zirvesi kapsamında düzenlenen “Yeni Ekonomik Çağ” konulu panelde konuşan Ferit Şahenk, “Eğer bana bir çözüm nedir diye soracak olursanız, bizim 2001-2002 yıllarında çok güçlü ve zorlu bir IMF programı uyguladığımızı ve bunun işe yaradığını söyleyebilirim. Ancak ana nokta şuydu; Türkiye biraraya geldi tamamen. Türkiye kendisini bütün varlıklarıyla birlikte bu işe adadı. Ve bu işin arakasında kolektif bir şekilde durdu. Belki dünyanın küçük bir tablosu olabilir bu ama muhtemelen büyük tabloda da bizim bunu uygulamamız gerekiyor. Kolektif eyleme geçmemiz gerekiyor” diye konuştu.

Yılmaz: IMF anlaşması faizi daha da aşağı çeker

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, IMF’den gelecek kaynağın sıkışan kredi koşullarını yumuşatabileceğini ve faiz indirimlerini biraz daha aşağı çekebileceğini söyledi.

- Krizde çok uzun vadeli bir L olmayacak ama hemen V de olmayacak. Belki bir yıllık geniş tabanlı bir U gibi olabilir.

- 2009’da Türkiye’nin 30 milyar dolar finansman ihtiyacı var.

- Türkiye’nin IMF ile anlaşma yapmasına ihtiyaç var, ne kadar erken yapılırsa o kadar iyi olur.

- IMF’den gelecek para MB’ye verilirse, ihtiyaç duyulduğunda bunu kullandırabilir. Bizim rezervlerde olumlu etkisini göreceğiz. Bizim tercihimiz bu paranın Hazine’ye gitmesi.

- Bundan sonraki faiz indirimleri ölçülü olabilir.

Bu yıl daha az bankacı daha fazla siyasetçi var

Garantİ Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, bu yıl Davos’ta daha az bankacı, daha çok siyasetçi bulunduğunu belirterek, bunun da çok şeyi anlattığını söyledi. Özen, şöyle devam etti: “Bankacılar yaptıkları hataları biliyorlar, anlıyorlar. Bankacılık sektörü ekonomiye lazım. Global anlamda bankacılık sektörünün bir an evvel düzelmesi lazım. Herkesin daha yapıcı olması gereken bir dönemi yaşıyoruz” diye konuştu.

Dünya sefahatin bedelini ödüyor

Davos’a katılan medya baronu Rupert Murdoch, “Kriz giderek kötüleşiyor, dünya sefahatin bedelini ödüyor” dedi. News Corp.’un patronu birçok insanın tasarruflarının eridiği şok edici bir dönem yaşandığını vurguladı ve toparlanmanın zaman alacağını düşündüğünü söyledi. Murdoch, “Bu dünyada zenginliği neyin yarattığını unutmayın: Serbest piyasa ve kapitalizm...” diye konuştu.

CEO’lar gelecek için çok kötümser

Bu yıl “Başarının Yeni Tanımı” teması ile yayınlanan PricewaterhouseCoopers 12. Yıllık Küresel CEO Araştırması’na göre, dünya genelinde yaşanan resesyonla birlikte CEO’ların geleceğe yönelik iyimserlikleri dibe vurdu. CEO’lar ekonomideki düzelmenin üç yıl içinde yavaş ve kademeli olarak gerçekleşmesini bekliyor. Araştırmaya göre, PricewaterhouseCoopers’ın (PwC) CEO tahminlerini izlemeye başladığı 2003 yılından bu yana CEO’ların geleceğe ilişkin güvenleri en düşük seviyeye geriledi. Dünya genelinde CEO’ların sadece yüzde 21’i önümüzdeki bir yıl içinde gelir artışı konusunda umutlu, bu oran geçen sene yüzde 50 civarındaydı. CEO’ların dörtte birinden fazlası da gelecek yıla ilişkin karamsar olduklarını açıkladı.

Modern dünyanın Bretton Woods’u

- Zirvenin teması “Kriz sonrası dünya”. Financial Times gazetesi de zirvenin ana konusunun küresel finansal kriz olacağına katılıyor. Davos Zirvesi’nın yaratıcısı Klaus Schwab, bu yılki zirvenin modern dönemin “Bretton Woods”u olacağını ileri sürüyor. “Bretton Woods” toplantılarında 1945 sonrası dünya ekonomisi tartışılmış, Dünya Bankası ve IMF gibi kurumların temelleri atılmıştı.

- Zirvenin resmi katılımcılarına pedometre dağıtıldı. Reuters’in haberine göre zirve sonunda en çok kimin yürüdüğü hesaplanacak.

En popüler toplantı Lehman Brothers’ınki

- Zirvenin konusu finansal kriz ama dünyanın önde gelen bankaları zirveye katılmama kararı aldı. Citigroup ve Merrill Lynch’ten sonra önceki gün de Barclays’in yöneticisi Bob Diamond zirveye katılmaktan son anda vazgeçti. Banka Davos’a gitmekten neden vazgeçtiğini açıklamadı.

- Financial Times muhabiri Gillian Tett’in Davos’tan düzenli olarak tuttuğu bloğa göre bu yılın en popüler toplantısı Lehman Brothers’ın geleneksel akşam yemeği olacak.

“Eylül’de 36 saat: Yanlış olan neydi” başlıklı yemeğin katılım formu basıldıktan dakikalar sonra doldu. Tett’in haberine göre Amerikan dolarının gizemiyle ilgili bir oturum ve Çin-Hindistan ekonomilerini ilgilendiren tüm toplantılar çok popüler.

Angelina ve Bono bu yıl zirvede yok

Davos Zirvesi’nde bu yıl rekor sayıda katılımcı var. Yaklaşık 2 bin 500 katılımcı arasında 40 devlet lideri (geçen yılın neredeyse iki katı), 30 maliye bakanı, 1.400 CEO ve 400 gazeteci bulunuyor.

Bu yıl kriz nedeniyle Angelina Jolie, Bono ve Sharon Stone gibi ünlüler zirveyi renklendirmeyecek. Böyle olunca Davos’un en renkli ismi haline gelen budist rahip de dün basının ilgi odağı oldu

Read more...

Global krizde sinsi oyunlar

5 Kasım 2008 Çarşamba

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde döviz kurlarının düşük kalması, hatta daha da düşürülmesi için George Soros ve benzeri diğer büyük global oyuncularca çok büyük çaba sarf edilmektedir.

Bunlar batının gelişmiş ekonomilerinin yöneticilerini ve merkez bankalarını, IMF ve Dünya Bankası gibi global finans kurumlarını da ortak amaçları konusunda ikna ettiler.

George Soros’un ve benzeri diğer büyük global oyuncuların aşağıda belirttiğim amaçlarına uygun olarak ABD Merkez Bankasından, batılı ve diğer gelişmiş ülkelerin merkez bankalarından, diğer güçlü bankalarından, Dünya Bankası, Avrupa Kalkınma Bankası ve IMF den istedikleri şu şekilde özetlenebilir.

—ABD, Avrupa ve Japonya Merkez Bankaları'nın ve IMF'in bu maksatla Brezilya, Macaristan, Polonya ve Türkiye gibi ülkelerin merkez bankaları ile “swap” anlaşmaları yaparak onlara yeterli miktarda dolar kredi sağlanması istenmiştir.

—IMF döviz darlığı olan Türkiye, Macaristan, diğer doğu Avrupa ülkeleri, Pakistan gibi ülkelere popülist harcamalardan vazgeçmeleri koşulu bile aranmadan kolayca borç vermelidir.

—ABD ve Avrupa bankalarının gelişmekte olan ülkelere açmış oldukları kredileri geri istemesi engellenmelidir.

—ABD ve Avrupa gelişmekte olan ülkelere batıdan yapılacak ihracata da ihracat kredisi vermelidir ki gelişmekte olan ülkeler gelişmiş ülkelerin mallarını kolayca ithal edebilsinler.

George Soros gibi global fon sahipleri ve yöneticileri gerçekte niçin bu sürecin fikir babası olup başlattılar?

Aşağıda belirttiğim batılı ülke çıkarlarının yanı sıra, onlara ilave olarak hem bu fonların hem de batılı ülkelerin başka ortak çıkarları da bu süreci gerektiriyor. Bu fonların gelişmekte olan Türkiye gibi ülkelerdeki sıcak para (portföy) yatırımları, kriz nedeniyle merkezlerinde ortaya çıkan acil para ihtiyaçlarını karşılamak üzere, yerel para cinsinden (Türkiye’de lira cinsinden) yatırımlardan çıkması gerekiyor. Ancak gelişmekte olan ülkelerdeki döviz darlığı nedeniyle bu fonlar yerel paradan, örneğin Türkiye’deki lira portföylerinden dolara dönüşe geçince döviz kuru yükseliyor. Mesela Türkiye’de dolar kuru 1.8 olduğunda, elindeki lira portföyü ile sıcak para Türkiye’den 60 milyar dolar alıp merkezlerine götürebilecekken, dolar kuru 1.2 olduğunda 90 milyar dolar alıp götürebilecektir.

Yani sadece Türkiye’den aynı miktar lira ile 30 milyar dolar daha çok götürebilecektir. Brezilya, Meksika, Güney Kore, Singapur ve daha çok sayıda gelişmekte olan ülkeleri hesaba kattığınızda bu mekanizmanın Soros gibilere sağlayacağı fayda ( bu ülkelere vereceği zarar) yüzlerce milyar doları bulmaktadır. İşte Soros gibilerinin batılı devlet ve kurumları gelişmekte olan ülkelere kredi seferberliğine yöneltmesinin önemli sebeplerinden birisi budur. Lira portföylerinden daha çok dolar sağlamak. Halbuki IMF ve FED in bu ülkelere vereceği krediler dolar olarak verilecek ve dolar olarak herhangi bir erime, azalma söz konusu olmayacaktır.

Gelişmiş batı ekonomileri ve onların büyük oyuncularının çıkarları neleri gerektiriyor?

Global oyuncuların uygulamaya koydurduğu kredi mekanizmaları gelişmekte olan ülkelerin bağımlılığını artıracak ve batının mallarına harcama yapmalarını, batının üretimini ve gelirini artırmada ve durgunluktan çıkmasında etkili olacaktır.

Onlara göre, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin batının gelişmiş ülkelerinden ithalatları azalmamalı, mümkünse artmalıdır. Böylece gelişmekte olan ülkelerin ithalatı ile kendi ekonomileri taleple beslenip kendi vatandaşlarına gelir yaratırken (tabii ki bu Türkiye için yerli üretimi, vatandaşlarımızın gelirini azaltan tersine bir etkidir) aynı zamanda batı ekonomilerine bağımlılıkları devam edecek ve mümkünse artacaktır. Bu nasıl sağlanabilir. Elbette bu ülkeler borçlandırılarak. Batının serbest piyasa finans sistemi bu borçlandırmayı şimdiye kadar kendiliğinden yapıyordu.

Fakat şimdi krize girdi ve yapamıyor. O halde gelişmekte olan ülkelerin bu borçlanıp bağımlı kalma, kendi öz üretimlerine dönme yerine batıdan ithal etme alışkanlıklarını sürdürebilmeleri için batının büyük oyuncularının çareler bulmaları gerekiyor. Ne olabilir bu çareler? Batının özel sektör finans sistemi borçlandırmaya devam edemiyorsa o zaman devlet kurumları devreye girip Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeleri borçlandırmaya devam etmeliler. Batının büyük oyuncuları ve George Soros gibi büyük fonların sahipleri hemen konuyu pişirip batının kamu yöneticilerine benimsettiler ve hem IMF, hem de ( daha da ilginci tarihinde ilk defa) ABD Merkez Bankası (FED) gelişmekte olan ülkelere daha önce görülmedik bir şekilde borç verme yarışına girdiler.

ABD Merkez Bankası, George Soros’un ve batılı diğer büyük oyuncuların yukarıda özetlediğim isteklerine uygun olarak Brezilya, Meksika, Güney Kore ve Singapur’a 30’ar milyar dolarlık “swap” olanağı tanıdı. Bu ülkelerdeki döviz kurları düşmeye başladı. IMF’nin bolca dolar sağlamaya başladığı ülkelerin sayısı da giderek artıyor. Daha yenileri de olacak. Böylece gelişmekte olan ülkelere verilen astronomik borçlarla onları borçlandırıp, ithalatlarını artırıp gelişmiş ülkelerin kendi mallarına talep yaratmak suretiyle gelişmiş ülkelerdeki ekonomik krizi ve durgunluğu aşmayı kolaylaştırmak istemektedirler. Yani krizi aşmada gelişmekte olan ülkeleri borçlandırıp sömürmek bir araç olarak kullanılmaktadır.

Türkiye’de döviz kurlarının düşmesini isteyenler veya bu yönde girişimde bulunanlar bilmeyerek (bazı bağlantılı kişiler ve şahsi çıkarı gerektirenler ise bilerek) George Soros ve diğer batılı büyük oyuncularla aynı amaca hizmet etmektedirler.

Bizim Merkez Bankası’nın döviz satım ihaleleri de Soros ve benzerlerinin amaçlarına hizmet eder, cari açığı iflas edinceye kadar devam ettirir. Bu günlerde ülke çıkarları Merkez Bankasının döviz satım ihaleleri değil döviz alım ihaleleri yapmasını gerektirir. Aksi halde ülke menfaatleri ve döviz rezervleri yabancı fonlara peşkeş çekilmiş olur. Sonuç daha çok dışa bağımlılık, sömürülme ve teslimiyet olur.

Artık cari açık yoluyla yabancı malı tüketmek için yabancılardan borçlanmak, borçlanılan dövizleri düşük kur sayesinde artan ithalatla tekrar yabancılara geri vererek ülke olarak geleceğimizi tüketmekten vazgeçmeliyiz. Daha birkaç ay öncesine kadar söylenen çari açık problem değil borçlanabiliyoruz şeklindeki günü güllük gülistanlık göstermek uğruna geleceğimizi dinamitleme politikası katiyetle geride bırakılmalıdır. Döviz ihtiyacımızı daha çok ihracat yaparak, daha çok turizm geliri sağlayarak, daha az ithalat yaparak karşılamalıyız. Döviz kuru politikası bu amaca yönelik olmalı, tamamına yakını tüketim esaslı hammadde, ara mal ve tüketim malı ithalatına yapılan harcamaları, popülist nitelikli harcamaları azaltıp onun yerine enerji yatırımlarına, verimlilikte dönüşüm yaratacak teknoloji ve kalkınma yatırımlarına harcamalıyız.

Dr. Hamit BOZKURT
Eski Maliye Müfettişi

Read more...

Petrol ithalatı azalıyor, fatura kabarıyor

8 Eylül 2008 Pazartesi

Türkiye'nin bu yılın ilk yarısındaki (Ocak-Haziran dönemi) ham petrol ithalatı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,46 azalırken, petrol faturası yaklaşık yüzde 71 arttı.

AA muhabirinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerinden yaptığı derlemeye göre, Türkiye 2007 yılının Ocak-Haziran döneminde toplam 11 milyon 534 bin 744 ton petrol ithal eden Türkiye'nin bu yılın aynı dönemindeki ham petrol ithalatı 11 milyon 134 bin 486 tonda kaldı. Bu verilere göre Türkiye'nin bu yılın ilk yarısında yaptığı ham petrol ithalatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,46 azaldı.

Petrol ithalatındaki azalmaya rağmen Türkiye'nin ödediği ham petrol faturası yüzde 71 arttı. Türkiye geçen yılın ilk yarısında ithal ettiği petrole 4 milyar 979 milyon 378 bin dolar öderken, bu yıl ilk yarıda ithal ettiği ham petrole tam 8 milyar 515 milyon 717 bin 43 dolar ödedi.

HANGİ ÜLKELERDEN NE KADAR PETROL ALINDI

Türkiye bu yılın ilk yarısında ithal ettiği petrolün 4 milyon 27 bin 388 tonunu Rusya'dan, 3 milyon 916 bin 228 tonunu İran'dan, 1 milyon 727 bin 845 tonunu Suudi Arabistan'dan, 760 bin 731 tonunu Irak'tan, 254 bin 162 tonunu Kazakistan'dan, 237 bin 729 tonunu Suriye'den, 210 bin 413 tonunu da İtalya'dan aldı.

Bu arada 2005 yılında 23 milyon 389 bin 647 ton, 2006 yılında 23 milyon 786 bin 875 ton, 2007 yılında 23 milyon 445 bin 764 ton, bu yılın ilk 6 ayında ise 11 milyon 134 bin 496 ton ham petrol ithal eden Türkiye'nin son 3,5 yıldaki petrol faturası yaklaşık 39 milyar 656 milyon doları buldu.

Read more...

Abone Olursanız Haberiniz de Olur!

Aşağıdaki kutucuğa e-mail adresinizi yazıp gelecek olan onay linkine tıklayınız. Bu sayede en son borsa haberleri, borsa yorumları ve borsa tüyoları, e-mail adresinize gelecek.

|

Borsa-Tuyolari.Blogspot.Com

Bu sitede; başta Borsa Haberleri olmak üzere, ekonomi ile ilgili en son gelişmeleri bulabilirsiniz. Borsa Yorumları ve Borsa Tüyoları ile yatırımlarınız öncesi fikir edinebilir; Canlı Borsa bandı ile Hisse Senetlerini yakından takip edebilirsiniz. Bu site, yatırım danışmanlığı hizmeti vermemektedir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, bankalar ile kullanıcılar arasında imzalanan resmi bir sözleşme ile verilmektedir. Bu sitede, kişisel yorumlar da bulunabilir.
Bu blog, altyapısı Google tarafından sağlanan Blogger hizmetinden faydalanmaktadır.

Back to TOP