2009 piyasalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2009 piyasalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Piyasalar Kabus Görüyor

5 Şubat 2010 Cuma

İlk seansın bittiği şu saatlerde, borsanın güncel durumunu sizlere belirtelim:

Borsada dün yaşanan kabus, bugün de devam ediyor. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda dün yaşanan gerileme, bugün de sürüyor.

İlk seansta borsa, 2 bin puanın üzerinde gerileme yaşadı. Bu gerileme ile birlikte borsa bir ara, 51 bin 189 seviyelerine kadar geriledi. Daha sonra küçük alımlarla, İMKB günü 51 bin 361 puandan kapattı.

Borsada yaşanan bu tepetaklak düşüş, dolara da tem tersi bir etki yarattı. Dolar, 1.5170'den başladığı günün ilk seansında 1.5220 seviyelerine kadar çıktı.

Ayrıca bugün, ABD borsası, Çin borsası ve Uzakdoğu borsaları da sert düşüşler yaşadı. Bu da, piyasalardaki düşüşlerin karakteristik olduğunu ve genele yayıldığını gösteriyor.

Bakalım ikinci seansta neler yaşanacak.

Read more...

Piyasalar, şok yaşatabilir

26 Kasım 2009 Perşembe

Merkez Bankası'nın Finansal İstikrar Raporu'nda küresel piyasalarda yaşanabilecek yeni şokların finansal istikrara yönelik en önemli risk olduğuna dikkat çekilirken, diğer iki önemli risk olarak yüksek işsizlik ve beklenen yavaş yaşanabilecek ekonomik toparlanmayı işaret etti.

REFERANS GAZETESİ

Merkez Bankası, (MB), önümüzdeki dönemde finansal istikrara yönelik en önemli risklerin, iktisadi faaliyetteki toparlanmanın beklenenden yavaş olması, yüksek işsizlik oranları ile küresel finansal piyasalarda yaşanabilecek yeni şoklar olduğuna dikkati çekti. Küresel kriz dolayısıyla bankaların sermaye yapılarını güçlü tutmalarının büyük önem taşıdığı vurgulanırken, bu çerçevede bankaların kârlarını bünyelerinde bırakmalarının olumlu bir gelişme olduğuna dikkat çekildi.

Kamu borçlanması sınırlanmalı

Buna karşılık raporda kamuya bazı uyarılar yapıldığı da dikkatlerden kaçmadı. Kriz nedeniyle 2009'da bütçe açığındaki artışı sonucunda, kamunun borçlanma gereğinin yükseldiğine dikkat çekildi.

Bütçe açıklarının önümüzdeki dönemlerde mali sürdürülebilirlik kaygılarını artırmasının engellenmesi için kısa vadedeki mali genişlemenin orta vadede telafi edilmesi gerektiğine dikkat çekilen FİR'de, Önümüzdeki dönemde kamu borçlanma gereksiniminin kontrol altına alınması ve borcun sürdürülebilirliğine ilişkin kaygıların engellenmesi için Orta Vadeli Program'da öngörülen tedbirlerin kararlılıkla uygulanması büyük önem arz etmektedir ifadelerine yer verildi.

Finansörler borç ödedi

Merkez Bankası Finansal İstikrar Raporu'nun ikinci sayısı yayımlandı. Raporda, düşen cari açığın finansman yapısının da kriz etkisiyle değişikliğe uğradığı vurgulandı. Önceki dönemlerde yurtdışından kaynakla cari açığı finanse eden özel sektörün, son dönemde borç geri ödemesine odaklandığı belirtilirken, doğrudan yatırımların cari açık finansmanındaki payının arttığına vurgu yapıldı.

Raporun dikkat çeken bir diğer önemli ayrıntısı, ülkeden portföy kaçışı yaşandığı dönemde net hata noksan kaleminde gerçekleşen yüksek artıştı. Merkez Bankası bu yüksek artışa sebep olarak, kur farkının yanında yurt içi bankacılık sistemi dışında tutulan efektif tasarrufun bankalara TL karşılığı satılmasını gösterdi. Ayrıca, 2009 yılında gerçekleşen doğrudan yatırım girişlerinin önemli kısmını 2008'de yapılan enerji sektörü özelleştirmelerine ilişkin ödemelerin oluşturduğu hatırlatıldı.

Kur riskini kriz sınırladı

2008 yılı sonuyla kıyaslandığında reel sektörün yurt dışındaki yabancı ticari bankalar ile diğer kuruluşlardan kullandığı kredilerde kayda değer bir değişim olmadığı görülürken, bu gelişmede, dış finansman imkanlarının daralması ve maliyetlerinin artmasının yanı sıra yurtiçi kredi piyasası ve iktisadi faaliyetteki daralmaya bağlı olarak gerek bankacılık sektörünün gerekse banka dışı kesimin dış finansman ihtiyacının azalması da rol oynadı.

Firmaların satış gelirlerinin düşmesine bağlı olarak faaliyet kârlılığının azaldığı ve ödeme güçlerinin zayıfladığına dikkat çekilirken, Türk Lirasının değerinin son dönemlerde istikrar kazanması, yabancı para kredileri ve açık pozisyonu yüksek firmaların ödeme güçlerinin daha fazla bozulmasını sınırladığı kaydedildi. Reel sektörün finansal borçlarının, 2009 yılı Eylül ayı itibarıyla 339,6 milyar lira olarak gerçekleştiği belirtilerken, bunun yaklaşık yüzde 61,1'i yabancı para cinsinden olduğu ve kurlardaki değişimlerin reel sektörün finansal yapısını önemli ölçüde etkilediği kaydedildi.

KGF, KOBİ kredisini artırır

Raporda, Türk bankacılık sektörünün güçlü yapısını koruduğu ve Türk bankalarının sermaye yapılarının son dönemlerdeki yüksek kârların da katkısıyla daha da güçlenmesinin kredi kullandırma kapasitelerini artırdığı kaydedildi.

Son aylarda konut kredilerinde başlayan ivmelenmenin önümüzdeki dönemde Kredi Garanti Fonu'na (KGF) verilen desteğin de devreye girmesiyle KOBİ kredilerinde de görülebileceği ve genel olarak kredilerde de kademeli bir iyileşme olmasının beklendiği vurgulandı. Bankaların tahsili gecikmiş alacakların (TGA) artmaya devam etmekte olduğu ancak, iktisadi faaliyetteki toparlanmanın kademeli olacağı göz önüne alındığında, bu artışın bir süre daha devam edebileceğine dikkat çekildi.

Banka kârlarının formülü

Merkez Bankası'nın raporunda bankaların elde ettiği yüksek kârların matematiğine de yer verildi. Bankaların faizde yaşanan düşüşü kredilere aynı ölçüde yansıtmadığına dikkati çeken Merkez Bankası, banka kârlarındaki artışın önemli bir sebebi olarak da fonlama maliyetlerindeki azalışa rağmen uzun vadeli kredi maliyetlerinin aynı ölçüde indirilmemesini gösterdi.

Rapora göre bankaların mevduata ödediği faizde yaşanan düşüş, kredilerden aldığı faizdeki düşüşten çok daha keskin oldu. Kredi faizleri yüzde 22'lerden yüzde 18'lere geriledi. Mevduata ödediği faizler ise yüzde 16'lardan yüzde 10'lara geriledi.

Mali disiplin önemli

Önümüzdeki dönemde uygulanması gereken politikalar hakkında bilgi verilerken, bütçe açıklarının mali sürdürülebilirlik kaygılarını artırmasının engellenmesi için kısa vadedeki mali genişlemenin orta vadede telafi edilmesinin gerekli olduğuna dikkat çekildi.

Bu çerçevede, Orta Vadeli Programda 2010-2012 yıllarında kriz döneminde hızla artan bütçe açıklarını kademeli bir şekilde azaltmayı amaçlayan tutarlı bir çerçeve sunulduğu hatırlatıldı. Raporda, alınan parasal tedbirlerin orta vadede mali disiplin ve yapısal düzenlemelerle desteklenmesinin büyük önem taşıdığı kaydedildi.

Temmettü ödenmemesi sermaye rasyosunu iyileştiriyor

Rapora göre, mevduat bankalarının 2008 yılı için ödenen temettü tutarları, 2007 sonuna göre yüzde 57,1 gerileyerek, 2 milyar TL oldu. 2007 yılı sonunda yüzde 34,6 olan mevduat bankalarının temettü ödeme oranı ise 2008 sonunda yüzde 16,6'ya geriledi. Yapılan bir analizde 2007 ve 2008 yılları kârından hiç temettü ödenmemesi veya bir kısmının ödenmesi durumlarının mevduat bankalarının birincil sermaye rasyolarının üzerinde yaratacağı etkiler incelendi.

Buna göre, 2008 yılı kârından temettü ödemesinin hiç yapılmaması durumunda, 2009 yılı eylül ayı itibarıyla mevcut yüzde 16,6 olan birincil sermaye rasyosunun yüzde 17'ye yükselirken, 2008 yılı karının yüzde 50'sinin temettü olarak dağıtılması durumunda ise yüzde 15,8'e indiğine dikkat çekildi.

Read more...

2009`da piyasalar nasıl olacak?

29 Aralık 2008 Pazartesi

2008 yılı, yaşanan ekonomik kriz ve piyasalardaki deprem nedeniyle tarihe geçecek. 2009 ise daha çok yaraların tamir edilmeye çalışıldığı “pansuman” bir yıl olacak. Krizin üssü ABD’de yeni başkan Obama “gerçek tedaviyi” benimserse, piyasalar, dibi yılın ilk yarısında görüp, hızlı bir “dirilişe” imza atabilir.

Ali AĞAOĞLU / VATAN GAZETESİ

2008 yılı tüm “küre” için zorlu geçti. Darbe almamış olan pek az. Bu darbelerin bazıları az, bazıları çok hasara neden oldu. Etkileri yeni yılda da hissedilecek. 2008 yılının açmış olduğu yaraların tamir edilmeye çalışıldığı, bir “pansuman” yılı olacak gibi görünüyor. Yeni yılın neler getireceğini tam olarak kestirmek hayli zor. Belki de “kesinlikle” söylenebilecek tek şeyin; 2009’un “Küresel Resesyonla Mücadele Yılı” olacağıdır!

Paket açıklanacak!

2008’in hem ekonomik “düzende” hem de “ruhlarda” yaratmış olduğu yıkım o kadar büyük ki, tamiri kısa zamanda olamayacak. Yaşanan travmaların etkisi; arada coşkulu ralliler bile olsa da (ki olacaktır!); kolay kolay silinmeyecek gibi.

Amerika’nın tercihi, yılın nasıl geçeceğini belirleyecek! 2008 yılında herkesi “sıradan kurtarmaya çalışan” ABD; aynı tercihini (kanser teşhisine rağmen “yanık” tedavisini) sürdürürse kriz kısa zamanda çözülemeyecektir. Sorunun kaynağına inmeden; bu yıl olduğu gibi; geçici çözümlerle (pansumanlarla) idare etmeye çalışırlarsa, önümüzdeki yıl da yine sancılı geçecektir.

Yok eğer Obama cesur davranıp; “iyi” ile “kötüyü” birbirinden ayırıp, iyilerle yoluna devam edecek olursa; yani “gerçek tedaviyi” benimserse krizin en derin noktasını (dibi) ilk çeyrekte; bilemediniz en fazla ikinci çeyrekte görüp, hızlı bir “dirilişe” bile şahit olabiliriz.

İMKB yaralarını sarabilecek mi?

Türkiye ile ilgili 2009 beklentilerine gelince... Hükümetin yüzde 4’lük büyüme hedefi hayal olarak kalacaktır!

Rusya; ilk çeyrekte devalüasyonu “hızlandırmazsa”; Türkiye önemli bir ticari partneriyle olan hacmini kaybedebilir!

Avrupa bölgesindeki resesyonun “uzaması” Türk ihracatçılarının işini zorlaştıracaktır!

Türk ihracatçıları; uluslararası navlun fiyatlarındaki rekor düşüşlerden sonra; Çin’in sert ve adil olmayan rekabetini her alanda ve her piyasada “enselerinde” hissedecekler! Hatta Türkiye sınırlarında bile...

Yerel seçimlerden çok önce (muhtemelen Şubat başında) IMF ile anlaşma imzalanacak! Ancak bu anlaşma tek başına bir çözüm olamayacaktır. Anlaşma sonrasında piyasalarda kısa süreli bir bahar havası yaşansa bile, hemen ardından “kürenin” gerçekleri yeniden öne çıkacaktır.

Dolarda 1.75 YTL seviyesi önemli

G-7 Bölgesi faizlerini “sıfıra” yakınlaştırırken, T.C. Merkez Bankası da gecelik faizleri en az 250 baz puan daha indirir. Türk Hazine bonoları gözde yatırım aracı olmaya devam edecektir!

Faiz indirimleri kurları; “küredeki” gelişmelerden daha az etkileyecektir. Dolar/YTL kurlarının ama şu ama bu sebeple; 1.75’lerin üzerine geçilmesi (ki önümüzdeki yıl için 1.45-1.75 “makûl aralık” olacaktır) durumunda; 2.05’lerin konuşulduğu gergin günler yaşanabilir! Dünyada yeni dipler görülürken; İMKB 100’de de en düşük 0.9 cent seviyesi (endeks karşılığı YTL kurlarına bağlı) görülebilir. Yeni dipler görüldükten sonra; üçüncü veya dördüncü çeyrekte 38.600 seviyeleri test edilirse, bu da beni şaşırtmayacaktır!

“Küreye” dair birkaç “nokta tahmin”

* Borsalardaki dipler, 2009 yılının ilk çeyreğinde görülebilir
* Dolar, euro karşısında yılın ilk çeyreği veya yarısında; 1.15-1.20 aralığına kadar değer kazanabilir, ardından 1.50 seviyesinin üzerine çıkar. Yeni rekor bu sene zor!
* Altın; borsalarda yeni dipler görülürken 900 dolarların üzerine çıksa da hemen ardından 600-650 dolarları test edebilir. 2010 başlarındaki muhtemel “enflasyona geçiş döneminde” de yeniden 1.000 dolarlara doğru bir hareket görülebilir.
* Petrol 35 doların altında fazla kalamayacak, ikinci çeyrekte 60 dolarları görebilir!

Dow Jones’ta 6.850-7.200 aralığı görülebilir

Hangisi tercih edilirse edilsin, 2009’da ABD borsalarında yeni dip(ler) görülecek! Ama Ocak ayının ikinci yarısında, ama yılın 2. çeyreğinde... Zamanlama ve seviye; yukarıdaki “pansuman/gerçek tedavi” tercihine bağlı olacak. Seviye olarak benim öngörüm Dow Jones’ta 6.850-7.200 aralığı; S&P’de ise 700 (+/- 20 puan) seviyeleri.

2008’de alınan ve alınacağı “vaad edilen” önlemler (ancak dipler görüldükten sonra) yılın ikinci yarısından itibaren etkisini gösterecektir. Gelişmiş ekonomiler resesyonla mücadele ederken, 0 (sıfır) faiz politikası küreye hakim olacak gibi görünüyor. Bu arada “faiz” önümüzdeki yıl en fazla duyulacak finansal terim olacak! Ama merkez bankaları, ama bonolar, ama şirket borçlanmaları nedeniyle “faizi” daha sık duyacağız!

Emtia fiyatları düştü ama...

Yılın ilk yarısında deflasyon nedeniyle; emtialar başta olmak üzere tüm “kürede” fiyatlar düşerken, 2010’a yaklaşıldığında ya da girerken yeniden “enflasyon” tartışıyor olabiliriz! Japonya’nın son 15 yılda yaşadıkları ve Karl Marx bu yıl en fazla okunanlar arasında olacak!

Çin iç talebi canlandırmak için elinden geleni yaparken; elindeki üretim fazlasını “satabilmek” adına dünyadaki diğer üreticilerle (Türkiye’da dahil) “sert ve adil olmayacak” bir rekabete girecek! Navlun ücretlerinin rekor seviyede düşmesi Çin’in işini kolaylaştırırken, uzaklık dezavantajı önemli ölçüde azaltacak. Gelişmekte olan ülkeler büyüme konusunda G-7’lerden daha şanslı ve başarılı olacaklar, ancak onlar değil dünyayı, kendilerini bile doğru dürüst kurtaramayacaklar!

Gelişmekte olan ülkeler arasında “rekabetçi devalüasyonlar” yarışı yaşanabilir! Herkes daha fazla ihracat yapabilmek için kendi para birimlerini devalüe ederken, dolar başta olmak üzere, euro ve diğer “major” para birimleri “haketmedikleri” değerlere yükselebilirler.

Read more...

Abone Olursanız Haberiniz de Olur!

Aşağıdaki kutucuğa e-mail adresinizi yazıp gelecek olan onay linkine tıklayınız. Bu sayede en son borsa haberleri, borsa yorumları ve borsa tüyoları, e-mail adresinize gelecek.

|

Borsa-Tuyolari.Blogspot.Com

Bu sitede; başta Borsa Haberleri olmak üzere, ekonomi ile ilgili en son gelişmeleri bulabilirsiniz. Borsa Yorumları ve Borsa Tüyoları ile yatırımlarınız öncesi fikir edinebilir; Canlı Borsa bandı ile Hisse Senetlerini yakından takip edebilirsiniz. Bu site, yatırım danışmanlığı hizmeti vermemektedir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, bankalar ile kullanıcılar arasında imzalanan resmi bir sözleşme ile verilmektedir. Bu sitede, kişisel yorumlar da bulunabilir.
Bu blog, altyapısı Google tarafından sağlanan Blogger hizmetinden faydalanmaktadır.

Back to TOP